Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4030 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

HAKKINI TESLİM EDELİM…
Kadir Bayrak

  Sayı: 68 - Nisan / Haziran 2011

Tunus'ta başlayıp kısa bir sürede diğer İslâm milletlerine sıçrayan halk hareketleri, dikkatleri bu coğrafyaya çekti.

Sınırları Batı tarafından çizilen, rejimleri, idarecileri ve kadroları Batı tarafından tayin edilen ülkelerdeki isyanların, milletlerarası ilişkileri takip eden merkezlerde hayretle karşılandığını, “Kara Kıta”nın mutî çocuklarının başkaldırısının şaşkınlık meydana getirdiğini, yine bu çevrelerde işin neticesinin nereye varacağının merakla beklendiğini tahmin etmek zor değil.

Hareketler, önce baştaki zalim idarecilere başkaldırı olarak yorumlandı. Devam eden süreçte, meydanlara inen toplulukların başarıya ulaşmasını temenni eden kesimler başta olmak üzere, mesele üzerinde kafa yoranların aklında soru işaretleri meydana gelmedi değil. Gelişmelerde Batı'nın bir parmağı olduğu, bunun Büyük Ortadoğu Projesi'nin bir parçası olduğu, coğrafyayı kendi menfaatleri doğrultusunda yeniden şekillendirdikleri şüphesi özellikle Libya'ya yapılan müdahale sonrası daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Bir asrı aşkın zamandır sessiz, tepkisiz kalan toplulukların nasıl olup da bu kadar kısa sürede ve birbiri ardı sıra hedefe ulaşan teşkilâtlı hareketler ortaya koydukları artık sıkça sorulan sorular arasında yer alıyor.

İyi niyetle sorulduğuna inandığımız ve cevabını bekleyen bu soruların, tarih kitaplarında yer almayı hak eden hareketlerin önüne geçmemesi gerektiği kanaatindeyiz. Hareketlerin meydana geldiği ülkelerin iç dinamiklerini dikkate almayan, sadece komplo teorileri üzerine kurulu yorumların, gözümüzün önünde cereyan eden tarihî bir hadiseyi, en hafifinden olduğundan küçük göstermek amacına hizmet ettiği gözardı edilmemeli.

Bir kere söz konusu hareketlerin, yüzlerce yıllık bir geçmişe, geleneğe sahip Arap kültürünün hâkim olduğu ve İslâm'la yoğrulmuş milletlerin yaşadığı coğrafyada meydana geldiği gözden kaçırılmamalı. Evet, Rönesans'tan günümüze kadar Batı'nın madde hâkimiyeti karşısında kabuğuna çekilen Doğu milletlerinin bu tepkisinin beklenen bir şey olduğunu, ilk yorum olarak söylemek inandırıcı olmayabilir. Ancak girişte de belirttiğimiz gibi Osmanlı'nın son zamanlarında başlayıp Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra ayyuka çıkan halktan kopuk, baskıcı, milletinin değil sadece kendi menfaatini düşünen idarelerin hüküm sürdüğü topraklarda başka bir netice beklemek de tarihin seyri içinde doğru olmaz. Topluluklara yön veren, onları manipüle, provoke eden ülke ve ajanların olmadığını iddia etmek ne kadar gerçek dışıysa, toplumları sokağa iten, isyan ettiren sebeplerin, altyapının zaman içinde meydana geldiğini inkâr da o kadar abestir. Yıkılmadığı takdirde hayatı kendilerine zehir edeceği muhakkak olan idareye rağmen kelle koltukta Tahrir Meydanı'nda toplanan milyonlarca insan başka nasıl izah edilebilir?

Domino etkisi diyerek hareketlerin birbirini tetiklemesine romantik bir izah bulanların fikirlerine şu yönüyle katılabiliriz; Tunus'ta bir gencin kendini yakmasıyla başlayıp, 23 yıllık iktidar sahibinin ülkeyi kaçarak terk etmesiyle neticelenen başkaldırı, diğer milletlerin de uzun bir zamandan beri beklediği harekete geçme ateşini tutuşturdu. Yani toplulukların ayaklandığı zaman neler yapabileceğini Tunus gösterdi ve devamı geldi.

Neticede gönül birliği ettiğimiz ülkelerde gücünü adaletten almayan, zulme dayalı idareler bir bir yıkılmıştır. Küçümsenmeyecek mesafe kateden kardeş ülkeler için önemli olan bundan sonra tesis edilecek yeni yönetim anlayışlarıdır. Kendi aralarındaki ihtilafları rahmete dönüştürerek halkın taleplerini dikkate alacak rejimler meydana getirmeleri onlar adına en büyük temennimiz…

TÜRKİYE'NİN TAVRI…

Ortadoğu'da cereyan eden hadiseler, belki de en dikkatli şekilde Türkiye'den izlendi. Milletin hislerine kulak vermesi gereken hiçbir hükümet olup bitenler karşısında sessiz, tepkisiz kalamazdı. Akparti iktidarına kadar statik bir duruş sergileyen dış politikamızın, 2002 ve özellikle Dışişleri Bakanı Sayın Davutoğlu sonrası bir hayli hareketlendiği kamuoyunun malumu. Davos'taki çıkışından sonra Ortadoğu halkları nazarında kahraman olarak görülmeye başlanan başbakanın tavrı da bu süreçte merak edildi ve dikkatle takip edildi.

Ortadoğu'daki hareketlerde Türkiye'nin doğrudan bir müdahalesi olmuş mudur, bilemiyoruz. Ancak dolaylı yoldan da olsa etkilediği muhakkak… Bir kere bugüne kadar halklarını İsrail tehdidiyle korkutan ve baskı altında tutan idarecilere rağmen Davos'ta farklı bir ses yükseldi. İlk kez Arap olmayan bir Müslüman lider İsrail'e kafa tuttu. Filistin davasını asıl sahiplenmesi gerekenlerden daha fazla sahiplendi. Bu tavır ve davranışlar, izlenen politikalar Türkiye'ye Arap toplumların bakışını değiştirdi. Oralarda arzulanan lider tipi olarak Erdoğan gösterilmeye başlandı. Bu durum Arap toplumları üzerinde müsbet bir psikolojik etki meydana getirmiş olmalı.

Daha katedeceği mesafe olmasına rağmen ekonomideki hızlı yükselişi, istikrarı, dış ilişkilerdeki dik duruşu, vatandaşın artan bilinç ve refah durumu, en önemlisi de hürriyetler noktasından alınan mesafe Türkiye'yi bu ülkelere model haline getirdi. Arap toplumunun fikirde olsun önde gelenlerinin iletişimin bu denli yoğun olduğu günümüzde Türkiye'den haberdar olmaması mümkün olamaz.

Türkiye'nin Tunus'ta başlayıp, Mısır'a sirayet eden hareketlerin başlangıcında sessiz kalması, Libya'da Nato'nun ne işi var denildikten sonra harekâtın komuta merkezini alması kamuoyunda eleştirildi. Dış ilişkilerde istikrarlı bir politika takip etmenin lüzumu yanında, problemlerin çözümünde matematik formüllerin olmadığı, benzer hadiselere farklı tavırlar takınılabileceği, duygusallığın devlet adamlığının önüne geçmemesi gerektiği unutulmamalı. Yirmibeşbin işçinizin, milyar dolarlık yatırımlarınızın bulunduğu Libya'yla, daha dar kapsamlı ilişkilerinizin olduğu bir başka ülkeye aynı şekilde tavır alınması beklenemez.

Libya'da yaşayan insanlarımızın tahliyesinde bütün dünyaya parmak ısırtan bir operasyona imza atan devletimizin, komutasını üstlendiği operasyonda, tarihten gelen bağlarımıza, kendi ve kardeş ülke halklarının menfaatlerine uygun hareket etmesini temenni ediyoruz.

YA TUTARSA

İktidara talip olduğunu her plâtformda beyan eden anamuhalefet partisi, Ortadoğu'daki halk hareketlerinin devam ettiği bir dönemde, Anayasa ve Adalet Komisyonu üyesi milletvekilleri aracılığıyla halkı sivil direnişe çağırdı. Yüksek yargı organlarını düzenleyen temel metinlerde yapılan değişiklikleri, iktidar partisinin yargıyı ele geçirme operasyonu olarak gören vekillerin zamanlaması hayli ilginçti. Açıklamanın yapıldığı tarihte genel seçimlere 5 aydan az bir süre kalmış, Tunus ve Mısır'daki halk sokağa dökülmüştü. Sayın vekiller yaklaşan seçimlerden, demokrasiden ümitlerini kesmiş olmalılar ki böyle bir açıklama ihtiyacı hissettiler. Göle maya çalan Hoca'nın, o haliyle anlayan için bir ders vermek istediği muhakkak. Ancak CHP'lilerin Hoca'dan da alacağı hisse yok gibi…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Türk kimliği... - Sayı 129
Helâl lokma... - Sayı 128
Çare... - Sayı 127
Mukaddes beldelere-2... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Sû-i zan


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17565156
 Bugün : 452
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 845881
 Bugün : 154
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 216
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim