Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1521 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dünyanın En Kısa Hikayesine Nazire
Mustafa Büyükgüner

  Sayı: 111 -

Dün gibi hatırlıyorum, yaşım çok küçüktü ve bu modern çağlar henüz başlamamıştı. Bayrama az bir süre kalmıştı. Annem evdeki bakır kap kacakları elime tutuşturdu ve bunları kalaylatmamı söyledi. Kara lastiklerimi ayağıma geçirdim, ceketimi giydim ve uçar adımlarla uzun, dar, Arnavut kaldırımı taş yollardan geçerek bakırcılar çarşısına gittim. Önümüz bayramdı ve çarşı bayrama hazırlanıyordu. Bakıra şekil veren çekicin ritmik sesi çarşının taş duvarlarında yankılanıyor ve insan uğultusuna karışan bu ses uzayıp giden yüksek duvarlı çarşının içinde âdetâ sonsuzluğa ulaşıyordu. İleride kalaycıların bulunduğu bölgede kalabalıktan dolayı dükkânların önüne konulan taburelerde oturanlar sıralarını bekliyorlardı. Ben de bir kalaycıya elimdekileri bırakarak boş bir yere ilişiverdim.

Çekiç sesleri kalaycı ocaklarında yanan odunların çıtırtılarına karışıyor, insan uğultusuna âdetâ bir armoni gibi eşlik ediyordu. Fakat zaman hiç geçmiyordu.

O esnada oturduğum yerin tam karşısındaki dükkânın içini fark ettim. Bugünkü aklımla âdetâ bir film sahnesinden alınmış olduğunu düşündüğüm bu dükkân, beni çok etkilemişti. Köşede küçük bir ateş yanıyor, ateşin üzerindeki kazanda kalay ve diğer metaller eriyip kaynıyordu. Bunun önündeki kalaycı ustası bir yandan ocağın içine odun atarak ateşi harlarken diğer yandan da kalaylayacağı bakır kabı almış bunu zımparalıyor ve temizliyordu. Ağzındaki sigara yanıyor muydu, yoksa bir dekor olarak ağzında mıydı ayırt edemiyordum. Güçlü pazıları, yaşlılıktan dolayı buruşmuş derisiyle bir tezat oluşturuyor ama zıtlıklar arasındaki bu uyum âdetâ bir Rönesans eseri gibi sahneye gerçeklik katıyordu. Ahşap raftaki radyoda cızırtılar arasında bir uzun hava sanki hiç bitmiyordu. Ara sıra ocağın başına gelen bir çocuk elindeki körükle ateşi canlandırıyor, bu esnada usta hemen ateşe bir odun atıveriyordu. Sahnenin tamamlayıcısı, duvarın kenarında ahşap bir iskemlede oturan ihtiyardı. Adam belki de çok yaşlı değildi ama henüz okul çağında olan ben, adama baktığımda, bu adamı sanki asırlar öncesinden beri yaşıyormuş kadar yaşlı sanmıştım. İskemleyi şöyle yan çevirip sırtını duvara dayamış ve vücudunu da iskemlenin arkasına doğru yaslamıştı. Üzerindeki elbiseler de âdetâ yaşı kadar eskiydi. Kasketini hafif yana düşürmüştü. Yuvarlak gözlüklerinin arkasında gözleri açık mıydı, kapalı mıydı, anlayamadım. Âdetâ bir heykel gibi duran bu ihtiyar çok dikkatimi çekti. Gerçek miydi, canlı mıydı, uyanık mıydı belli değildi. Anlamak için dikkat kesildim.

Böylelikle içerideki konuşmaları da duymaya başlamıştım. Konu bayramda çocukları sevindirme üzerine akıp gidiyordu. Kalaycı, bu ihtiyara bayramda çocuklarına aldığı ve hiç unutamadığı bir şey olup olmadığını sordu, elindeki odunu ateşe atarken. Çırak hemen geldi ve ateşi körükleyiverdi. Çıtırtılar arasında kıvılcımlar küçük dükkânın içine yayıldı. Loş dükkânda odun ateşinden çıkan alevler içerisini kızıl bir renk cümbüşüne çevirdi, ihtiyar cebinden tütün tabakasını çıkartıp bir sigara sardı. Yandaki demir maşa ile ocaktan küçük bir köz aldı ve yaktığı sigarasından derin bir nefes çekti…

Zaman âdetâ durmuştu…

Bu olaydan yıllar sonra bana geçmişteki bu sahneyi hatırlatan, Ernest Hamingway’e on kelimeden oluşan bir hikâye yazıp yazamayacağını sorduklarında Hamingway’in yazdığı şu kısa hikâyeyi öğrenmem oldu. “Satılık: Bebek ayakkabıları. Hiç giyilmedi.”

O gün ben oturduğum taburede dikkat kesilmiş ve âdetâ bu sürrealist sahnenin hiçbir anını kaçırmamak için öne doğru eğilmiş haldeyken, ihtiyar derin bir nefes çektiği sigarasını yere attı. Ayağıyla üzerine basıp izmariti ezdi. Sigara dumanının âdetâ ciğerlerini doldurduğunu, buradan damarlarındaki kana geçtiğini ve kılcal damarlarına kadar bütün vücudunu dolaştığını, sonra beynine gittiğini ve kıvrım kıvrım beyninin bu sigara dumanını âdetâ bir sünger gibi emdiğini hissettim.

Sonra dünyanın en kısa hikâyesine şu nazireyi yaptı:

“Arefe günüydü. Küçük bebeğime kefen bezi almıştım…”


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gazzeye ağıt... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 124
Heybemden... - Sayı 116
Dünyanın En Kısa Hikayesi... - Sayı 111
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16779478
 Bugün : 1309
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731221
 Bugün : 71
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim