Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5645 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kadynlarda TESETT?R (SETR-Y AVRET)
İbrahim Buğalı

  Sayı: 60 - Nisan / Haziran 2008

Avret: Örtülmesi vacip olan bedenin kısımlarıdır. Bu yerlerin açık tutulması haram olur. Ayrıca kadınlara ve hanımlara da avret denir. Müslüman hanımların başlarını ve diğer avret sayılan bedenlerini örtmeleri farzdır.

Mükellef olan, yani buluğ çağına ermiş erkek ve hanımın namazda örtmesi, başkasına göstermesi ve başkasının bakması haram olan yerlerine de avret denir. Hanefi ve Şâfi mezheblerinde erkeklerin, namaz için avret mahalli, göbekten diz altına kadardır. Şâfiî'de göbek, Hanefi’de diz avrettir. Buraları açık olanların namazı sahih değildir. Namaz kılarken diğer yerlerini örtmek sünnettir. Açık kalmaları ise mekruhtur. Erkeğin başı açık namaz kılması mekruh olursa, her yeri avret olan kadınların başı açık namaz kılması nasıl olur?

Kadınların ellerinden ve yüzlerinden başka her yerleri, bilekleri, sarkan saçları ve ayaklarının altı, namaz içinde ve namaz dışında da Hanefi de avrettir. Erkeğin veya kadının avret uzuvlarından herhangi birinin dörtte biri, bir rükn açık kalırsa, namazı bozulur. Azı açılırsa bozulmaz. Namazı mekruh olur. Meselâ, ayağının dörtte biri açık olan kadının namazı sahih olmaz. Keza ayağının topuk kemiği veya bileği veya boynu ve saçı açık olursa namazı sahih değildir.

Erkeğin ve kadının avret mahallini örtmesi, hicretin üçüncü senesinde nazil olan (Ahzâb) ve beşinci senesinde gelen (Nur) surelerinde emir olundu.

Sure-i Nur, Ayet 30-31: "Habibim! Mü'min erkeklere söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için daha temiz bir harekettir. Muhakkak ki Allah onların bütün yaptıklarından haberdardır." "Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan saklasınlar. Zinetlerini (süs eşyalarının takılı olduğu baş, kulak, boyun, göğüs, kol, bacak gibi yerlerini) açmasınlar. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koysunlar..." Devamla, Ayet-i Celilede kimlere haram olmadığı beyan buyurulmaktadır.

Sure-i Nur Ayet 60: "Hayız ve çocuktan kesilmiş, artık nikâha ümitleri kalmayan yaşlı kadınların süslenip açılmamaları, (haram olan yerleri erkeklere göstermemeleri) şartıyla dış elbiselerini bırakmalarında kendileri için bir günah yoktur. Bununla beraber bundan da sakınmaları ve örtünmeleri, kendileri için daha hayırlıdır. Allah her şeyi işitir, her şeyi bilir."

Bu Ayet-i Celilede Cenab-ı Hakk, hayızdan, nifastan kesilmiş, evlenme ümitleri de kalmamış acûze ve sabi hükmünde bulunan yaşlı nineler, namaz kıldıkları kıyafetleri ile dışarı çıkmaları, onlar için bir günah teşkil etmemekle beraber, bundan da sakınmaları ve örtünmeleri, yani cilbablarını (manto, çarşaf veya setr-i avret için giyilmesi gereken herhangi bir libası) üzerlerine almaları daha hayırlıdır.

Müslüman hanımların nineleri bile bu şekilde giyinmekle mükellef ise, hiç genç yaşta bulunan ve her erkeğin şehvetini tahrik eden, sesi bile mahrem olan hanımların sokaklarda arz-ı endam etmelerine nasıl müsaade edilir.

Yukarıda mezheb imamlarının beyanını gördük. Bu açıklamalar, Allah'ın emirlerine ve Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in tatbikatına kıl ucu kadar, zerre miktarı muhalif değildir. Eğer zerre miktarı çelişki bulunsa, imandan bir eser kalır mı? Bin dört yüz küsur senedir bütün müslümanlar, Kur'ân-ı Kerîm'in hükümlerini aynen koruyup bu şekilde tatbik etmişlerdir. Sayıları belli olmayan velilerin, salih kimselerin ve bütün müslümanların inanç ve i'tikat husussunda zerre miktarı muhalefet etmeden bu yolda yürümeleri ve yetişmeleri açık bir delil teşkil etmektedir. Çünkü Şer-i Şerîf'e, fer'i mes'elelerde bile muhalif olmak, ne velâyet ve ne de keramet bırakır. Bütün müslümanların göz bebeği mesabesinde olan mezheb imamlarını, hizmet ve içtihatlarında hata ile itham etmek, büyük bir cinayettir. Kur’ân-ı Kerîm’i yüzünden okumasını bilmeyen ve İman'ın şartlarını dahi öğrenmemiş kimselerin, müslüman hanımların başını örtmeleri hususunda konuşmaları ve Kur’ân-ı Kerîm'de böyle bir emir yoktur demeleri, bu zamanın garip hadiselerindendir. Fakat bütün müslümanlar, setr-i avret nedir, nasıl yapılır kesin olarak bilirler ve tatbik ederler. Çünkü her mü'min namaz kılar ve namazın farzlarını da kesin olarak bilir. Namazın farzlarını bilmeyen kimsenin namazı sahih değildir. İşte setr-i avret namazın dışından olan şartlarındandır. Farz olan bir şart terk edilirse, o namaz sahih değildir. Her Müslüman'ın bilmesi gereken (32) farzdan birisi de setr-i avrettir. Bunu bilmeyen hiçbir Müslüman tasavvur edilemez.

Biz buraya hanımlarla ilgili birkaç hadis-i şerif meallerini alacağız. Hanımların önemini ve onların satılık bir eşya gibi teşhir edilmesinin bir iyilik değil, onlara en büyük hakaret olduğu anlaşılsın. İslâm dini gelmezden önce, Roma'da ve Ceziretü'l- Arap'ın bazı yerlerinde, kadınlar pazarlarda satılırdı. İslâm dini, kadınların hanımefendi olduğunu ve Cennet'in annelerin ayakları altında olduğunu, yani Cennet, annenin babanın rızasına bağlı olduğunu hükme bağlamıştır. Şimdi ise, kapalı yeri açık yerinden az olarak teşhir edilmektedir. İşin garip tarafı bu cinayetin, bir fazilet ve özgürlük diye takdim edilmesidir. İmanlı olan bir hanımefendi, dinî bilgilerini, onun hayâ duygusunu yok etmeye çalışanlardan değil, dininden öğrenmesi gerekir. Aynı zamanda kendisini hiç yoktan yaratan Rabbisinin emirlerine uymak mecburiyetindedir.

Hadis-i Şerif: "Üç kimse vardır ki, Cennet'e giremez." Anne ve babasına âsî olan, deyyûs (bile bile karısını başkasına teslim eden), ve kendisini erkeğe benzeten kadın."

Hadis-i Şerif: "Deyyûs Cennet'e giremez. Deyyûs kimdir Yâ Resûlallah diye sorulunca, ırzını yabancı erkeklerden kıskanmayanlar, buyurmuştur." (Diyanet İşleri Başkanlığı "Seçme Hadisler)

Hadis-i Şerif: "Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. Hiç şüphesiz âdemoğlu mukadder olan bu âkıbete erişecektir. Gözlerin zinâsı; (mahremi olmayan kadınlara şehvetle) bakmaktır. Kulakların zinâsı; (dinlenmesi haram olan sözleri) dinlemektir. Dil zinâsı da; (söylenmesi haram olan şeyleri) söylemektir. El zinâsı da; (ecnebi bir kadının uzvunu şehvetle) kavramaktır. Ayak zinâsı; (gidilmesi haram olan yere)  adımlarını atmaktır. Kalbin de (zinâ) temennisi ve iştihası vardır. Tenâsül uzvu ise, bu a'zanın arzularını ya gerçekleştirir yâhut (sarf-ı nazar ederek) yalanlar. (Buhari ve Müslim) (Riyazüs-salihin, cilt 3, sahife: 192.) Kurtuluş hidayet üzere olanlara....


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kur'ân-ı Kerim bütün düny... - Sayı 71
İslâm Dini (Tüm peygamber... - Sayı 70
Mevlid-i şerif... - Sayı 69
KERBEL? FACYASI ve Hz. H?... - Sayı 67
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Bugün 18.11.2025Konu nedir? ...

 Deprem kuşağında yer alan ülkemizde: çok katlı yapılar yerine, tek katlı bahçeli evlerde yaşamak asl... yusuf

 Muazzam bir çalışma olmuş,tebrik ediyorum.... Ahmet Durmuş

 yukarıdaki hikayeyi ve eklemeleri yazan kişi biraz zorlamayla günün modasına uymuş işi dış güçlere a... HALİL KÖSE

 test"... test


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Hakkın hâdimleri ve bâtılın vekâlet sava
Ehl-i gönül
Nesl-i muazzez
Nereye kadar?
Gazze, ümmetin imtihanıdır
Gelecek sayı (127) konusu


Ali Erdal - Nereye kadar?
Kadir Bayrak - Mukaddes beldelere-2
Ekrem Yılmaz - Korkaklar
Ekrem Yılmaz - Nerdeyiz
Fatma Pekşen - Dağlara çen düşende
Dergi Editörü - Ben kazandım, biz ka...
Site Editörü - Vekâlet savaşları
Necip Fazıl - Yahudi (Terkip ve Te...
Necdet Uçak - Annem var güzel anne...
Necdet Uçak - Bu vatan bizim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (127) k...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Gazze ateşkes görüşm...
M. Nihat Malkoç - Gördüm seni, gördüm ...
M. Nihat Malkoç - Gazze, ümmetin imtih...
Zaimoğlu - Gündüz, geceye muhta...
Zaimoğlu - Sağlam kulp
Halis Arlıoğlu - Hâramiler
Halis Arlıoğlu - Meçhule hitap
Ahmet Değirmenci - Geri verin
Ahmet Değirmenci - Kurban
Ahmet Değirmenci - İki ara bir dere
Büşra Duru - İslâmın meşalesi ile...
Remzi Kokargül - Malatya suskun, durg...
Murat Yaramaz - Şüphe
Murat Yaramaz - Amnezi
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Duruldum
Mahmut Topbaşlı - Cemre sancıları
Cahit Ay - Kimdendir
Cahit Ay - Ondördünde
Cahit Ay - Sana geliyor
Rıdvan Yıldız - Kaş ve bulut
Vahid Aslan - Adam olmaq derdi
Vahid Aslan - Günəbaxanlar
Emine Öztürk - Yolun sonu
Osman Akçay - Büyük camgözlerle yü...
Mustafa Makas - Vesâyet savaşları
Yaşar Akyay - Hakkın hâdimleri ve ...
İbrahim Durmaz - Kızılelma
Mehmet Emin Armağan - Nesl-i muazzez
Mehmet Emin Armağan - Ehl-i gönül
Mustafa Kozlu - Mutluluk
Uğur Utkan - Hz. Ebubekir Sıddık
Kemal Çerçibaşı - Bir yıldırım çarptı ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16312412
 Bugün : 176
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 693730
 Bugün : 13
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 233
 126. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim