Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     428 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Fars irfanı var mıdır?
Kadir Bayrak

  Sayı: 122 -

Hendek gazvesi esnasında verilen müjdelerden biri de İran’ın fethiydi…

Medine’nin etrafının, bir savaş stratejisi olarak, insan ve bineklerinin geçemeyeceği derinlik ve genişlikte kazılması fikri Farslı bir sahabeye aitti; İslâmın çocuğu Selman’a (ra)… Nitekim fetih müjdesi de onun şahsında bütün ümmete verilecekti.

İran, o gün orada bulunan, şehirlerini korumak uğruna hendekler kazan, Medine’ye sıkışmış kutlu topluluk için bir ufuk çizgisiydi…

Çok değil, müjdenin verilmesinden 20 yıl gibi kısa bir zaman sonra İran, Hz. Ömer’in hilafeti döneminde fethedildi.

Fetihten önce İslâm orduları kumandanı Sa’d bin Ebî Vakkas’ın (ra) gönderdiği elçi ile Sasanî elçişi arasında geçen konuşma, İslâma girdikten sonra bile değişmeyen aykırı Fars karakteri hakkında fikir vermeye yeter. Kendilerini İslâma davet eden elçiyi ve sözlerini küçümseyen, ikibin yıllık medeniyetlerini yıkmaya gelen ordunun kılık kıyafetine bakıp hor, hâkir gören ve içinden çıktığı medeniyetin kibirden yana zaafını açığa döken Sasanî elçisi, savaş başladıktan birkaç saat sonra “baldırı çıplak” diye aşağıladığı ordunun zaferini gördüğünde ne hissetti acaba…

Kibir, şahısları ve toplumları kör eder. İran ve mücerret olarak Fars, tarih boyunca bu körlükten kurtulamadı.

“Bir milletin kimliği, apaçık olaylar ve yetişmiş meşhur kişileri kadar, hattâ bazan onlardan çok, halkta tezahür eder.” (Ali Erdal, Türk Kimliği, sayfa 46)

Biz sosyolojik anlamda Fars milletini değerlendirebilecek akademik bir seviyeye veya İran’ın medeniyet sahasında boy gösterdiği ilk andan günümüze kadar geçirdiği süreçleri anlatacak tarih bilgisine sahip değiliz. Zaten bu yazının da böyle bir iddiası yok. Böyle olmakla birlikte okuduğumuz, dinlediğimiz, gördüğümüzden süzülen ve böylece meydana gelen kültür, içinden çıktığımız milletin bakış açısı, ortak millî şuur ve yarım asra yakın hayat tecrübemiz, aynı coğrafyayı paylaştığımız, izlediği politikalar devletimizi ve milletimizi derinden etkileyen İran üzerine bir şeyler söyleme hakkını bize veriyor.

İran için işin başında söylenebilecek belki en doğru söz, en doğru tespit onun tarih boyunca hiçbir zaman “tez” olamamasıdır. O hep hâkim görüşün “antitez”i olmayı -bilinçli olarak- tercih etmiştir. Her anlamda “teslimiyet” olan İslâm’a girişi bile pazarlıkladır. Anayoldan ayrılıp yan yollara sapmak, potansiyelini çıkmaz sokaklarda heba etmek de ikinci bariz vasfı.

İslâm’a girdikten sonra onun aslına, itikatına, iman esaslarına aykırı olmadan, uygulamada milletinin şahsiyetine uygun hareket anlaşılır hattâ takdir edilir. Devletin idare şekli, mimarî, hat, kıraat, terminoloji ve benzerinde milletlere göre farklılıklar olması doğaldır, zenginliktir, medeniyetin gereğidir. Hazır Müslüman olmuş, böyle bir lütfa ermiş Fars’ın ise yeni girdiği dine bir “antitez” uydurmak istercesine “Şiilik” “Şia” gibi bâtılı icat etmesi anlaşılır gibi değildir.

Bâtıl “Şiilik” anlayışı kendi sınırları içinde kalsa, onlar adına yine üzülür, yanlışlarını anlatmaya, doğruyu göstermeye gayret eder, yine de iflah olmuyorsa kaderine terk ederdik. İran, tarih boyunca, bâtıl fikrini, İslâm topluluklarını ayrıştırmada, birbirine düşman etmede kullanmayı tercih etti, bu anlayışı bir devlet politikası olarak benimsedi. Hal böyle olunca, medeniyetin zirvesinde olduğumuz dönemlerde karşısında bizi, Türk milletini buldu.

Kendini olduğundan büyük, güçlü görme ve gösterme… Kibir… Doğruyu bile pazarlıkla kabul etme, tavır alma… Tez olamama… Potansiyelini haktan yana değil çıkmaz sokaklarda heba etme… Onun bu karakterini ve zaaflarını gören, doğru tahlil eden Yahudi, bizim de güçten düştüğümüz şu zamanda ona yeni bir kılık biçti… Sözüm ona İslâm devrimi sonrasında kurdurulan devleti… Kâğıttan gemi, kartondan dev… Yahudiye lâzım olan etkisiz düşman… Kendi cumhurbaşkanını korumaktan aciz, sahte kabadayı…

Merak ettiğim, bugünkü devletlerinin “kâğıttan bir kaplan” olduğunu anlayan bir Fars irfanı var mı? Eğer varsa, benim bildiğim ve tanıdığım en büyük İranlı, en büyük Fars olan İslâm’ın çocuğu Selman-ı Farîsî’yi onlar ne kadar tanıyor, biliyorlar. Hizayı ondan, ehli beytimdendir buyrulan Selman’dan almamanın akıbetinin farkındalar mı?


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Çare... - Sayı 127
Mukaddes beldelere-2... - Sayı 126
Çocuk toprak gibidir... - Sayı 125
Anneme...... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16778907
 Bugün : 738
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731175
 Bugün : 25
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim