Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5638 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YUMURTA ve KÜHEYLÂN
Ali Erdal

  Sayı: 39 - Ocak / Mart 2003

Atasözü, “Bir tavuk yumurtlar, yedi mahalle duyar; ahırda cins küheylân doğar, kimsenin haberi olmaz!” diyor. Evet doğru, az sonra bir tavuğun yumurtlayacağını yedi mahallede duymayan kalmaz... Ama meydana gelen yumurta bir (çıt)la biter; en iyi akıbet, bir yiğide yemek olmaktır. Cılk olup çöplüğü boylama ihtimali de cabası... Küheylândan ise, ıstırabını çeken asil anne dışında kimsenin haberi olmaz; ama bir gün iyi yetiştirilirse yedi mahalleyi değil, yedi düvele, hattâ cihana şan olur... Hem de ömründen çok uzun bir zaman... Yumurta en fazla bir övünlük aş, küheylânsa hisseden, ağlayan, fedakârlık yapan, rüya gören yani uykusunda bile ayrı bir hayat yaşayan, “eşref-i mahlûkat”a en yakın hayvan; yiğidin sırdaşı... Köroğlu’nun dediği gibi:

“At yiğidin öz kardaşı!”

Benim memleketimde (Bilecik) bir mani şöyle başlar:

“Yumurtanın sarısı

Yere düştü yarısı...”

Yaygarayla gelenin akıbeti, işte bu kadar...

Küheylânsa, yiğitle beraber tarihe geçer... Hattâ, Köroğlu’nun kendisi değil de,

“Atlaslarla donatayım yolunu,

Altınlardan edeyim nalını,

Üç güzele dokutayım çulunu...

Elma gözlü, kız perçemli Kıratım!...”

Ve

“Canım Kırat, gözüm Kırat!”

Diyerek yücelttiği atı: “ab-ı hayatı” (ölümsüzlük suyunu) içmiştir... O nihayet bir efsane mi diyeceksiniz? Evet, ama küheylânın insan gözünde, yani Allah’ın yeryüzündeki halifesi nazarında nelere lâyık görüldüğünü olsun göstermez mi?

Tek başına, fethi müjdelenen şehri fethe kalkan kahramanı... Şuna bakın, öyle inanıyor Kur'ân müjdeye, tek başına bile müjdenin gerçekleşmesini mümkün görüyor. Böyle cesur ve gözükara yiğidi, Battal Gazi’yi; atı Aşkar’dan söz etmeden anlatabilir misiniz? Yok böyle hikâyelere karnımız tok diyor, masalda da tavus kuşu yumurtasının yüceltildiğini söyleyip ille de elle tutulur (somut) kimsenin itiraz edemeyeceği bir değer isteyecekseniz, ağızların suyunu akıtan arabalardan fazla değer taşıyan asil yarış atlarını gösterebiliriz. Sadece bizde değil, bütün dünyada böyle... At yaratıldığından beri... İnsanlığın Ufku’nun (sav) diliyle övülmüş:

“Zafer atların alınlarına nakşedilmiştir.”...

At tabloları galeriler doldurur. Kahramanlar at üzerinde resmedilir... İnsan, en üstün sanatla, şiirle ifade etmiş onu... Hakkında yazılmış şiirler, her dilde antolojiler doldurur. Atasözümüz, “At bir gün için (beslenir)...” demiştir. Atlar yılda kaç yarışa katılabilir ki...

Demek asıl değer, yaygara koparanlarda değilmiş. Gerçek değer; yaygarayla, şamatayla, tantanayla gelmiyormuş... “Kuvvet mahcuptur!” diyen Avrupalı fikir adamı haklı imiş. Şirretlik, bir zaman için hakkı olmayan bir yeri işgal edebilir, bazı zihinleri kandırarak istilâ edebilir; ama eninde sonunda lâyığını bulur. Gerçek değer, zor anlaşılsa da bir gün kafaları ve gönülleri fetheder... Atasözümüzün dediği gibi, “Doğru sallanır ama yıkılmaz”.

İlk insan ve Peygamber’le başlayan İlâhî Tez’e (vahye) karşı nefsin alternatif olarak ortaya attığı fikirler, düşünceler, inanışlar, aldatıcı tantanalı reklâmlara, şaşırtıcı, zihin karıştırıcı yaygaralara, haksız iddialara, ahmak şişinmelere rağmen tarih içinde birer çakımlık kibrit misali yanıp söndüler. Küheylân fikir ve iman manzumesi ise yaşıyor. İlk insan ve Peygamber’den beri... Küfür safındaysa her devirde ayrı bir çakıntı... Firavun ve Nemrut gibi bugünlere ismi kalanlarsa zulüm timsali olarak anıldı. İnsanlık ne kazandı ise imandan kazandı, küfürden günümüze sadece zulüm timsalleri kaldı...

“Allah’a inananlar devletler, imparatorluklar kurdular; sadece insana değil cine, dağa-taşa, kurda-kuşa ota, ağaca; yani her şeye ‘Allah’ın halifesi’ olmak hakkıyla hâkim oldular.

Allah’a inanmanın; bağlıları, devlet adamları, âlimleri, uzmanları, sanatkârları, velileri, sevdalıları, divaneleri, meczupları, mensupları, halkı, tebaası oldu... Tarih sayfaları şahittir... Hattâ tarih bu sayede yazıldı; ilim, teknik, sanat, kültür, medeniyet bu sayede doğdu; her sahada gelişme bu sayede oldu.

Küfürse; sadece fert seviyesinde kaldı. Fert seviyesinde ve muteriz... Sadece muteriz... Hakka!.. Hiçbir zaman devlet olamadı. Halkı ve tebaası hiç olamadı. Kâfir devlet adamı, kâfir âlim, kâfir uzman, kâfir sanatkâr, kâfir teknik eleman, kâfir sıradan fert görüldü; fakat küfür sanatı, küfür edebiyatı, küfür idaresi, küfür kültürü, küfür tekniği, küfür devlet idaresi ve küfür kamuoyu olmadı. Küfür mayalaşamadı, ekolleşemedi. Sanatın, edebiyatın ve tekniğin –hak olmadığı halde- küfür için kullanılması ve bunların küfrün malı imiş gibi gösterilmesi de küfrün ayrı bir haksızlığı zulmü...

Küfür, ferdi aşamadı dedik... Hattâ, hakiki mânâda ferdi bile kazanamadı. Bunun için de değil velileri, sevdalıları, divaneleri ve dedikleri olmak... sıradan bir ferdi bile olamadı. Öyle görünmekte fayda umanları oldu. Kendisini tanrılaştıran günün despotu karşısında günübirlik çıkarlar için öyle görünenler oldu... Ancak küfür inadının delileri görüldü. Onlar bile küfrün delileri değil, küfür inadının delileri...” (Günümüze ne kaldı?; Yeni bir diyalektik).

Bunun için küheylân fikir, kafaları ve gönülleri fethedebilir ve bunun içindir ki küheylân fikrin kahramanları FATİHtir!.. Zaman ve mekân onların müktesep hakkıdır. O’nun dışındaki fikirler, inanışlar ve düşüncelerse, şirretlikle kıza bir zamanda bir mekânı işgal ederler... Onun için İSTİLÂCIdırlar.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : fahriye    20.11.2010
Yorum : ali amca ben küreden fahriye çok güzel okudum atasözü çok hoştu





 
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Yolculuk... - Sayı 125
Büyük depremin öncüleri... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Batı’nın Pompei’sinin günlerini andırmasının sebepleri Osmanlı Devleti’ni çökerten “metal yorgunluğu”nun ilk safhası değil midir?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Su gibi aziz ol
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16679946
 Bugün : 792
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 723975
 Bugün : 78
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 329
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim