Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     2948 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Adâb-ı muaşeret kaideleri
Fatma Pekşen

  Sayı: 85 - Temmuz / Eylül 2015

Son sefer, Sibirya soğukları ile çöl sıcaklarının tam da ortasına düşen bir zaman diliminde gittik İstanbul’a. “Şunu mu alsam, bunu mu?” tedirginliğini bol bol yaşayarak valizimize bir şeyler tıkıştırdık. Aman biletler unutulmasın, kimliklerimiz evde kalmasın, telefon şarj cihazlarımız çantamızda olsun… Birçoğumuzun yaşadığı telâşlı hallerden birisi daha!

İtiraf edeyim; önemli hiçbir şeyimizi evde unutmadık. Gemiden alışveriş merkezine, otelden çay bahçesine kadar her yere gönül rahatlığıyla, sıkıntısız girip çıktık. Çünkü lüzum eden her türlü edevatı yanımıza almıştık.

Elbette ki en mühimini evde unutarak!

En mühimi mi? Söylesem mi şimdi? Utanarak, fısıldayarak söyleyeyim o zaman: Görgümüzü evde unutmuşuz.

Üstelik, kim tarafından satın alındı ise, 60’lı yıllardan kalma bir de Adâb-ı Muaşeret Kaideleri kitabına sahipken… Hasan Deniz isimli bir muhteremin kaleminden çıkma, hangi ülkede, erkeğe nasıl hitap edilir, kadına nasıl hitap edilir, hangi sofrada nereye oturulur, hangi hususi davette hangi çatal kullanılır, yemek müzikli ise nasıl dans edilir ve sair… Çokça da yararlandığımızı sanıyordum!!!! Özellikle de kadeh nasıl tutulur, kavalyeyle nasıl selâmlaşılır, kadınların eli nasıl öpülür filan.

(Yazının burasında küçük bir özür beyanında bulunmak zorundayım. Çokbilmiş arama motorunun buyurduğu üzere, mevzuunu ettiğim kitabın tam adı “En Yeni Muaşeret Kaideleri” imiş. Her neyse, evde bir yerlerde duruyor olmalı, epeydir kendilerini görmüyorum. Bazen kütüphanedeki kitapları bir yerlere gönderiyor, başkalarının da faydalanmasını istiyorum; lâkin bunu hiçbir kategoriye koyamamışım demek ki. Yahut da halen öğrenilecek şeylerim olduğunu hesap etmişimdir!!!!)

Tahmin ediyorum ki daha pek çok yayınevince, pek çok kere, batılısıyla doğulusuyla, en yeni muaşeret kaideleri kaleme alınmıştır. Yani, yeni tâbirle görgü kuralları. Pek çok da faydalananı olmuştur. İnsanoğlu yaşadığı müddetçe yenileri de yazılacaktır. Anadan atadan öğrenilen görgü kurallarını saymıyorum bile.

Şu bizim payitaht büyük şehir vesselâm. Ucu bucağı yok. Elbette yeniliklerinin de. Anadolu’nun tam da ortasından gelmiş zavallı bizler, köyden indim şehre misâli aval aval seyrederek tanıyoruz bu yeni cicileri. Meselâ, “Okunmuş gazete sepeti!”

Heyecanlanmamak mümkün mü? Hemen çantama davranarak not alıyorum bu mühim harekâtın ismini. Kürkçü dükkânına dönünce yazıvereceğim bunu. Adamlar neler icad etmişler de bizim haberimiz yok diyeceğim. Zaten adına Marmaray denilen icada binerek karşıya geçmek için inmişiz onca merdiveni. Daha doğrusu merdiven almış kendisi indirmiş bizi yerin kırk kat altına. Neredeyse mağma fokurtularını işiteceğiz kulağımızı zemine dayasak. Sağımızda solumuzda okunmuş gazete sepetleri. Büyük insanlar bunları düşünenler, büyük. Hem de büsbüyük. Her şehirde, her ilçede, her toplu yerde bulunmalı bunlardan. Bulunmalı ki ilmimiz irfanımız artsın.

İyi güzel de, birini kapıp okumak için bakınıyorum, hiçbirinde gazete yok! Ya, günü geçmiş gazeteleri orada bırakmayı ar sayan vazifeliler yenilerini koymak için eskilerini kaldırmışlar, ya da okuma gönüllüleri cici sepetler eskimesin diye içine bir tane bile koymamışlar. Gazete değil, broşür, tek satırlık ilan bile yok. İlerde dolar, okuma meraklısı halkımız da faydalanır temennisiyle bekliyoruz cin arabasının gelmesini. Geliyor da.

Âlimler ordusundan oluşan yolcuların arasına karışıp biz de âlimlik alâmetimizi, cep belâlarımızı elimize alıp bir yere sıkışıyoruz işte. (Benimki sadece saate bakmak, bir de arayan soran olmuş mu kabilinden garibim âletimin gönlünü almak. Henüz akıllısıyla tanışmadığım için âlimlikle uzaktan yakından alâkam yok.)

Aman Allah’ım! Bu ne tevazu, bu ne olgunluk! Bütün bilge kişilerin boynu önünde... Kimse kimsenin yüzüne bakmıyor. Bastonlar, poşetler, botlar, sandaletler en fazla gözlerine ilişenler. Dizlerden üst tarafını gören yok. Edep işte bu azizim, işte bu!

Cin arabamız, -eskiler bisiklete demiş olsalar da, yer altı treni de bir cin arabası işte- bizi ineceğimiz yerde bırakıyor. Diğer acelesi olanlara ayak uydurarak biz de atıyoruz kendimizi dışarıya. Gene o çokbilmiş merdivenler, yüzlerce kişiyi kulağına fısıldanmış gibi alıp çıkarıyor yerin yedi kat üstüne.

Dedim ya, köyden indik şehire misâli, attığımız her adımın tadına vararak hareket ediyoruz. Envai tür rengin hakkını vererek, telefonların müziğine kulak kabartarak, martı çığlıklarına tempo tutarak, köşe minderinin hakkını veren ağa edasıyla, yol ortasına kurulmuş bir amatör müzisyenin söylediğine eşlik ederek...

İşte ne oluyorsa o anda oluyor! Valiziyle, poşetiyle, çantasıyla, bastonuyla o kara merdivenleri birkaç dakikalığına işgal etmiş olanlar, tiz bir sesle irkiliyor: “Sol taraf! Cahil misiniz görgüsüz müsünüz? Neden orayı meşgul ediyorsunuz? Bilmiyor musunuz ki orası yürüyenler içindir.”

Herkes suspus. Biz zaten bir şey anlamıyoruz. Bir iki kımıldanan oluyor. Sert adımlı genç bir kız uzun siyah saçlarını savurarak yürüyen merdivenin sol tarafından hızlı hızlı çıkıyor. Üç beş adım sonra hepimiz de aynı yerdeyiz zaten. Görüş mesafemizdeki görgülü kızı, az sonra kalabalığa karışıp kaybediyoruz.

Görgü, cehalet kelimeleri kolkola girip fırıl fırıl dönmeye başlıyor beynimde. Okunmuş gazete sepetleri de, uzayıp giden raylar da, cin arabaları da hiçe dönüşüyor birden. O kara merdivenler bizi uzaya çıkarsa da insanlığımıza bir şey katmayacak demek ki diye geçiriyorum içimden.

Sibirya soğuklarıyla, çöl sıcaklarının ortasına düşen bu zaman diliminde öğrendiklerimle, öğrenemediklerimle kalakalıyorum. Bilmem ki diğer gelişlerimde bu yedi tepeli kent, dünyayı işgal eden bizlere daha neler öğretecek!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16800378
 Bugün : 1295
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 732892
 Bugün : 154
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 202
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim