Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3176 kez okundu.     3 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Garbı uyandırıp aydınlatan İslâm Âlimleri
Yavuz Şamil KILIÇ

  Sayı: 85 - Temmuz / Eylül 2015

Zuhruf Sûresi 44. Ayet: “Şüphesiz bu Kur’ân senin ve kavmin için bir öğüttür, ve ondan mes’ul olacaksınız (hesaba çekileceksiniz).”

Bu mesuliyet şuuru ile Ashab-ı Güzin efendilerimiz bir numune-i timsal olarak karşımızda durmaktadır: “Biz, Kur’ân-ı Kerim’den on âyet-i kerime öğrendik mi, o on âyetin helâlini, haramını, emir ve nehiylerini öğrenmedikçe bir sonraki on âyeti öğrenmeye geçmezdik.” Bu ibretamiz ifade ahir zamanı doludizgin yaşadığımız şu asırda ne de çok tefekküre muhtaç değil mi? Bu izahatımızdan maksad, Kur’ân’ın âmir ayetlerine istinaden amel edilmesi ve günlük muamelâtta da bu istikamet üzere yaşanmasının ehemmiyetini ifade etmektir. Ve bu muamelât, amellerin faydasını görebileceğimiz bir ihlâsla olmak mecburiyetindedir.

İHLÂS

“İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek azim bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” Bu hadis-i şerif ile ilim, amel ve ihlâs üzerine zikredilen merhaleleri geçme mecburiyetimizi izanınıza sunarız. Nitekim bu hususa dair Müceddid-i Elf-i Sani İmam-ı Rabbani Hazretleri 59. Mektupta: “Sonsuz felaha kavuşabilmek için üç şey, muhakkak lâzımdır: İlim, amel, ihlâs” tesbiti ile dikkatlerimizi ihlâsa, ihlâs ile amel etmeye çekmektedir. Kazanılmasındaki zorluk açıkça ifade edilmiş olan ihlâsa değinmekten gaye, semerenin ortaya konmasıdır. Zira semere, ihlâs ile edilen amel ve muamelâtın neticesidir. Bu ifadelerimizin zahirdeki izahatı olarak İslâm âlemleri, kendilerini ispat edercesine Garb âlemini uyandırıp aydınlatmışlardır.

SEMERE

Hicr Sûresi 9. Ayet: “Şüphesiz ki zikri (Kur’ân’ı) biz inzal ettik (indirdik) ve onu biz muhafaza edeceğiz.”

Din-i Mübin-i İslâm, Aziz Allah’ın muhafazası ile tam on beş asırdır ayaktadır ve kıyamete kadar da hayatiyetini devam ettirecektir inşallah. Öyleyse merakımızı sizinle paylaşarak sizi tefekküre davet ediyoruz: Sahabe-i Kiramdan sonra eslaf-ı izam ve ecdad-ı izam tarafından anlaşılıp anlatılan ve yaşanılıp yaşatılan bu dinimiz vesilesi ile, Garb âlemi uyandırılmış ve aydınlatılmış, çağ kapatılıp çağ açılmıştır. Bu semereleri ile ehl-i Kur’ân olduklarını ispat etmişlerdir. Bu ulvî neticelerden, gayretlerden uzaklaşmamızın sebebi, Kur’ân olmadığına göre -ki tahrif olmamıştır, olmayacaktır- o mübarekleri yetiştiren mekteblerden, mürşidlerden uzaklaşmış olmamız mıdır? Bu ifritten sualin kılını çekebilecek akıllara medyun-u şükranız.

Garbı uyandırıp aydınlatan İslâm âlimleri, çağ kapayıp çağ açanlar ve Rönesans'a kaynaklık edenler, İslâm kültürünün semeresi olarak garbı medenileştirmişlerdir ve hep aynı usûl ile, tasavvuf ile yetişmişlerdir. Vusûl de böyle olmuştur.

Çağ kapatılıp çağ açıldığı zamanın müslümanı, bu zamanki müslüman olsa idi, hiç çağ kapanıp çağ açılır mıydı? Kur’ân, aynı Kur’ân. Hûlasâ, temsil etme ve tebliğ etmek suretiyle icra edilmesini sağlamak meselesi olarak ifade edebiliriz. O dönemlerde yaşayanların bugünkü insanlara göre daha dindar olmaları ömürlerini ilme vermelerini engellemiyordu. İlim, dinin ikiziydi. İslâm âlimleri “Kıyamet gününde âlimlerin mürekkebi ile şehitlerin kanı tartılır, âlimlerin mürekkebi şehitlerin kanından ağır gelir.” gibi hadisleri baş tacı etmiştir.

RÖNESANSIMIZIN MATEMATİK HOCALARI MÜSLÜMANLARDIR

Meçhulü belirten “X”, Müslümanların icadıdır.

Sinüs ve tanjant Müslümanların buluşudur.

Sıfırı Müslümanlar bulmuştur. Bugün bize çok basit gelen sıfırın icadı hakkında Jeaques Risler şöyle demektedir: “Herhalde bu bir dâhiyane icattı; hiç abartmadan denilebilir ki, sıfırın icadı insan cinsinin en büyük keşiflerinden biridir.” Bütün bunlara dayanarak Risler “Rönesans’ımızın matematik hocaları Yunanlılar değil, Müslümanlardır” demek zorunda kalmıştır.

El-Harezmi (ö.846): İslâm ilim ve fikir dünyasının hattâ topyekûn ilim âleminin köşe taşlarındandır. Altmış dokuz âlimle beraber Halife El Memun için ilk coğrafya ansiklopedisini tertip etmiştir. Astronomi alanında yaptığı tablolar Kurtuba’dan Changay’a kadar uzanan sahada yaşayan astronomlara yüzyıllarca rehberlik etti. Trigonometrinin kurucusudur. Algorithme (logaritma) kelimesi de, Batılıların “Al-harizmi” dedikleri, Harezmî’nin isminden gelmektedir.

Ortaçağ Batılı coğrafyacıların, İslâm coğrafyacılarıyla mukayese edilemeyeceklerini, günümüz Batılı coğrafyacıları da kabul etmektedir. Bu konuda Watt şöyle demiştir: “Avrupalıların edindiği en geniş ve doğru coğrafi bilgiler Müslümanlar sayesinde olmuştur.”

El-Biruni (973-1051): Dünyanın kendi etrafında döndüğü gibi, güneşin de etrafında döndüğü fikrini Kopernik’ten beş, Galile’den ise altı asır evvel ilk açıklayan âlimdir. Böylece Biruni, dünyanın hareketine işaret etmekteydi.

İbnü’n-Nefis (1210-1288): Tıp âleminin en kıymetli keşfini küçük kan dolaşımını bulması ile yapmıştır. Hem de bu keşfi, M. Serveto ve R. Colombo’dan üç asır, Harvey’den dört asır evvel yaparak bu şerefin de müslüman âlimlerde olmasını sağlamıştır.

Ak Şemseddin (1390-1458): İlk tahsilini Osmancık ve Amasya’da tamamladıktan sonra 1445’de Hacı Bayram-ı Veli’ye intisap etmiştir. Fatih Sultan Mehmed ile İstanbul’un fethine iştirak etmiş ve fethin manevi fatihi olmuştur. Bu sırada Peygamberimizin sancaktarı Ebu Eyyub el-Ensari’nin kabrinin yerini keşfetmekle meşhurdur. Tıp sahasında çalışmış, mikrobun varlığını tesbit ederek hastalıkların da tohumları (mikropları) olduğunu belirtmiştir. Ak Şemseddin Hazretleri yolda yürürken otlar kendisine, “Ben şu hastalığa şifayım, ben bu hastalık için şifayım” diye seslenirdi. Bütün tıp ilmini üzerine bina ettiği keşfi olan mikrop ve bulaşıcılıkla da tıbba en büyük hizmeti yapmıştır. Bu bakımdan haklı olarak “Lokman-ı sani” lakabını almıştır. “mai kibrit-i şerif” dediği ilâcın birçok hastalığa deva olduğunu belirtmiştir.

Bir düşün! Kısaca misal verdiğimiz İslâm âlimi dedelerimiz ilmi terakkiyat noktasında garbı uyandırıp aydınlatmasa ve tarihinin kaydettiği en muhteşem ikililerden Fatih ve Ak Şemseddin dedelerimiz ile o mübarek milleti vesilesi ile çağ kapanıp çağ açılmasa, bugün Avrupa âlemi hâlâ papa, kilise, engizisyon şeytan üçgeni kıskacında olacaktı. Ve dünyaya deniyetten başka bir hediyesi (!) olmayacaktı. Ne yazık ki, İslâm güneşinin, karanlıklarının üzerinde tulû etmesinden nasibini alamayan garb âlemi, sekülarizmi seçmesi ile de deniyet ehli tek dişi kalmış bir canavar olarak tarihe leyle-i yeldâ misali geçmiştir.

Bu kadar izahati kâfi görmekle beraber bir hadis-i şerifi sizlere sunarak sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz.

“Ya âlim, ya ilim öğrenen, ya dinleyen veya bunları seven ol! Sakın beşincisi olma, yoksa helâk olursun.”

(Mahmut Karataş’ın Müslüman Bilim Adamları ‘Mostar- İstanbul 2010’ eserinden ve Mehmed Niyazi’nin ‘Medeniyetimizin Analizi ve Geleceği’ (Ötüken-İstanbul 2011) isimli eserinden istifade edilmiştir.)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Ömer    07.03.2023
Yorum : Herkes bir çok hastalığa iyi gelen mai kibrit-i şerif ten bahsetmiş te nedir nasıl yapılır hiçbir bilgi yok haliyle şuan hiçbir hastalığa fayda gelmiyor.




Ekleyen : Serdar    09.11.2015
Yorum : Kaleminize kuvvet güzel bir yazı olmuş. Devamını bekliyoruz.




Ekleyen : Kamil     26.08.2015
Yorum : Maşallah yazınız çok güzel olmuş devamını talep ediyoruz inşallah





 
Lisan davamıza dair... - Sayı 86
Çağ açıp çağ kapayanların... - Sayı 86
Garbı uyandırıp aydınlata... - Sayı 85
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (121):
Türk masal ve destanları...

Son Eklenen Yorumlardan
 sağlık dileklerimizle, hürmetle...... naci eroğlu

 Elinize emeğinize sağlık sevgili Halis hocam.Yazılarınızı takıp ediyorum hislerimize tercüman oluyor... Ahmet

 Elinize emeğinize sağlık sevgili Halis hocam.Yazılarınızı takıp ediyorum hislerimize tercüman oluyor... Ahmet

 bosch professional gop 185-liBeylikler dönemini hatırlayalım, birbirlerine karşı üstünlük mücadelesi... Feyzi

 "Yürü kardeşim,Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin."Sen ve senin gibi şuurlu insanların sayıları bereke... Nilüfer Mihailoğlu


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Kardelenden haberler
Ayağa kalk Sakarya
İslâm’ı yenilemek
RÖPORTAJ - ŞEYMA KISAKÜREK ŞENOCAK
KELİME HARCIYLA SÖZ ABİDELERİ İNŞA ETMEK


Ali Erdal - Ademe mahkûmiyetten ...
Ali Erdal - Hem şahin, hem güver...
Ali Erdal - Hem şahin, hem güver...
Kadir Bayrak - Hesaplaşma zamanı
Necip Fazıl Kısakürek - İslâm’ı yenilemek
Necip Fazıl Kısakürek - Benim halim
Bedran Yoldaş - Nice sahipsiz yüzler...
Ekrem Yılmaz - RÖPORTAJ - ŞEYMA KIS...
Ekrem Yılmaz - Üstad ile
Ekrem Yılmaz - Sessiz geliş
Ekrem Yılmaz - Dağların ardı
Fatma Pekşen - Pehlivan dayının elm...
Ahmet Mahir Pekşen - Şiirimde Necip Fazıl...
Dergi Editörü - Ektik ektik yetişece...
Site Editörü - Zor zamanların cesur...
Necdet Uçak - Torunuma
Necdet Uçak - Gel temiz tut
Necdet Uçak - Necip Fazıl Kısaküre...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gazzeli kelebekler
M. Nihat Malkoç - KELİME HARCIYLA SÖZ ...
Zaimoğlu - Birinin yerini doldu...
Zaimoğlu - Üstad Necip Fazıl et...
Zaimoğlu - Seni bilsinler
Ayhan Aslan - Maya
Ayhan Aslan - Erzak
Mehmet Balcı - Deli Ozan
Mehmet Balcı - Artist Efendi
Av. Mustafa Büyükgüner - Necip Fazıl’ı anlatm...
Muhsin Hamdi Alkış - Ne Fa Ka, bedenini a...
Halis Arlıoğlu - Gabar’da petrol mü ç...
Muzaffer Doğan - Büyük Doğu, Necip Fa...
Murat Yaramaz - Kuzgun
Murat Yaramaz - Cephe
Murat Yaramaz - Öyle mi
Mahmut Topbaşlı - Gerçeğin özü
Melih Aydoğ - İdrak
Muammer Zeki Aygur - -dan
İlkay Coşkun - Ayağa kalk Sakarya
Tuba Kanlıkama - Asr-ı Saadet’in hanı...
Özkan Aydoğan - Bir çiçek
Heybet Akdoğan - Lina
Emine Öztürk - Kuşlar
Mustafa Makas - Üstad
Hüma Sunguroğlu - Mesut teselli
Abdullah Doğulu - İcazetsizler ve cemi...
Bekir Oğuzbaşaran - Abdülhakîm Arvâsî (k...
Kâzım Albayrak - Necip Fazıl’ın hadis...
Murat Ertaş - Bir artist karakter,...
Ahmet Sezgin - Kaldırımlar, Çile, S...
Bülent Acun - 40 maddede bendeki Ü...
Zekeriya Yılmaz - Türkçe çağlayan ırma...
İlyas Subaşı - İfade ve hızını düşm...
Orhan Oyanık - Yüreğime sor
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13848608
 Bugün : 267
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 615886
 Bugün : 1
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 99
 120. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 29 Mayıs 2024
Künye | Abonelik | İletişim