Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2237 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Âvâzeyi âleme DAVUT gibi sal!
Murat Yorulmaz

  Sayı: 82 - Ekim / Aralık 2014

Seçilmiş cumhurbaşkanı ve halen başbakan Erdoğan’ın halefini belirlediği toplantıda, sürpriz bir isim çıkma ihtimali konuşulsa da, herkesin üzerinde ittifak ettiği kişi Dış İşleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’ndan başkası değildi. Davutoğlu, gerek duruşu, gerek söylemleri ile muadillerinden farklı bir karakter çizerek esasında siyasi hayatımızda şimdiye kadar pek görmediğimiz ve alışık olmadığımız yeni bir figür olarak karşımıza çıkıyor.

Henüz 4 yaşındayken öksüz kalması, babasının, annesi öldükten sonra yeniden evlenmesi ve ardından da Taşkent gibi küçük bir ilçeden İstanbul gibi bir metropole taşınmaları küçücük çocuğun kişiliğinin oluşmasında ne kadar etkili olmuştur kimbilir?.. Buna bir de 12 yaşında yatılı okulda okumaya başlamasını da eklersek, yüzündeki mahsunluk halini, sürekli olarak başını hafifçe öne eğmesini, hafif gülümsemelerini, fevri davranışlardan mümkün olduğu kadar uzak, ölçülü ve hesaplı yapısını daha iyi anlayabiliriz. Küçük yaşta öksüz ve bildiği sosyal ve kültürel ortamdan ayrı kalmanın o yaşlarda karakterinde ne şekilde travmalara yol açtığını kestirmek mümkün olmasa da, büyüdükçe bunların kendisini nasıl güçlü kıldığını şimdiye kadar yaptığı görevlerde müşahede etme imkânımız oldu.

Resmen başbakan adayı olarak duyurulduktan sonra gazete ve televizyonlara hayat hikâyesiyle ilgili ilginç anekdotlar yansıdı. Bunların içerisinde en ilginci Babaannesinin “Oğlun ola kızın ola. Oğlunla Ordu, kızınla oba olasın. Koç koç oğlanların ardına düşe, dünyalar ayaklarına gele, herkes sana akıl danışa” şeklinde yaptığı dua… Hayat hikâyesinden babaannenin evde önemli bir figür olduğunu anlıyoruz. Evden ayrılırken babası tarafından bir ritüel haline getirilen babaannenin elini öpme eylemi de bu önemden… Tipik bir Anadolu ailesi… Zaten televizyonların başbakan adaylığı açıklandıktan sonra memleketinde ve akrabaları içerisinde yaptığı yayınlardan da bu anlaşılıyor… Anadolu davasını bu kadar yüksek sesle dile getiren kişinin de Anadolu’nun bağrından çıkan tipik bir Anadolulu olması kaderin bir cilvesi… Aslında onun hikâyesi hepimizin ailesinde, hiç olmazsa muhitimizde benzerleri bulunan bir imkânsızlıklar ve yoksulluk içerisinden sıyrılıp başarıya ulaşma hikâyesi… Bu bakımdan milletin çok sevdiği “romantik” bir hâl de söz konusu… Ne kadar “lüks” ve “marka” da olsa –ki öyle olmalı– kılık kıyafeti, aksesuarları, kullandığı eşyalar içten dışa doğru eşyaya olan hâkimiyetini gösterirken; dıştan içe doğru da bir yalnızlığın baş aktörü olmakta…

Batı’da dış işleri bakanı dendi mi, akan sular durur… Hariciye bir devletin en önemli kurumudur. Hele hele İngiltere, Fransa, Almanya gibi dünya üzerinde söz sahibi olma gayesi güdenler en iyi yetişmiş kafalarını hariciyeye yönlendirirler. Bu sebeple “Ekselansları” hitabı tüm siyasetçi ve bürokratlar arasında bir tek dış işleri bakanlarına yakıştırılır. Gerek başbakanlık baş danışmanı ve dış ilişkilerden sorumlu olduğu dönemde dolaylı olarak, gerekse doğrudan doğruya dış işleri bakanlığı yaptığı sürede, oyun kurma yeteneği, diplomatik başarıları tüm dünyanın ilgisini Davutoğlu’nun üzerine çekmeye yetti. Avrupalıların “pokerface” dedikleri duygularını mimiklerine yansıtmama, elindeki kozun kıymetini hamle anına kadar gizleme ve yaptığı hamle ile büyük bir sürpriz yapma kuvvetine sahip… Bu durum kendisini, özellikle sonuçların orta ve uzun vadede alındığı dış işleri gibi ülkemizin şimdiye kadar hep ikinci sınıf muamele gördüğü bir alanda sivriltmeye yetiyor. Elbette Erdoğan’ın ve Akparti’nin sürükleyici gücü de bunda bir etken, ancak bu sürükleyici gücün oluşmasında da Davutoğlu’nun stratejik katkısını göz ardı edemeyiz. Bu hususu her türlü engelleme ve karalamaya rağmen insanımız da gördü… 2009 yılında yapılan kongrede Merkez Karar Yönetim Kurulu’na Bülent Arınç ile birlikte delegelerin verdiği geçerli 1243 oyun tamamını alarak girmesi de bunu gösteriyor...

Kitap sahibi bir başbakan… Bir batılı “Yazmak sistemli düşünmektir” diyor… Kitap yazmanın neye isabet ettiğini siz düşünün… Yazdığı kitapların isimlerine bakalım; en popüleri “Stratejik Derinlik”, diğerleri, “Medeniyetin dönüşümü ve Müslüman dünyası” “Alternatif Paradigmalar”… Kitapları okumasanız ve sırf bu isimleri duysanız bile müellifinin bir “mesele”sinin olduğunu anlarsınız…

Başdanışmanlık ve Dış İşleri Bakanlığı yaptığı süre boyunca en fazla ön plana çıkan özellikleri taktisyen ve stratejist olması. Orta ve uzun vade düşünmeyi bilen, oyunu buna göre kuran Davutoğlu’nu, sadece İsrail’in özür dilemesi ile sonuçlanan Mavi Marmara baskınından sonraki diplomatik hamleleri tek başına yüceltmeye yeter… Bunun yanında 1915 olayları sebebiyle Ermeniler’den resmi özür, Dersim’de yaşananlar sebebiyle alınan tavır, Bosna Hersek ve Sırbistan arasında bir diyalog kapısı açmayı başarması, Afganistan ve Pakistan Devlet Başkanlarının sürekli olarak görüşmesine zemin hazırlaması, Arap Baharı hakkındaki tespit ve değerlendirmeleri, Irak’ın bütünlüğü ve Kuzey Irak’taki yönetim ile ilişkiler… Hep onun imbiğinden süzülen taktiklerin vücut bulmuş halleri…

Atalarımız “Yiğit düştüğü yerden kalkar…” demiş… 100 yıllık parantezin kapandığı, yeniden büyük devlet olma hayali gütmeye başlayan bu “Yiğit”in yüreği Erdoğan’sa, aklı da Davutoğlu’dur… Bu yiğide bir de bilek lazım ki, Milli İstihbarat Teşkilâtı Başkanı Fidan, bilek olmaya en büyük namzettir…

Geçmişte en büyük devlet teşkilatımızı kurduğumuz çağda, çağının şairler sultanı olan Bâki’nin dediği gibi; baki kalan, kubbede hoş bir seda ise, avaziye de, âleme DAVUT gibi salmak gerek…

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Karşıt... - Sayı 88
Sahte... - Sayı 88
Âvâzeyi âleme DAVUT gibi ... - Sayı 82
Ders zili çaldı... - Sayı 72
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17495424
 Bugün : 1954
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833891
 Bugün : 268
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim