Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3453 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

AY I?I?I
Ayşe Sena Ünsal

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2009

Güneş bugün yine karanlık... Sanki ay ışığı renginde. Bulutlar huzursuz ve telâşlı, titrek bir ışık hâkim gökyüzüne...
Serpil’in yüreği de böyle bir huzursuzluk içinde; aldığı haberin hüznüyle solmuş, paramparça bir halde idi. Bu ölüm sessizliği sanki hiç bitmeyecek ve renkler yerine hiçbir zaman gelmeyecekti. Işıklar bir bir yer değiştiriyor, her zaman yüreğinde yer alan gökkuşağı parçalanıyordu. Parlak renklerin yerini artık koyu ve sisli renkler almıştı.
Toprak yolda hızlı adımlarla yürüyordu. Ayak bileklerini örten eteği yürüyüşünün verdiği hızla bir sağa, bir sola savruluyor; yolun üzerine serpilmiş çakıl taşları ayakkabılarına çarpıp, bacaklarına sıçrıyordu. Beynindeki ölüm sessizliğini kalbinin çarpıntısı bozuyor, adımlarını hızlandırmak zorunda bırakıyordu. Her şey bir kâbus gibiydi. Sanki gözlerini açtığında bitecek korkunç bir kâbus...
Eve ulaştığında kapının ardına kadar açık olduğunu fark etti. Kalabalık kapının önüne kadar taşmıştı. Bir tane dayısı vardı bu hayatta. Neşeli canlı ve her daim mutlu bir insandı. Nasıl olur da ölürdü. Bu gencecik yaşında, daha yarım asırı tamamlayamadan bir kalp krizi onu ellerinden almıştı. Telaştan ayakkabılarını nasıl çıkardığını bilmiyordu. Kapının sağ yanındaki odada bembeyaz kefeni ile yatıyordu dayısı. Sağ yanı kıbleye çevrilmiş ve karnına büyükçe bir bıçak konmuş olarak. Gözlerinden akan yaşları silerken ne kadar renkli bir hayat geçirdiğini düşündü. Altı kızın ardından gelen yıllarca yolu gözlenmiş bir çocuk. Anneannesi zayıf doğduğu için pamuklara sararak büyütmüş onu. Her şeyin en iyisi yedirilmiş, bir dediği iki edilmemiş. Tek oğlan, tek güvence dedikleri... Kasabanın en büyük fabrikasında ustabaşı olmuştu. Sözü dinlenir ve güvenilir bir kişi olarak nam salmıştı tüm çevrede.
Yıllarca verilen emeklerden sonra sıra evlendirmeye gelmiş de; kapı kapı gezmiş anneannesi; en güzel, en becerikli kızı bulmak niyetiyle. Biricik oğluna elinde olsa Cennetteki hurilerden seçecek kadar titiz ve heyecanlı. Yandaki köyün güzel kızı Zeliha'yı beğenmişti. Kahvesini içtiği bütün kızlardan daha güzel, daha endamlıydı Zeliha. Oğluna da yakışırdı. Zeliha tek şey istemişti kasabada oturmak. Hakkıydı güzel gözlü Zeliha'nın. Oğlu zaten kasabada çalışıyordu ve olması gereken de oydu. Tarlalar satıldı düğün için görkemli bir düğün hazırlığı yapıldı. Bir tane oğlu vardı anneannesinin. Gözünün nuru, evinin direği, biricik yetimi... Küçük yaşta kaybetmişti babasını Ali Dayı. O yüzden evin her işinde ona danışılırdı. Düğün için ev arandı kasabadan. Zeliha kira istemem diye tutturdu. Haklıydı kız, burada ev boş dururken kira mı verilirdi. Köydeki ev ve kalan tarlalar da satıldı kasabadan Ali Dayı'nın üzerine büyükçe bir ev alındı. Kızlar zaten hak istemezdi. İsteseler de verilmezdi. Tüm mal oğlanın hakkıydı. O koskoca evden bir oda verirlerdi anneannesine yeterdi. Düğün yapıldı, davullar çaldı, düğün boyunca kazanlar kaynadı, sofraların biri kalktı diğeri kuruldu... Şenlik üç gün sürdü. At üzerinde getirildi Zeliha... Gelin ve damat masallardaki gibi yakışmışlardı birbirlerine. Kara yağız oğlu Ali ile mavi gözlü, sırma saçlı gelini. Dilden dile dolaştı düğünün ve yemeklerin güzelliği. Düğünden sonra evde üç gün kalabildi Ali Dayının annesi. “Eee sen ne zaman döneceksin” diye sormaya başladı Ali Dayı ve güzel Zeliha. Nereye, nasıl gideceğini hiç düşünmeden... Yıllarını verdiği, ömrünü uğruna tükettiği, tüm malını tek kalemde oğluna feda eden yaşlı kadından haber alınamadı yıllarca. Malını ve kendini feda ettiği oğlunun yanına sığamayan yaşlı kadın damatlarına da gitmemişti şüphesiz. Yıllar sonra bir cami avlusunda soğuktan donmuş cesedi bulundu. Kimsesizler mezarlığında yapayalnız defnedildi.
Şimdi Ali Dayı da annesinin yanına gidiyor. Eminim ki anne yüreği biricik oğlunu orada da sarıp sarmalamak ister. Ama ilâhî adalet ne der bilinmez...

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yüreğimiz kan ağlıyor!... - Sayı 73
Eğitimde çıkış noktası... - Sayı 72
ESMA’ÜL HÜSNA İLMİ ... - Sayı 66
ESKİ BİR FOTOĞRAF KARESİ... - Sayı 65
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


*Eskiden Allah için verilen selam, artık “rüşvet deyü” veriliyor.
*İnsanlığın ölçüsü olan selamlaşmak, kaybolalı beri, çevrede insan görmek zorlaştı.
Kardelen-Gazete: Sayı 3, 1989
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17495423
 Bugün : 1953
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833891
 Bugün : 268
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim