Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     179 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hadiselere bakış
Gözlemci

  Sayı: 126 -

GELECEĞİ GÖRMEK BASİRETİ

“Yaşamaktan

çok yoruldum,ölüp dinlenmek istiyorum!”

Gazzeli çocuk 

“Yumuşak tükürük sakala zarar” denir; milletin seçtiği iktidar, 27 Mayıs 1960’da bir gece baskını ile tahtından indirildi. Darbeciler, lise ve muadili okul mezunlarının yedek subaylık hakkını kaldırdı ve bütün mezunları er olarak askere aldı. 1962 yılında Manisa’da askerim… Orada Allah’ın bir lütfu olarak tanıştığım bir zat, piyasadan temin edilemeyecek kitapları okumamı sağladı. El altından okunan yasak kitaplar sanılmasın. Her sahada olduğu gibi kitap alanına da hâkim olanlar, o eserlerin cemiyet meydanına çıkmasına engel oluyorlardı. Nerelere uzanan güce dikkat etmek lâzım. Kitapların isimlerini görünce meseleyi anlayacaksınız. 

Kitapların yazarı Cevat Rifat Atılhan… Bu konuda da, ufacık bir gayretle, yazarı ve kitapları hakkında fikir sahibi olunabilir. 

Çarşı iznine çıktığımda yazarla da dostluğu olan mübarek zatı ziyaret ediyor, okuduğumu verip yenisini alıyorum. 20 eseri bu şekilde okudum. İşte o kitaplardan birkaçı: 

Yahudi Casusu Suzy Liberman

Gizli Devlet ve Fesat Programı

İğneli Fıçı

Türk Oğlu Düşmanını Tanı

Filistin Cephesinde Nili Casusları

Medeniyetin Batışı

Masonluğun İçyüzü

İsrail

İslâm’ı Saran Tehlike Siyonizm ve Protokoller 

Atılhan’ın eserlerinin tezi şu:

Yahudi; inandığı safsataların azmettiriciliği ile dünya hâkimi olmak için var gücü ile uzun vadeli çalışıyor. Bu yolda her şey mübah, hattâ zaruri. Kendilerinden olmayanlar, her şeye müstahak. 

Bugün bu çarpık zihniyetin neler yaptığını görüyoruz. Diğer milletlerin aksiyon kabiliyetlerini sinsice çürüttükten, dünya genelindeki teşkilâtları ve devletleri; dünya çapında söz sahibi her sahadaki etkili kişileri kontrolleri altına aldıktan sonra nihaî darbeyi vuracak. Her ülkedeki yıkıcı, bölücü, zararlı faaliyetlerinden dolayı dünyanın hiçbir yerinde dikiş tutturamamışlar. Aralarındaki insaf sahipleri hakikati ifade ediyor: Yahudi yazar Kurt Munzer,1910’da yayınladığı “Siyon’a Doğru” isimli kitabında şöyle der: “Biz Yahudiler, bütün ırkların kanına girdik. Biz, her şeyi çılgın, bozuk, kokmuş ve bitmiş bir şekle soktuk. Savaşları hep biz körükledik” 

O gün “komplo teorisi” diye alaya alınan Atılhan’ın tezinin ne kadar doğru olduğu, bugün herkes tarafından görülüyor. Kendileri de artık açık açık söylemekte beis görmüyorlar. Çünkü yüz yılı aşan bir çalışmayla insanlığın maddî ve manevî hamle kabiliyetlerini, hattâ reflekslerini dumura uğrattıklarından eminler. Şu bilgi, Siyonist faaliyetlerin ne zaman başladığı hakkında bir fikir verir: “Birinci Siyonizm Kongresi İsviçre'nin Basel şehrinde toplandı. 1896'da gazeteci Theodor Herzl, Yahudiler'in kendi devletini kurmasını savunan Yahudi Devleti adlı bir kitap yayınlamıştı ve kongrede kitaptaki fikirler tartışıldı.” (https://www.bbc.co.uk/turkish/ortadogu/1897.shtml)

Ayrık otu, yonca tarlasında bir tohumcuk yer istemiş. Bu küçük isteğin yerine getirilmesinde beis görülmemiş. Ama bir süre sonra ayrık otu tarlayı istilâ etmiş. 

İsrail’in kuruluşundan 28 yıl önce, geleceğin İngiliz Başbakanı Winston Churchill bakın ne diyor: “Eğer bizim ömrümüzde Ürdün kıyılarında, İngiliz Tacı'nın himayesinde üç veya dört milyon Yahudi'den oluşacak bir Yahudi Devleti kurulsaydı, dünya tarihinde HER BAKIMDAN YARARLI OLACAK bir sonuç meydana gelmiş olurdu.” (8 Şubat 1920 Illustrated Sunday Herald; aish.com/inspirational-quotes-about-jews-and-israel/) 

Kimlere neler söylettirebilmişler. Meselâ Rahip Martin Luther King, İsrail’in kuruluşundan 20 yıl sonra şöyle diyor: “İsrail'i, hatta bunu söylemekten bile çekinmem, dünyadaki EN BÜYÜK DEMOKRASİ ÜSLERİNDEN BİRİ ve neler yapılabileceğinin, çöl topraklarının nasıl bir KARDEŞLİK VE DEMOKRASİ VAHASINA dönüştürülebileceğinin muhteşem bir örneği olarak görüyorum.” (26 Mart 1968'de Hahamlar Meclisi'ne hitabı; aish.com/inspirational-quotes-about-jews-and-israel/) 

Bu kişiler… Ve dünyanın her yerinde kovulan Yahudilere kucak açan, onlara yer, imkân, itibar ve kazanç sağlayan Sultan Muhteşem Süleyman… Bugün dünyaya gelseler, aynı sözleri söyler, aynı davranışı gösterirler miydi? 

Bugün bazı faaliyetler yapmak, yazılar yazmak, sözler söylemek, irade kullanmak durumundaki sorumlular; yarın pişman olmamak için çok iyi araştırmalı ve düşünmeliler. İsrail’in zulmüne hardal tanesi kadar bilerek ve isteyerek yardım edenin iki dünyası da haraptır. 

YEMİN EDERİM, BUGÜN YAZMADIM!

Aşağıda gördüğünüz İĞNE’yi, başlıktaki espride ifade ettiğim gibi bugün yazmadım: 

 

DAHA BETER…

Bir gazetedeki karikatür…

Vitrinde kızarmış iki tavuktan biri ötekine, yoldan geçen omuzları çökmüş üzgün adamı göstererek şöyle diyor:

“Bak bir de üzülüyordun, bizden daha kötü durumda olanlar var”

Omuzları çökmüş üzgün adamın yakasında CHP rozeti var…

Açılımlar, tartışmalar, kasetler, kavgalar derken CHP öyle bir iklime girdi ki, başına gelenler, pişmiş tavuğun başına gelmedi. (15 Mart 2011)

 

Bugün CHP’nin başına gelenlere, daha doğrusu kendi kendine ettiklerine bakıyoruz da, o günküler hiç imiş diyoruz…

Bugünden beteri de mi var dersiniz?

AZMETTİREN FİKİR VE İNANIŞ NEDİR?

●Özgür Özel’e, Ekrem İmamoğlu’nu, partilileri sokağa çıkmaya, gösteriler yapmaya teşvik edecek kadar hararetle ve asabiyetle müdafaa ettiren; ona yapılan ithamların uydurma ve komplo olduğunu (yarım ağızla da olsa) söyleten; bugünün tabiri ile CHP genel başkanını “motive eden” fikir ve inanış nedir? Ona hukuk yolunu değil de, ters istikameti şiddet ve öfkeyle adetâ isyanı seçtiren fikir ve inanış nedir?

●E. İmamoğlu ile Kemal Kılıçdaroğlu’nu “baba oğul gibi oldukları” söylemine rağmen, bu söylemden kısa bir süre sonra, kanlı bıçaklı düşman eden fikir ve inanış nedir?

●K. Kılıçdaroğlu “sırtımdan hançerlediler” dedi… Doğruysa, genel başkanlarını sırtından hançerleyen hainlerin bulunduğu; yalansa genel başkanı yalancı olan partide fikir ve inanış nedir? Kişileri ihanete veya iftiraya sevkeden fikir ve inanış nedir?

●CHP’nin bütün kademelerinde yıllarca faaliyet göstermiş, delikanlılığından beri partili Gürsel Tekin’den; –hem de hukukun verdiği görevini yapmasına engel olmak için partiden ihraç edecek, partiye sokmayacak kadar– Ö. Özel’e nefret ettiren fikir ve inanış nedir?

●Ö. Özel’in, rüşvet karşılığı satın alınan oylarla genel başkan seçildiği iddia ediliyor. İddiayı ilk söyleyenler de, rüşvet karşılığı rey verenler ve verdim diyenler de onları şikâyet edenler de CHP’li… Görevden alınan İstanbul il başkanının yerine G. Tekin’i tavsiye edenler de CHP’li… Rüşvet, ihaleye fesat karıştırmak ve benzeri suçlarla itham edilenler de, itirafçılar da CHP’li… Bütün bu zıtların “birlikteliklerini” (!) sağlayan fikir ve inanış nedir?

●Bazı belediye başkanlarını partiden istifa ettiren; istifa edenleri linç eden partilileri harekete geçiren fikir ve inanış nedir?

●CHP’ye sık sık “olağanüstü kongreler” yaptırtan; Ö. Özel’i, –hem de kreşendo misali– hırçın ve asabî yapan; kongrelerde partililere birbirlerini kum torbası gibi gördüren fikir ve inanış nedir?

● “Demokrasi kalmamış tabelâ partisi” diye ayrılıp, başka parti kurduktan sonra tekrar CHP’ye dönme ve döneni kabul etme “olanağı” sağlayan fikir ve inanış nedir? 

Sorular, sorular… Bitecek gibi değil… BÜTÜN BUNLARIN OLDUĞU BİR KURULUŞTA, FİKİR VE İNANIŞIN NE OLDUĞU BİR YANA “FİKİR VE İNANIŞ VAR MIDIR” SORUSUNA, KİM VARDIR VE ŞUDUR DİYEBİLİR? 

Muharrem İnce… Eski CHP’li… CHP’de iken partisinin tartışmalı, gürültülü cumhurbaşkanı adayı… “Demokrasi kalmamış tabelâ partisi” diyerek partisinden kavgalı olarak ayrıldı ve Memleket Partisi’ni kurdu… Memleket Partisi’ni bırakarak “demokrasi kalmamış tabelâ partisi”ne döndü. Yeniden, taptaze CHP’li…Sosyal medyadan bir mesaj yayınlamış. Bir dostum ona verdiği cevabı bana da göndermiş. Bu sayede haberim oldu. M. İnce diyor ki: 

“Siyasal İslamcıların bu kadar öfkeli olmalarında; Cumhuriyetle, akılla ve modernlikle bu kadar kavgalı hale gelmelerinde en büyük pay, maalesef Necip Fazıl’ın düşünsel (?) yönlendirmelerindedir. (…) Necip Fazıl; entelektüel derinlikten çok sloganlara yaslandı. Gece hayatı, kumar, savrulmalar ve söylemlerle şekillenen bir hayat sürdü. (…) Bugün muhafazakâr camia Necip Fazıl’ı değil de Nurettin Topçu’yu rehber alsaydı: Kin değil fikir konuşurduk. Kültürle kavga edilmez, irfanla barışılırdı. Ve belki de bugün çok daha adil, çok daha ahlâklı, çok daha huzurlu bir toplumda yaşardık.” Görüyor musunuz şu “sloganlara yaslanmanın” sonucunu… 

Necip Fazıl’ın etkisiyle “kavgacı” olduğunu iddia ettiği kitleyi; literatürde yeri olmayan uydurma bir “slogana yaslanarak” ifadeye çalışıyor: “Siyasal İslâmcılar”… Bunun yanlış, muğlâk, hattâ uydurma olduğunu hissediyor ki, “siyasal İslâmcılar” demekle yetinmiyor, yetinemiyor, “muhafazakâr camia”yı da ekliyor.

Necip Fazıl’ın, fikirde zayıf olduğu iddiasına sadece kargalar değil düşmanları bile güler. Ama M. İnce bunu ciddi ciddi söylüyor. İnsanları üşüten soğuk hava değil, sıcaklık yaydığını zannettiğiniz güneştir. Necip Fazıl’ın gümbür gümbür cemiyet meydanında haykırdığı fikirlerinin hiçbirine düşmanları cevap verememiştir. Onun “CHP bir parti değil, Türk'e dinini, dilini ve özünü kaybettirmeye memur bir katliam müessesesidir” teşhisine, iki defa CHP’li olan biri bilhassa cevap vermeliydi ki; fikir serdetmeye hakkı olsun. 

Necip Fazıl’ın 100’den fazla eseri var… Her sahada… En az elli bin sayfa… Eserler kadar vatanın her yerinde yapılmış etkili konferanslar, konuşmalar, sohbetler, röportajlar... Bu kadar eser ve konuşma “sloganlara yaslanarak” yazılmaz diyeceksiniz; haklısınız. Zaten bunu −farkında olmadan− M. İnce de “düşünsel yönlendirmeler” diyerek ifşa ediyor. O bu külliyatı okumuş ve konuşmaları dinlemiş olmalı ki… Bu kanaata varmış… Diyeceğim ama… Kavgacı bir nesil yetiştirmek için küçük bir broşür, gaz verici birkaç konuşma yeter de artar bile… CHP kurmayları bunu çok iyi bilir. Hele iki defa CHP’li olmuş biri, haydi haydi… Hattâ bir şey yazıp söylemeye bile lüzum yok, macera heveslilerinden bir çete kursanız yeter… CHP’den nasıl ve niçin ayrıldığına, olağanüstü kongrelerindeki kavgalara, şaibeli ve mahkemelik kongrelere, yöneticilerin birbirlerine ithamlarına bakmıyor da M. İnce, öfkeli ve kavgalıları nerelerde arıyor. 

Böyle hacimli bir külliyatın fikirden yoksun olmasının mümkün olmadığını M. İnce de hissediyor olmalı ki, az önce belirttiğimiz gibi “düşünsel yönlendirmeler” diyor. Bu kadar eser ve bu kadar konuşma M. İnce’nin de kınadığı sünepe bir yaşayışla cemiyet önüne konamaz. Bırakın telif eseri, hiç fikir çilesi çekilmeden (“düşünsel çile” deseydim daha mı iyi anlardı?) o hayatı yaşayan, o eserleri kopya bile edemez. Kopya bile bir seviye gerektirir. Haydi yazıldı ve konuşuldu diyelim, böyle “slogana yaslanmış” basit sözlerin peşinden gidecek insanı, ilk günlerde bulsanız bile, nesilleri kucaklayan bir alâka göremezsiniz. Oysa Necip Fazıl’ın eserlerinin nesillere mal olduğu ve fikirlerinin mektepleştiği kitaplarının satışından, tiyatrolarının kapalı gişe oynamasından belli.

Necip Fazıl, belli bir tarihten önceki hayatına “çöplük” diyor ve o sürede yazdıklarını reddediyor: “Nereden nereye geldiğimi göstermek için bile kullanılmasın!” diyor. Ve ilâve ediyor: “Çöplüğü ancak kediler ve köpekler karıştırır” M. İnce ise sadece bu reddedilen geçmişe “yaslanmış.” Başka bir şey görmüyor. Buna göre Necip Fazıl’ın eserlerini okumuş da bu kanaata varmış denebilir mi? “Gece hayatı, kumar, savrulmalar ve söylemlerle şekillenen bir hayat sürdü” diyerek bir döneme mahsus olanı, bir ömür gibi gösteriyor. Bilerek böyle söylemiyorsa, o muhteşem külliyattan tek satır okumadan o mesajı çırpıştırmıştır… Okusaydı, Necip Fazıl’ın M. İnce’nin bile kınadığı, pek çok eserinde ve konuşmasında belirttiği o hayatı reddettiğini bilirdi. Meselâ şu cümleyi, küçücük bir gayretle internette kolayca görebilirdi: “İslâm’a pazarlıksız ve sımsıkı bağlanmadan önceki şiirlerim ve yazılarım arasında hattâ küfre kadar gidenler ise, çoktan beri eser çerçevem dışına çıkarıldığı, her birinden ayrı ayrı istiğfar edildiği ve çöp tenekesine atıldığı için nereden nereye geldiğimi göstermekte bile kullanılmamalı.” 

Nereden nereye yükseldiğini göstermek için bile… İyi niyetle ilmî bir eser için bile… Kullanılmaması gerekeni M. İnce, kafasına göre ortaya attığı iddiasına mesnet olarak kullanmaktan, yazılarını okumadığı kişi için değerlendirme yapmaktan çekinmemiş. Doğru olanla mücadele eden; yanlışa, iftiraya, yanıltmaya, hedef saptırmaya “yaslanmak” zorunda. 

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Hadiseler bakış... - Sayı 127
Hadiselere bakış... - Sayı 126
Hadiselere bakış... - Sayı 125
Hadiselere bakış... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Günümüzde kitaba nazaran paraya rağbeti; mide gurultusunu beyin sancısı zannederek, Tanzimat’tan bu yana, hiçbir şeyin çilesini çekmeden, her şeyi, Avrupa’dan monte eden(alan) yazarlarımıza borçluyuz.
Borcumuzu ödemesek de olur.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16726014
 Bugün : 3467
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 726846
 Bugün : 390
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 216
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim