Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4553 kez okundu.     10 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

K?lt?r?m?z ve De?erlerimiz
Ayşe Sena Ünsal

  Sayı: 53 - Ekim / Aralık 2006

Türk Milleti’nin her geçen gün büyüyen korkunç bir bataklığın içine çekilmek istendiğini hissediyorum. Kendi irademizle gittiğimizi iddia ettikleri bu durum aslında bilerek ve isteyerek; sinsice plânlar ve hain entrikalar ile bizim için plânladıkları korkunç bir sondan ibaret. Acı gerçekler şu anda nereye götürüldüğünden bîhaber kişiler uyandığında ortaya çıkacak. Tabiî uyanmayı başarabilirlerse...

Popüler kültür, magazin, dedikodu programları, diziler derken şimdi haber bültenlerinde bile seviyesizlik hâkim durumda. Son dönemlerde magazinle yatar kalkar olduk. Kanalların birçoğunu fosil bilgi denecek programlar işgal eder oldu. İçinde bulunduğumuz bu kaostan ancak kendi irademizle kültürümüze ve öz benliğimize sahip çıkarak kurtulabiliriz.

Medya… Vaktimizin çoğunu tüketen, eskilerin aptal makinesi denilen televizyon ve sahte gündemlerle bizleri uyutan bazı basın yayın organları… Soruyorum size: Bu kargaşaya ne zaman dur demeyi düşünüyorsunuz? Ne zaman size dayatılan bu yaşam tarzını sürdürmeyi bırakıp, kendi kültürümüze, gelenek ve göreneklerimize uygun eserleri tercih etmeyi başaracaksınız? Sunucu ve yapımcıların siz izlediğiniz için ekrana taşıdıklarını iddia ettikleri o sahte gündemleri; dedikodu ve gözetleme programlarını ne zaman terk edeceksiniz? Bu başıboş gidişe ne zaman dur diyeceksiniz? Unutmayın siz sustukça ve beğenmeseniz dahi izlediğiniz sürece bu fırtına; yeni yetişmekte olan gençlerimizin ve çocuklarımızın beyinlerini işgal etmeye devam edecek.

Acı içinde görmekteyim ki; özellikle sabah ve öğle kuşağını kapsayan; kadınları hedef alan bazı program yapımcıları ya Türk kadınını çok aptal zannederek aşağılıyor ya aptallaştırmaya çalışıyor. Neden kadınların öncelikli hedef alındığını biliyor musunuz? Çünkü gelecek nesilleri yetiştirecek olanlar anneler... Kültürsüz ve eğitimsiz anneler demek; bir milletin içten içe çöküşü demektir. Bir çok program bu minval üzere devam etmekte. Sunucu ve spikerlerin birçoğu kendi dilini konuşmaktan aciz. 50 – 100 kelimeyle kendini ifade ettiğini zanneden aslında acınacak durumda bîçareler. İşin korkunç tarafı kendilerini izleyenleri de gitmekte oldukları uçuruma sürüklüyorlar. Aslında amaçlanan psikolojik bir savaştan ibaret. Yapılmak istenen şifreleriyle oynanmış, beyinleri yıkanmış güdülecek seviyesiz bir toplum oluşturmak. Üretmek yerine sürekli tüketen ve kapitalist sistemi körükleyen bir nesil yetiştirmek.

Aslında eğitici yanı da olduğunu bildiğimiz televizyon dönemimizde genellikle eğleyici bir rol oynamakta. Eğlendirici demiyorum dikkat edin. Oyalayıcı olduğunu vurgulamaya çalışıyorum. İnsanlarımız o kadar saf ve temiz ki bu sinsice senaryoların ve reyting tuzaklarının ardına kendini kaptırıp gitmekte. Değil dur diyebilmek; demesi gerekenlerin bile farkına varamamakta. Beyinler öylesine esir alınmış ki insanların kendilerini ifade etmesine bile izin verilmiyor. Bu kötü programların izlenmesinden çok gündemimizi ele geçirmesi beni daha çok korkutuyor. Artık konuşulacak konu bulunamadığından mı bu hale geldik bilemiyorum. Büyükannelerimizin iki kişi bir araya gelse cilt cilt kitapları okuyup yorumladıklarını düşünürsek; bu durum bizim ne kadar gerilediğimizin bir göstergesi olacaktır. Küçük bir zümre dışında akademik eğitim almış olanlarımız dâhil birçok kişi sürü psikolojisi ile güdülen bir toplum haline getirilmek üzere. En büyük konularının diziler veya magazin programlarındaki ünlüleri konuşmak olduğunu acı içinde görmekteyiz. Beddualarla dolu bir şarkının listelerde birinci sırayı almasının ardındaki gerçek beni korkutmakta. Halkımız gerçekten seviye mi kaybediyor yoksa gizli bir el onları idare mi ediyor belli değil…

Son dönemlerde çekilen dizilerin senaryolarında fark ettiğim bir gerçek de; kültürümüze, gelenek ve göreneklerimize tezat yapılaşmaların genç nesle özendirilmekte olduğudur. Çarpık aile yapıları ve kara düzen masum gösterilmekte; aldatmaların, hırsızlığın, yalancılığın, çarpık ilişkilerin kaynağında dürüstlük aranmakta ve bunlar bilinçaltımıza gizlice yerleştirilmektedir. Genç erkek ve bayanların aynı evi arkadaşça paylaşabilecekleri bunun çok masum olduğu hattâ aksini düşünenlerin beyninde kötülük olduğu defalarca yapılan vurgulamalarla bize öğretilmeye çalışılmaktadır. Aile yapılarının kuvvetlenmesi için çalışmalar yapılması gerekirken yuva mefhumunu parçalayacak yapımlara da rastlamaktayız. Tek başına ayakta duran kadın modelleri ön saflarda yer almakta. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Eminim ki şu anda sizin beyninizde de birçok örnek canlanmakta. Ne zaman bu konularda başkalarının size dayattığı bu fikirleri dinlemek yerine kendi fikirlerinizi üreteceksiniz? Ne zaman bu asimilasyon çalışmalarına dur diyeceksiniz?

İki ucu keskin bir kılıç bu. Kötü yayınların yanında son derece seviyeli güzel eserler bulmak da mümkün. Hayatınızdan tamamen çıkartmak mümkün olmayacaktır. Çocuklarınız siz izlemeseniz de gittikleri yerlerde seyredecekler ve ikili bir durum ortaya çıkacaktır. Bu daha vahim bir olayı ortaya çıkarabilir. Çocuklarınız evden tamamıyla uzaklaşabilir. Size düşen kumandayı kullanmayı öğrenmek ve çocuklarınıza öğretmek. Unutmayın boşluk bırakırsanız mutlaka doldurulur. Bu sebeple alternatif sunacaksınız. Meselâ biz bir dönem oğlumuzun büyücülerle ve sihirlerle dolu yabancı sinema filmlerini izlemesini engellemek için peygamberlerin hayatlarını konu alan çizgi film (cd)lerini tercih ettik. Ve çok olumlu sonuçlar elde ettik. Meselâ Robenson Cruse’yu hepiniz bilirsiniz. Fakat tarihte ilk ıssız ada romanının bir Müslüman tarafından yazıldığından birçoğunuz habersizsinizdir. Ünlü İslâm düşünürü Endülüslü İBN-İ TUFEYL’in yazmış olduğu “HAY BİN YEKZAN” adlı roman ıssız bir adada bir ceylân tarafından emzirilip büyütülen ve hiç insanla karşılaşmadan gelişen bir hayat hikâyesidir. Unutmayın her şeyin bir alternatifi vardır. Hele söz konusu olan bizim gibi köklü bir kültür ise içinde bulamayacağınız hiçbir şey yoktur. Yapılması gereken; bizim kendi kültürümüzü ve değerlerimizi öğrenip sahip çıkmamız ve bunları geliştirip yaşatarak gelecek nesillere köklü bir miras aktarmamız olmalıdır. Tabiî bir şeyler yapmak ve kültürümüze lâyık eserler çıkarmak asla küçümsenecek bir olgu değildir. Şu anda bazı kanalların İslâmiyet’i ve gerçek Müslümanlığı anlatmak adına ekrana getirdiği özensiz ve bir o kadar da seviyesiz programlar ise beyinlerde sadece gereksiz bir yer doldurmaktan ibaret olarak kalmaktadır. Bazı doğaüstü olayların gerçek olmasına rağmen basite indirgenerek defalarca oyuncu dahi olmayan şahıslarca gündemi işgal etmesi olayları gerçek ehemmiyetini kaybetmesine neden olmaktadır. O nedenledir ki yapmış olduğumuz her yayın sadece bilgi vermekle kalmamalı; atalarımızın ve ecdadımızın bize bıraktığı eserler gibi nadide olmalı; defalarca okunsa ya da izlense bile bize her seferinde yeni bir şeyler verebilmelidir. Önemli olan konunun güzelliğinin yanı sıra onun anlatım tarzı ve ifade edilişindeki farklılıktır. Bir tiyatro oyununu defalarca izleyebilirsiniz. Fakat sıradan bir şeyi bir kez okurken dahi sıkılırsınız. Unutmayın; yaptıklarınız ve yapacaklarınızla anılacaksınız. Beynimizde fosil bilgi oluşturacak eserler yerine; defalarca seyretmeye doyamadığımız, bizi bize anlatan destanlar misali gün geçtikçe değer kazanan asırlar sonrasına kalabilecek yapımlar üretmekle içinde bulunduğumuz kaostan kurtulmamız mümkün. Eminim ki siz de çocuklarımızın daha iyisine lâyık olduğunu düşünenlerdensiniz.

Artık bu kara düzene dur diyerek siz de sesinizi bir şekilde duyurun. Sanatçı olmayabilirsiniz. O yüzden senaryo yazamayabilir, eğitimini almadığınız için belki asla bir program yapımcısı veya yönetmen de olamayabilirsiniz. Ancak eminim doğru ve yanlış ile iyi ve kötüyü ayırt edebilirsiniz. Size yansıtılan yayınların kalitesini anlamak için bir eğitim gerekmez. Kaliteli bir yayınla seviyesiz bir yayın elbette ki kendini belli edecektir. Eğer elinizden daha iyisini yapmak gelecekse hiç durmayın ve yeni nesilleri kurtarmak için sizde kollarınızı sıvayın. Fakat eğer bu mümkün değilse yapabileceğiniz hâlâ çok şey var demektir. Beğenmediğiniz ve aile yapımıza yakıştıramadığınız yayınları ilgili mercilere şikâyet ederek yayın akışını değiştirebilir ya da elinizdeki kumandanın tuşlarıyla oynayarak size dayatılan bu gidişata dur diyebilirsiniz. Hoşunuza giden yapımları destekleyebilir ve yenilerinin yapılması için bir adım atabilirsiniz. Hiçbir şey için çok geç değil. Yapmanız gereken tek şey kendimizi ve yakınlarımızı materyalist ve kapitalist dünya düzenine uymaktan alıkoyup kendi kültür ve değer yapımıza sahip çıkarak onu korumak ve yüceltmek. Emin olun siz ve çocuklarınız çok daha iyisini hak ediyorsunuz... Bu yüzden size verileni eleştirip denetlemek en büyük hakkınız


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : serkan ate?    08.02.2008
Yorum : yazınızı okudum gerçekten çok iç açıcı ve size katılıyorum.




Ekleyen : koray    13.11.2007
Yorum : bu yazıyı beğeniyle okudum.çok güzel yorumlanmış.bu bizim gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmamızı gösterir. sizi tebrik ediyorum.




Ekleyen :     17.04.2007
Yorum : Yazıyı beğenerek okudum aynı düşünc eleri paylaşıyoruz




Ekleyen : hayriye    
Yorum : Yazıyı beğenerek okudum aynı düşünc eleri paylaşıyoruz.




Ekleyen : ceyda    
Yorum : yazınız cok guzel bır sonrakı yazınızı merakla beklıyoruz




Ekleyen : mehtap g?k    
Yorum : degerlı yazınız cok hosuma gıttı bende bu tarz yazılar yazıyorum umarım sızın gıbı yol katedebılırım




Ekleyen : g?lden metin    
Yorum : yazınızı okurken size nasıl ulasabılecegimi düsündüm.bu yorum köşesi hoşuma gitti.dergiye sizin için not göndereceğim




Ekleyen : g?zin iyice    
Yorum : yayınların kalitesıni anlamak için eğitim gerekmez diyorsunuz sanırım çevreniz kültürlü kişilerle dolu.heryerde aynı kımselerı bulamazsınız düşünün birkez




Ekleyen : Ganimet Erdem    
Yorum : Sürükleyici bir üslubunuz var fakat merak ediyorum. Siz bu düşüncelerinizi tam anlamıyla uygulayabiliyor musunuz? Eğer gerçekten bazı şeylere dur diyebiliyorsanız sizi daha çok takdir ederim başarılar...




Ekleyen : koray kocak    
Yorum : yazınızı cok başarılı tebrık ederım sızı





 
Yüreğimiz kan ağlıyor!... - Sayı 73
Eğitimde çıkış noktası... - Sayı 72
ESMA’ÜL HÜSNA İLMİ ... - Sayı 66
ESKİ BİR FOTOĞRAF KARESİ... - Sayı 65
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17495396
 Bugün : 1926
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833891
 Bugün : 268
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim