Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3508 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Ramazan topu
Ali Erdal

  Sayı: 88 - Nisan / Haziran 2016

Hani “kendi gitti, adı kaldı yadigâr” derler ya... Ramazan topu da öyle... Ama ramazan topu, kendi gitmedi, biz gönderdik... Adı bile pek yadigâr kalmış gibi görünmüyor...

Diyebilirsiniz ki... Bu devirde insanların oruç açmak için ramazan topuna ihtiyacı mı var? Herkesin elinde, cebinde, duvarında, meydanında saat... Bakar açar... “Aptal kutusu” denilen televizyon, hiç olmazsa, iftar saatini ve imsak vaktini kolayca, güzel ve değişik buluşlarla gözler önüne seriyor ve kulaklarımıza duyuruyor. Ramazan topu gibi köhne bir malzemeye ve hele sadece kulağa hitap eden basit bir araca neden ihtiyaç duyulsun...

İlk bakışta ve ilk duyuşta çok doğru görünebilir ama bir hususu gözden kaçırmamalıyız... Ramazan topu, bir ibadeti hepimizin yaptığını, ona inanmakta ve onu uygulamada bir bütün olduğumuzu, hepimizin iftar anını hep birlikte beklediğini, hepimizin aynı dua ile ellerimizde iftarlıklarla dua ettiğimizi ve hep birlikte oruç açacağımızı ilân ediyor aslında; vakti değil... Ramazan topu atılırken de, evde en az bir kişide saat vardı ve vakti bilmek mümkündü...

Çocukluğumda ramazan topunu gördüm... Sakarya gazetesi mensuplarından Kâmil Çolak’ın babası, atardı ramazan topunu... Evleri köyün yüksek bir yerinde idi. Oradan gönderilen ses köye yağmur gibi dökülürdü. Akrabamız olduğu için bir iftar vakti orada idim. İki orta boy tekerlek üzerine konan top, iftarı ve imsağı bildiren bir araçtan öte, bence köyün yekpare bir bütün olduğunun simgesi idi... Namlusuna barutun doldurulması, çaputların, sadece bu işe mahsus bir dipçikle sıkıştırılması, tetiğin düşeceği yere, patlamayı sağlayacak kapsülün konması, patlatmak için vaktin beklenmesi, top başında bulunanların hep birlikte saate bakması; bu birlik ve beraberliğin müstesna ve görülmesi bir şans olan bir töreniydi... Köyden top atılmasına şahit olmak için (topu görmek için değil) her akşam değişik kişiler gelirdi. Demek ki, benim dışımda da aynı duygular taşınıyordu.

Eğer televizyonlar, o ruhla işleseydi, bugün bir küçük parçası bile kalmayan, hiç olmazsa müzede yaşaması gereken ramazan topuna ihtiyaç kalmayabilirdi... Daha doğrusu, cemiyette o ruh kalsaydı, televizyon ona göre işlerdi.

Ramazan topunun şahsında, kaybolan millî ruhun hasretini yaşıyoruz... Yaşamalıyız...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Bu bayrağa basılmaz, bası... - Sayı 129
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Tüm gazetelerimizin toplam tirajı, 70milyon nüfusa karşılık, 3,5 milyon…
Elâlemin memleketinde tek gazete bile çift rakamlı tiraja sahip. Mesela Japonya’da günde 13 milyon satan gazete var.
Bizde nüfus artıyor, gazete tirajları yerinde sayıyor, hattâ azalıyor. Demek ki “basın” diye piyasaya sürülen kâğıt parçalarına millet güvenmiyor. Bu güvensizliğe rağmen basından ödleri kopanlara yazıklar olsun!
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz
Ümitle


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17671936
 Bugün : 111
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 875327
 Bugün : 49
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 798
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim