Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1043 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Misâlsiz Yaratandan Kuluna Düşen Hisse
Ekrem Yılmaz

  Sayı: 115 -

El’Halik, Yaratıcı olan Allah’ın güzel isimlerinden El’Mübdî Celle Celâl, Misâlsiz Yaratıcı demek. Yarattıkları yok iken onları varlık âlemine çıkarıyor; zerreden kürreye, örneği yok iken bütün kâinatla beraber içimizi, dışımızı donatıyor. En mükemmel bir şekilde hem de… Eksiği ve fazlası olmadan. Yani daha iyisi, daha doğrusu, daha güzeli olamazdı. Olan en mükemmel: En güzel, en doğru, en iyi… Yaratan da El’Musavvir: Şekil Verici Kâmil Zât: Eksiği ve fazlası olmayan Kâmil Kudret… Sübhanallah. Sadece yaratılanları değil, işleyişi de öyle yaratıyor ki; bütün canlıların hücre yapısından organ fonksiyonlarına, duygularından ruhî yapısına, aklından zekâsına, yer katmanlarından gök katlarına, ay ve güneşten yıldızlara, Kürsîden Arşa, dünyadan ahirete her şey en mükemmel yörüngesinde yüzüyor. Her şey yerli yerinde: El’Hakîm’in eseri… Ay-Güneş, gece-gündüz, yer-gök, madde-ruh, insan-cin her şey kuşatılmış. Ve her şey itaatte… Çizgiden çıkma lüksü yok hiçbir şeyin. İllâ insan… O da kendini hür zannederken bile kuşatılmışlık içinde gafil… Ve bir imtihana tabi tutulduğundan, her şey onun için yaratıldığından itaat ve isyan etmesine müsaade edilmiş. Ama isyan ederken bile birçok zorunluluktan dolayı kuşatılmışlığının dışına çıkamaz. Hikmetine binaen onu imtihana tabi tutmuş. Mahdut zamanda mekânı emrine vermiş. Kendisinin, Vasıtasız İcat Edici-El’Bedî olarak varlık sahnesine çıkardığı kâinatta ona da imkânlar vermiş. O da ilk andan itibaren beldelerin imarı için kolları sıvamış: Binalar, piramitler, kitabeler, anıtlar, yer altı şehirleri, saraylar, şatolar, mâbetler, muhteşem kapılar, kubbeler vs vs. toprağa kondurmuş.

Medeniyetler şahsiyetlerini belli vasıtalar ile görünür kılmışlar. İçindekini dışarı yansıtmışlar. Kâbe’nin inşaası, Mısır’ın piramitleri, Selçuklu’nun kapıları, Bizans’ın Ayasofya’sı, Osmanlı’nın kubbeleri, Endülüs’ün El Hamra’sı gibi… İnsan elbette misâlsiz inşa edemez, Misâlsiz Yaratan ancak Allah… Mimar Sinan Ayasofya’yı görüyor, hattâ onarıyor ve öyle bir eser vereyim ki, kıyamete kadar yaşasın ve Ayasofya’yı da aşsın, diyor. Ve Süleymaniye’yi inşa ediyor büyük Mimar. İçini dışa öyle yansıtıyor ki, kubbe büyüklüğü, ihtişam ve birçok başka mimarî özellik olarak Ayasofya’yı aşıyor. Şu modern zamanda bile yapıların ömrü yüz yıl olarak öngörülürken o muhteşem Süleymaniye zamana meydan okuyarak yüzyıllardır ayakta ve bin yıllara yürüyecek inşallah.

Şimdi bugünün mimarîsi ne durumda diye soracak olursak, cevabı olan var mı? Bir örnek, bir şaheser, bir icat?

Mahcubuz: Yok!

Niçin?

Bir eser, özelde bir mimarî yapı, öncelikle insanda ve cemiyette şahsiyet ister. Sinan’ın içi-dışı donanımlı, yaşadığı cemiyet mükemmele yürüyen bir toplumdu. Devrinde her sahada san’at ve ilim zirvedeydi. Her istidat kendisi ile yarışıyor; hoş seda ve eserler bırakıyordu. İçi ve dışı donatılmayan, madde ve ruh olarak doymamış insan neyi becerebilir ki. “Dış hareketler, iç bereketlerin doğurucusu” ve “asıl hayat ruhta, iç çizgilerde” bilerek “yaşanmaya değer hayata” ulaşmadan mimarîde değil sadece, hangi sahada veya san’at dalında kalıcı bir iz bırakacak eser verilebilir ki?

Bugün belki mimarlar var akademiden diplomalı, ancak muhteşem mimariden eser yok! Neden? Evvela Sinan olacak ki, Süleymaniye, Selimiye doğsun. Sinan nasıl olunur? Evvela bunun cevabı bulunmalı değil mi?

Bu toplum muhteşem kapılardan girdi, kubbeler kurdu, fakat bugün minareden düşmüş yere serilmiş vaziyette…

*

Ustada kalırsa bu öksüz yapı

Onu sürdürmeyen çırak utansın!

Çıraklar nerede? O muhteşem kapılardan ve kubbelerden sonra şimdi sıra nede? Bilmiyoruz. Çünkü biz “güneşi ceketinin astarı içinde kaybetmiş” bir cemiyetin fertleriyiz. Gerçek donanıma ulaşmadıkça, iç ve dış olgunluğa ermedikçe ne Sinan, ne Bakî, ne Fuzulî, ne Yunus, ne Mevlâna, ne de bir Dede Efendi çıkar içimizden. Önce “yaşanmaya değer hayat” yaşanır sonra muhteşem verim ve ürün: Eser verilir. Esas gaye de o eseri vermek değildir zaten. Esas gaye olunmasını gerekeni olmaktır: “İnsan” olmak… Olunması gerekeni olunca da, “işini en iyi yapan insan” elbet mükemmele yürüyen eserleri döktürür: Şaheserini verir! İnşallah önce o iç donanıma, o edebiyata, o tefekküre ulaşarak, kaybedilen güneşi yerine asmaya cehd edilecek ki, ertesi güne yeni bir güneş doğsun.

Biz misâlsiz yapan değiliz elbet, ama örneklerimizi anlar ve alırsak başarırız. Örneklerimiz önümüzde! Onun için düşünelim, yazalım, çile çekelim, içimizi dışımızı donatalım; yeniden şahsiyetimizi kazanarak işini en doğru yapan insan olalım, eser doğacaktır Allah’ın izniyle…

*

Müjdemiz hazır:

Yarın elbet bizim elbet bizimdir

Gün doğmuş gün batmış; ebet bizimdir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ümitle... - Sayı 129
Bekir geldi... - Sayı 129
Türk binyılı... - Sayı 129
Zaman bendedir şuuru... - Sayı 129
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17493914
 Bugün : 444
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833666
 Bugün : 43
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim