Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4666 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kürsü
Kürsü Vecd

  Sayı: 70 - Ekim / Aralık 2011

HASTA

Hayretler içindeyim! Biri yolda düşüp bayılsa, koşarlar, kaldırırlar, eczaneye, hastaneye, bir yere, bir tarafa götürürler. Körün, sağırın, solağın, topalın, şunun, bunun, teker teker bir hastalık teşhisi ve devâ merkezi vardır… Böyleyken küfür hastalığının dispanseri yok… Çünkü kâfir iki ayağı üzerinde durabilmektedir; gözlerinin gördüğü, kulaklarının işittiği, aklının işlediği sanılmaktadır. Ah o göz ki, görmeye, o kulak ki, işitmeye, o akıl ki düşünmeye perdedir; ve bunların sahibi sıhhatte bilinmekte… Öbür hastalar da kim oluyor? Yok mu bu hastaları, bu öldükten sonra ölmeye gidecek çaresizleri kurtarmaya bir çare?.. Nerede bunlara mahsus sıhhî imdat otomobilleriyle garajları dolu büyük cemiyet (agora)sı?..

 

İMAN-İNKÂR

Allaha iki cins insan inanır. Ya en aptal, ya en akıllı!.. İkisi ortası dediğimiz hakikî akmak, inkâra memur…

Mikrobu keşfeden (Pastör) keşfinin açtığı harikalar ufku karşısında Allaha inanır, fakat o keşfi (Pastör)den öğrenen yarım adam, “Mikrobun keşfedildiği asırda hiç gizliye inanılır mı?” diye Allah'ı inkâra kalkar. Bakın, nereden gelen nereye gidiyor. Demek iş nasipte, düşünmede değil…

Allah'ı tel dolapta yemek ararcasına beş hassenin tamtakır sandığında arayıp bulamayanları ikna etmeye çalışmak, ne hazin faydasızlık!.. Rus (astronot) gibi “bütün fezayı gezdim, Allah'a rastlamadım” diyecektir.

 

İLİM

İlim sayısız meçhullerin tek malum tek malûm etrafında cebir muadelesi… Meçhulleri birbiriyle nispet muamelesine tabi tutarak hakikati arıyor ve bir şeyler bulduğumuzu sanıyoruz. Bu muadelenin mutlak malûmu, mutlak meçhul olarak Allah…

 

KEYFİYET

“Keyfiyetleri Allaha havale ediniz” diyen Şah-ı Nakşibend, Allahı mutlak tenzihin imkânsızlığını belirtirken de aklı son hududuna vardırmıştı. Mutlak tenzih, hiçbir şeyi bilmez, hiçbir şeyden anlamaz hale gelmek ve Allah'da kaybolmaktır.

 

FERT ve CEMİYET

Her fert, kendi içinde en büyük topluluğu taşır.

*

Fert sebep, cemiyet netice…

*

Cemiyet ferdin aynası… Büyük vâkıa fertte…

 *

Allah mutlak fert…

 

TESLİMİYET

Namazda teslimiyet vardır. Onun içindir ki, namaz nefse giran gelir. Yalnız bu kadarı İslâm'ın hak ve namazın mutlak ibadet olduğunu göstermeye yeter.

Nefslerini şahlandıranlar, namaza yaklaşamazken, Müslüman geçinenler de onun kabuğunda kalır ve gerçek namaz pek az kimseye nasip olur.

 

İTİKAT

Hiçbir itikadın içinde bir mevsimden fazla barınılamaz. İtikatlar mutlaka posalaşır, çürür ve teaffün eder. Bu kanun,  Allahhın, kendisine ve kıl şaşmaz yoldan itikattan gayrına olan tavrı… Sabit etrafında ebedi yeni, yalnız İslâm'da…

 

BEN

Büyük Velî Abdulhakîm Efendi Hazretlerinin en güzel sözlerinden birisi, ermişlerin benlik haline dair şu görüşü:

“Mevzuunu bulamaz ki ben diyebilsin…”

Bizse “ben” den başka mevzuu olmayan biçareleriz.

 

VARLIK

Nakşîlerin, o, garipler âlemi fâtihlerinin bir sözü var: “Bilhûdî iman, Bâhûdî küf est- kendinden geçmiş olmak iman, kendinde olmak küfür…”

Kelâmı, idrak fezasının bu noktasına  çıkarabilmek kime vergi?...

Mümin misin, yum gözünü, sil ruhundaki dış dünyadan bütün çizgileri; boşluğa, yokluğa, hiçliğe dal!.. O'ndan başka hiçbir şeyin var olmadığı mutlak varlığı bulmuş olursun!..

 

AŞK

Çocuğa ana karnında ruh üfleyen, tohumu hararet içinde çatlatan, ampulü nurla dolduran, Çin Seddini yükselten, Süleymaniye kubbesini dokuyan ve öksürüklü mantık hesaplarını paçavraya çeviren aşk, insan hilkatindeki “ol!” hamlesinin birinci sırrı… Her şubede her işi aşk yapacak, akıl hesaplayacaktır. Ve bunlar birbirleriyle hiç geçinemeyecekler…

 

ZUHUR

En küçük bir idrak çilesinin varacağı hakikat olarak bütün varlıkların yok göründüğü bu âlemde yok görünerek var olan Mutlak Vücudu anlamak için erenlerin şu sözü yeter:

Allah zuhurunun şiddetinden gaiptir.

 

DUA

Duayı kabul eden, dilekleri veren, vermeyi murad edince el açtıran, ancak sevdiği kuluna dua ettiren, sevmediklerinin elini ve dilini bağlayan ve kendisine yönelmekten alıkoyan Allahım!..

Bizi affet!..

Biz, Sevgilinin nuruna lâyık olmaktan düştüğümüz için bu hale geldik.

O'na lâyık olabilmek kimsenin haddi değil… Fakat lâyık olunamayacağını bilmenin liyakati herkesin vazifesi… İşte bu son inceliğe lâyık olamadığımız için bu hale geldik.

O nur öyle bir nur ki, ona lâyık olmakta, topyekûn zaman ve mekâna, bu dünyaya ve ötekilere malik olmak var… Bu liyakatten düşmekte de, her türlü mahrumluk ve mahkûmluk…

Her türlü mahrum ve mahkûm olduk.

Bizi affet!..

*

O Nur'un vecd ve aşkı üzerimizdeyken, denizlere, yelkenleri ipekten ve çıpaları altundan kalyonlar indirdik; karalara da, yolunu viraneye çevirmek yerine mâmureye döndüren ordular saldık. Padişahlara “Ayağa kalk, kanun huzurundasın” diye ihtar eden hâkimler yetiştirdik. Müspet bilgiler, medeni aletler, keşifler ve buluşlar, hep o Nur'un kendi fert ve cemiyet aynalarımızda tecellisinden… O Nur'u körleştirince de Şarkın son 5 asırlık macerası içinde bir zamanlar yaban domuzu hayatı süren Garplının sürü hayvanı olduk.

Son yüz yıl içinde bizi bu halden kurtarmak isteyen hiçbir davranış şifa getiremedi. Zira o Nur'a yeniden liyakat ve bu liyakati yeni zaman ve mekâna tatbik etmek şuurlaştırılmadı. Ters yollara sapıldı. Bu, ilerinin ilerisi şuurun sahiplerine “mürteci” dediler ve onları, asıl din gözünde suçlu, O Nur'a liyakati sıfıra indirici, vecd ve aşk mahrumu, din ve hikmet cahili kara yobazdan ayıramadılar.

Onları, bize böyle muamele ettikleri için değil, bizi, bu muamelenin altından kalkamadığımız için affet!..

Bizi, boynumuza geçirdikleri asırlık idam ipini kravat diye taktığımız için affet!.. Tek kelimeyle, “Müslüman” yaftası altında Müslüman olamadığımız için bizi affet!..

Ve bize; kendi öz yurdumuzda asırlardır lütfen iskâna tâbi muhacirlere benzeyen gerçek Müslümanlara, O Nur'a liyakatin en ileri derecesini bahşet; ve ebediyet bestesinden şarkımızı ateşten ahenk helezonlariyle gönüllere nakşet!..

Duamıza öyle bir tesir ver ki, kezzabın mermeri yediği gibi nefsimizin bütün oyuncak mâbutlarını yakıp erittiğini, senin mücerret ve münezzeh birliğin etrafında hiçbir inanış pürüzü bırakmadığını görelim; sunî teneffüsle açılan bir baygın şeklinde bu milletin yavaş yavaş doğrulduğuna şahit olalım!..

Allahım!.. bizi hem af, hem adam et!.

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Vecd... - Sayı 72
Kürsü... - Sayı 71
Kürsü... - Sayı 70
Vecd... - Sayı 69
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17495398
 Bugün : 1929
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833891
 Bugün : 268
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim