Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3849 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Namık Kemal'in suçu neydi?
Hasan Tülüceoğlu

  Sayı: 78 - Ekim / Aralık 2013

Böyle bir soru, dizi enflâsyonuna  uğrayan televizyon dünyamızdaki bir diziyi hatırlatsa da isminden etkilenmemekle birlikte konunun toplumsallığı açısından dizi adı sorusuyla benzerlikler taşımaktadır. Soru'nun oluşumunda ve verilebilecek cevaplarda her ikisi de toplumsal olgu ve oluşumlar içerir.

Namık Kemal'i genel çoğunluğumuz lise ders kitaplarında 'Vatan yahut Silistre' adlı -ki edebiyat kitaplarında uzunca bölümleri yer alırdı- tiyatro eseriyle tanırız.

Namık Kemal eserleriyle, yazılarıyla bizde 'hürriyet' ve 'vatan' kavramlarını ilk defa gündeme getiren bir şair ve aydınımızdır.

'Vatan yahut Silistre' adlı eseri edebi yön olarak biraz  zayıf ve basit kalmakla birlikte ilk defa 'vatan' ve 'millet' kavramlarını dile getirmesi açısından önemlidir. Basitliğine rağmen o günkü şartlarda sahnelenmesi büyük etki yaratmıştır. Zaten ne olduysa bu oyunun  1 Nisan 1873 tarihinde Gedikpaşa Tiyatrosu'nda Güllü Agop kumpanyası tarafından sahnelenmesinden sonra olmuştur. Tiyatroyu izleyenler oyunun yazarı Namık Kemal'e beklenmedik bir ilgi ve alâka göstermişlerdir. Devamında ‘İbret gazetesi’ bu oyunu ve halkın ilgisini yayınlarıyla gündemde tutmuştur.

'Vatan' ismiyle yazdığı bu oyunda Namık Kemal, o güne kadar dile getirilip kullanılmayan vatan kavramını, vatan sevgisini, vatan için kendini feda etmeyi, milliyet ve milletin önemini anlatır. Okuduğumuzda bizleri de bu kavram ve duygular açısından derin bir şekilde etkileyecektir. Basitliği bozulmadan bir senaryoyla filme alınsa bu film gişe rekorları kıracaktır.

O halde böyle güzel duygu ve düşünceleri ifade eden bir eserin yazarı tiyatroda sahnelenmenin devamında niçin tutuklanıp Magosa'ya sürgüne gönderilmiştir? Diğer ifadeyle Namık Kemal'in suçu neydi?

Burada öncelikle dini değerler ağırlıklı Osmanlı toplumunun 'lale devri'yle birlikte devlet eliyle 'batılılaşmaya' başladığı siyasal ve toplumsal gerçeğini hatırlatmakta fayda var. Devletin 'batılılaşma' egzersizleri sonuçta 'tanzimat dönemini' doğurmuştur. Namık Kemal 'Tanzimat döneminin' yetiştirdiği bir aydındır. Tanzimat yaklaşımları da yetmemiş ve bazı yeni yetme aydınlarımız özellikle yönetimde daha fazla özgürlük, hürriyet bugünkü ifadeyle demokrasi istemişlerdir. Tanzimat uygulamalarına rağmen Batıya karşı konumumuzda çokta fazla bir şey değişmemiştir. Bu gerçek karşısında bazı aydınlar devlet yönetiminin daha çok hürriyetler sunmasını, özgürlüklerin genişletilmesini, Osmanlı Sultanı'nın yetkilerinin azaltılmasını bir çözüm olarak sunmuşlar ve bu da bilindiği gibi 'meşrutiyetlerin' ilânlarıyla sonuçlanmıştır.

Yönetimde hürriyet ve özgürlük isteyenler ve bunu siyasal alana taşıyanlar içlerinde Namık Kemal'in de bulunduğu 'Yeni Osmanlılar'ı oluşturmuşlardır. Bunlar faaliyetlerini sürdürebilecek ortamı ancak Avrupa'da bulabilmişlerdir. Namık Kemal, devlet yönetimini hürriyet açısından eleştiren yazıları nedeniyle devlet göreviyle İstanbul'dan uzaklaştırılmak istenmiştir. O bir Yeni Osmanlı olarak devlet görevi almak yerine Avrupa'ya adeta kaçmıştır. Ancak grupta bir süre sonra çıkan anlaşmazlık nedeniyle yurda dönmenin en iyi alternatif olduğunu görmüştür. Tabir caizse Namık Kemal, sivri dilli birazda cesur ve sözünü esirgemeyen bir yazardır. Bu tabiatı gereği yönetimi hep eleştirmiştir.

Tiyatronun sahnelenmesinden sonra olay biraz daha siyasallaşınca yönetim, o günkü 'eleştirel(muhalif) medyanın' önde gelen isimlerini toparlayıp yayınlarına da son vererek sürgünle İstanbul'dan uzaklaştırmıştır.

Ama devlet, bugünün aksine o gün yetişmiş insanına her ne olursa olsun değer vermiştir. Abdülaziz'in kanlı bir darbeyle devrilmesinden sonra tahta çıkan Sultan V. Murat zamanında Namık Kemal affedilerek İstanbul'a dönmüştür.

Zannedilenin aksine Namık Kemal'i sürgüne gönderen Sultan II. Abdülhamit değildir. Aksine Abdülhamit, Namık Kemal'i 'meşrutiyet' ilanında ona değer ve önem vererek anayasayı hazırlayacak ekibe almıştır.

Namık Kemal, kayıtsız şartsız batılılaşmayı kendine hedef edinmiş Osmanlının haylaz, heyecanlı, söz dinlemez 'Yeni Osmanlı' çocuğudur. Bu yapısı, Sultan Abdülhamit tarafından anayasa göreviyle taltif edildiği halde bunu görmeyip hararetli hürriyet duygusuyla Abdülhamid'i açıkça eleştiren hatta tehdit eden şiirini mecliste okumasını sonuç verir.

Abdülhamit buna karşılık koruyucu devlet yaklaşımıyla bu değerli insanını sürgüne değil devlet göreviyle İstanbul dışına gönderir.

Devletin kendine bu yaklaşımı karşısında zaman içinde Namık Kemal, bazı şeyleri  anlamış olmalı ki o zaman devlet politikası olan 'İslam Birliği'nin önemini dile getirdiği 'Celalettin Harzem Şah' oyununu yazar. Bundan dolayı Abdülhamit tarafından taltif edilir.

Bulunduğu görevlerde devlet ve halk adına önemli ve büyük hizmetler yapar. Kendi isteğiyle görev aldığı 'Sakız Adası'nda maalesef genç denecek yaşta hayat süresi sona erer.

Gelibolu'da gömülme arzusunu öğrenen Padişah II. Abdülhamit,   naaşını Gelibolu'ya naklettirir. Bolayır'da Orhan Gazi'nin oğlu Şehzade Gazi Süleyman Paşa'nın türbesinin yanına gömülüdür. Birkaç yıl sonra Sultan Abdülhamit bir türbe yaptırır. Türbenin planını Tevfik Fikret çizer.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Göbeklitepe’de Hz. İbrahi... - Sayı 124
İslâmcıların kültürelsizl... - Sayı 89
Batılılaşmada mündemiç di... - Sayı 88
Babel'de doğuya bakış... - Sayı 87
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16764708
 Bugün : 3372
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 730759
 Bugün : 299
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 189
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim