|
Baba Hasan Veli Sayı:
129 - Temmuz / Eylül 2026
 (Bir gencin ağzından)
Ununu elemiş eleğini asmıştır Baba,
Çağı yakalayamamıştır Baba;
Geride kalmış kafası, fikirleri gibi…
Kahvesini içerken sadece nasihat eden adamdır Baba,
Ne anlar dünyadan Baba!
Sadece bir ritüeli kalmış senede bir gün,
Gönlü olsun diye,
Babalar günün kutlu olsun Baba.
O kara pazar gününden sonra,
Yine aynı tas aynı hamam.
Ah be Baba her şeye engelsin,
Şakayla bile olsa,
Sen ne zaman gideceksin dedemin yanına,
Sen ölünce helva dağıtacağım hem de çukulatalı…
Şakaymış,
Baba da güler zahiren, dağlanmış yürekle.
Hâlbuki o bilmez ki Baba dağdır,
Niye dağ demişler Baba’ya bilir misin?
Ovaları suyuyla şenlendiren dağdır,
Dağ yoksa çoraktır, bataktır, kuraktır çöldür ova;
Dağ yoksa pusludur sislidir ova,
Rüzgâr yoktur, sessizdir, pistir ova,
Ürün yoktur, meyve yoktur ovada.
Haşeratla kaplanmıştır her yeri;
Çünkü o ovanın dağı yoktur,
O halde bağı da yoktur,
Çöplüktür artık ova.
Keşke der,
Keşke dağım olaydı arkamda,
Yaslayaydım sırtımı,
Beni sulasaydı gözyaşlarıyla,
Bağrımda çiçekler açsaydı,
Dereler aksaydı içimden,
Keşke Babam olaydı yanımda.
Vâ esefâ Baba gitti elde bir tabak helva…
Hâlbuki Baba direktir evi taşıyan,
Niye direk denir Babaya bilir misin?
Evi taşır omuzunda,
Direk çatlarsa ev çatlar,
Direk yıkılırsa ev yıkılır üstüne,
Baba ah o eski kafalı baba yıkılırsa,
Ev yıkılır dal kırılır,
Dünya paramparça olur insanın âleminde.
Keşke babam olsaydı yanımda der,
Der amma vâ esefâ Baba gitti elde bir tabak helva…
Nerdesin Baba,
Bıraktın gittin bizi erkenden,
Üzülmesen ya,
O çağdaş değildi,
Geri kafalıydı ya,
Ne anlardı gençlerin halinden,
Şimdi elinde bir tabak helvan kaldı,
Hem de çukulatalısından;
Şimdi sana afiyet olsun,
Baban uçtu kızım baban uçtu bekaya!
|