Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1946 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Sabah yakındır
Muzaffer Doğan

  Sayı: 92 -

Yaşadığı fırtınalı ve çileli dönemde, kıymeti gereği gibi bilin(e)meyen Üstad Necib Fâzıl Kısakürek, gün geçtikçe daha çok okunmakta, 100 cildin üzerindeki eserleri, baskı üstüne baskı yapmaktadır. Türk şiirinin yüzakı ve zirvesi 'Çile' de, 100. baskının eşiğindedir. Milletimizin son yüzyılda yetiştirdiği büyük bir şair, çok yönlü ve dâhi bir mütefekkir, kahraman bir dâvâ adamı olan Üstad; eserleri, dâvâsı, mücâdelesi ve şahsiyeti üzerindeki peşin hükümler bertaraf edildikçe, daha iyi anlaşılmaktadır.

Üstad, büyük Allah dostu Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretlerini tanıdıktan, Büyük Doğu Mecmuası ile entelektüel plânda, vahye dayalı ve kapsamlı bir muhalefet hareketi başlattıktan sonra, dehşetli bir karalama kampanyası ile karşılaşmış ve eşine az rastlanır bir sükût suikasdına mâruz kalmıştır. İsminin, dâvâsının, mânâsının ve mücâdelesinin üzerine sükût külü dökülmüştür.

Tarihte, peygamberler ve en büyük peygamber (sav) başta olmak üzere, her büyük insanın başına gelen de bu değil midir? 1940'ların başından vefâtına kadar, tek başına verdiği destanlık mücadelede, Üstad, tuttuğu yoldan ve istikâmetten tek derece sapmamış ve asla yılgınlık belirtisi göstermemiştir. Bu yönüyle de emsâlsizdir. Pergelin sabit ayağı gibi hep ve dâima, inandığı mukaddes dâvânın merkezinde sabitkadem olmasını bilmiştir. Kendi tabiriyle, "küfür kilerinden ekmek yemektense, İslâm çilehânesinde aç kalmayı tercih ederek" didinmiş, çırpınmış, yırtınmıştır.

Üstad Necib Fâzıl'ın, 1940'dan sonraki nesiller üzerinde büyük emeği ve hakkı vardır. Tek başına bir mektep olmuştur. Beş-on kişiye değil, nesillere öncülük etmiştir. Bugünkü mânâda İslâmî hassasiyetin temelini ve tohumunu, Üstad atmıştır.

1960 Darbesi'nin ardından, Üstad, doğudan batıya, ülkeyi soluk soluğa gezerek, şehirlerin salonlarında, o muazzam dehâsına eşlik eden muhteşem hitâbet gücüyle, Anadolu gençliğini ayağa kaldırmış, onlara "ceplerde kaybedilen kurtuluş anahtarı"nı hatırlatmıştır. "Sahte Kahramanlar", "İman ve Aksiyon", "Dünya Bir İnkılâp Bekliyor", "Yolumuz, Hâlimiz, Çâremiz", "Özlediğimiz Neslin Vasıfları" gibi konuşmalarıyla, Anadolu gençlerini, yeni baştan ve pazarlıksız bir dâvâ ahlâkına, o dâvânın aşkına, vecdine, estetiğine, irfânına, idrâkine sahip olmaya çağırmış; bu gençliğe kitaplarıyla, gazetelerde yazdığı "Çerçeve" başlıklı yazılarıyla ve eşiklerini aşındırdığı mahkemelerden, duvarlarını terlettiği hapishânelerden fırsat buldukça çıkardığı "Büyük Doğu"larla, "Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir" ümidini ve "zaman bendedir ve mekân bana emânettir" şuurunu aşılamıştır.

Üstad bir yazısında, beklediği, ümit bağladığı, zuhuruna da şahid olduğu ve "Geliyorlar!" diye müjdelediği Büyük Doğu gençliğinin vasıflarını şöyle sıralıyordu: Gözleri kara, alınları fikir çizgili, kalbleri ceylan, irâdeleri çelik, imanları volkan, irfânları tarla, idrakleri bıçak, edâları şiir, diyalektikleri ipekten örgü…

15 Temmuz 2016 gecesi, ülkemizi, işgale hazır hâle getirmek için girişilen darbe teşebbüsünde tankların, topların, jetlerin, silahların karşısına, erkeğiyle kadınıyla, cansiperâne dikilen, direnen, şehid olan, gazi olan, asker üniformalı gözü dönmüş hâinleri püskürten, kötü emellerini boşa çıkartan insanların vasıflarıydı, Üstad'ın saydığı bu vasıflar. Üstad'ın yıllar evvel çaldığı maya tutmuştu. O nesilden, o ruhla yetişmiş; Cumhurbaşkanı ve başkomutan olmuş bir insan, milletinin önüne düşmüş, zafer bayrağını, millet kalesinin burçlarına dikmişti.

"Güneşin ufka bir mızrak boyu yaklaştığı" bir hengâmede, ömrünün son demlerinde, yetiştirdiği gençlikten, "tabutunun musalla taşına konmasını"n yanında, "Anadolu kıtası büyüklüğündeki dâvâ taşının da gediğine konması"nın unutulmamasını istiyor, "bunu tek vasiyetim bil!" diyordu.

Vasiyeti yerine ge(tiri)lmek üzeredir. Hâyâl ettiği gençlik, büyüdü, yetişti, gelişti, olgunlaştı ve ülkenin yönetimini eline aldı.

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!

Hedefe varmayan mızrak utansın!

Hey gidi küheylân, koşmana bak sen!

Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!

...

Ustada kalırsa bu öksüz yapı,

Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Diyordu Üstad.

"Dâvâ taşı", gediğine konmak üzeredir. "Mızrak", hedefine doğru hızla ilerliyor. "Küheylanlar", koşularına temkinli adımlarla devam ediyorlar. Allah'ın izniyle, "öksüz yapı" tamamlanmak yolundadır. Yüz yıla yakın bir zamandır girdiğimiz berzahtan çıkmak üzereyiz. Gönül coğrafyamızı da kuşatacak olan, geleceğin büyük Türkiye'sinin doğum sancıları yaşanıyor. 2023'e birkaç adım kaldı.

Yokuşlar kaybolur, çıkarız düze,

Kavuşuruz, sonu gelmez gündüze

Diyerek; 50 yıl, ülkemizin, insanımızın, coğrafyamızın, Büyük Doğu'nun, yokuşları aşması, "yokuşlarda susamışlığın" sona ermesi ve düzlüğe çıkılması için, destanlık bir mücâdele veren, "Nur Yolu izde" giderek, "dudaklarda, unutulmaz bir şarkı" bırakan Üstad Necib Fâzıl'ın, gözü arkada kalmayacak, inşaallah. Tâ 1940'lı yıllarda şöyle haykırıyordu:

Surda bir gedik açtık, mukaddes mi, mukaddes;

Ey kahbe rüzgâr, artık ne yandan esersen es!..

...

Bir akıl gelecek ki, akıllar delirecek;

Ve bir devrim, evvela devrimi devirecek!

Adım adım o günlere doğru yaklaşıyoruz!

Oğlu Mehmed'in şahsında, zindanlardan şöyle sesleniyordu:

Mehmed'im sevinin, başlar yüksekde!

Ölsek de sevinin, eve dönsek de!

Sanma bu tekerlek kalır tümsekde!

Yarın elbet bizim, elbet bizimdir!

Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir

Dostlar! Gönüldaşlar!

Tekerlek, düzlüğe çıkmak üzeredir.

“Bekleyin, görecektir, duranlar yürüyeni;

Sabredin, gelecektir, solmaz, pörsümez yeni.”

Bekleyelim, sabredelim.

'Gözü olana, gün ışımıştır' diyor, Hz. Ali Efendimiz (ra). 

Sabah yakındır!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Büyük Doğu, Necip Fazıl v... - Sayı 120
Öfke, mukaddes öfke... - Sayı 108
Sabah yakındır... - Sayı 92
Özdemir İnce ve 'Mihenk T... - Sayı 92
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16796173
 Bugün : 645
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 732596
 Bugün : 60
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 372
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim