Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1730 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Bilecikli yazarlar toplantısındaki konuşma
Kardelen Dergisi

  Sayı: 101 -

Ali ERDAL:

Bu topluluk, kalemi esas alan bir topluluk, kalemi merkeze alan bir topluluk. Öyleyse bu topluluğu, şair diliyle; en büyük şairimiz diyebileceğimiz Yunus’un diliyle selâmlamak münasip olur:

“Bilmeyen ne bilsin bizi;

Bilenlere, selâm olsun!”

Şair diliyle dedik, öyle devam edelim… Bir başka şair de “Hayâlî cihan değer” demiş. Hayali, cihana değenin, hakikatinin değeri ne olur?

Bunu söyleyenin mahlâsı “Hayalî”… Öyle şeyler var ki, hayali bile cihana değer derken, bir yandan da, “Hayalî, senin değerin bir gün anlaşılır.” diyor Biz bir bakıma bu duyguları taşıyanlar olarak, haliyle değerimizin anlaşılmasını istiyoruz. İşte bu toplantı, yapılmasını hayal etmek bile cihana değecek bir toplantı.

Ben şahsen düşünemiyordum, Bilecikli yazarları toplayacak bir kurum, kuruluş, topluluk, cemiyet, dernek var mıdır? Böyle bir şeyi hayal dahi edemiyordum. Hakikat oldu… Hakikatine ne değer, siz takdir edin.

Bizi birbirini tanıması gereken değerde insanlar olarak görmüşler, bir araya gelmemizde fayda olacağını düşünmüşler, bir araya getirmişler, demetlemişler. Öyleyse buraya gelenlerin hepsi, sayın Başkanım başta olmak üzere, bütün herkes bunun takdiri içersinde.

Öyle kelimeler var ki, aslında ölmesi gerekirken uzun yıllar yaşıyor. Meselâ ‘ocak’… Eski ısınma ve yemek pişirme mekânı. Artık hayatımızdan çıktı. Öyle ki, ocağı bugün ancak ihtiyarlar hatırlayabiliyor. Unutulup gitmesi gerekir. Ama öyle olmuyor. Atasözlerinde, deyimlerde, şarkı ve türkülerde yaşıyor. Hattâ bazı sivil toplum kuruluşlarının ismi içinde geçiyor.

Kalem de öyle… Bugün kalemin bir eşya olarak, yazma aracı olarak hayatımızdan çıkma yolunda olduğu muhakkak. Ama buna rağmen ‘kalem’ mânâsıyle yaşıyor. Türkümüz, “Kurban olam, kalem tutan ellere!” diyor; atasözümüz: “Kalem, kılıçtan üstündür.” diyor.

Kafka: “Kalem” diyor, “yazarın, düşünen adamın elinde bir araç değil, organlarından biridir.” diyor.

Sait Faik, bir sıkıntı, buhran geçiriyor, her ne sebeple ise, yazmaktan vaz geçiyor. Bir zaman sonra, “Yazmadan duramayacağım” diyor. “Elime kalemi aldım… Yonttum…” Kurşun kalem… “Öptüm ve yazmaya başladım.”

Sezai Karakoç, “Kalem, yazmak zorundadır” diyor.

Bu sözlerin de üstünü var… Üstad Necip Fazıl, “Kitap” başlıklı yazısına, “Yeni bir görüş ve duyuş mimarîsinin toprak üstünde sarayını kuracak tek vasıta, kitap” diye başlıyor…

Demek ki, yeni ve eski… Dün dünyayı inşa eden kalemdi, yarın da inşa edecek olan kalemdir.

Kılıç fetheder; kalem inşa eder. Zaten kılıcı da, yapan ustayı da, kılıcı kullananı da yetiştiren kalem değil midir?

Bütün bu söylediklerimin daha da üstünü var…

Allah, Habibine kefil oluyor; ve bu kefaletini de kalem üzerine yemin ederek beyan ediyor:

“Kaleme ve yazdıklarına andolsun!” Kalem suresinde…

Kalemden ari olmak, hiç kimse için mümkün değil.

Klavye, daha müsait bir yazma aracı olsa da, onun yerine kullanılsa da, mânâsı itibariyle onun yerine geçemeyecektir. Klavye ile yapılan iş de, faaliyet olarak, klavye ile yaptığımız iş, “kaleme almaktır”…

Öyleyse bu topluluğa yapılabilecek en güzel hitap, “KALEM ERBABI” olur. Buradaki herkese, Sayın Başkanım başta olmak üzere, yapılabilecek en uygun hitap, “KALEM ERBABI” olur.

Ey kalem erbabı!.. Ey kalem erleri!..

Biz yalnız gezen yıldızlardık, bizi bir araya getirdiler. Tespih taneleri gibi köşelerimizde belki münzevi, belki münkesir, belki üzgün yıldızlardık. Bizi buraya getirdiler, bir araya getirdiler ve tespih gibi dizdiler…

Bilecik ve çevresi, ey kalem erbabı, her hangi bir yer, her hangi bir toprak değildir. Daire üzerinde her nokta başlangıçtır ve sondur. Aynen bunun gibi, toprak da bazı fikirler ihtiva ediyorsa, orada fikirler neşvünemâ buluyorsa, orada bazı fikirler yaşanmışsa, o toprak için fikir olmak, mânâ olmak, ruh olmak, zaman olmak vardır. O toprak mekân olmaktan çıkmış, terfi etmiştir. Artık Bilecik ve çevresi fikir olmuş, mânâ olmuş, zaman olmuştur. Bu söylediklerime de, toprağın mânâ ve fikir olabileceğine delil olarak da Mekke şahittir, Medine şahittir, Kudüs şahittir. İstanbul şahittir… Hattâ Bursa şahittir, Kırkpınar şahittir, Akşehir şahittir!

En büyük devletimizin kurulduğu toprakların yazarları!.. Kayı boyu kalemleri!.. Şimdi bir araya geldikten, getirildikten, tespih gibi dizildikten sonra, şimdi toplantı bitince, ipi kopmuş tespih taneleri gibi, köşelerimize çekilip gidecek miyiz?

Siz değerli büyüklerime, kardeşlerime, arkadaşlarıma teklif ediyorum… Bu güzel başlangıcı devam ettirelim. Ve buradan da öyle bir kararla çıkalım.

Kayı boyu kalemleri, kalemimiz keskin olsun, kalemimiz etkin olsun!..


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kardelenden haberler... - Sayı 123
Kalem erbabına...... - Sayı 123
Gelecek sayı (124) konusu... - Sayı 123
Kardelenden Haberler... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (124):
Diyarbakır anneleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Mən n Azərbaycandan yazıçı Gülər Natiq İsaq ✍️ Bu şeiri çox b&#... Guler

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Süleyman Abdulla. Müasir Azərbaycan poeziyasinin ən görkəmli nümayəndəl... Hikmet

 yüreğine kalemine sağlık hayırlı ve bol okurları olsun.🤍✒️...


Cinayet, hırsızlık, fuhuş, içki, kumar ve uyuşturucu karışımından ibaret düzeni ambalajlayıp medeniyetin ta kendisi diye yutturmak isteyen “tek dişi kalmış canavar”a karşı hani, “iman dolu göğsümüz” vardı?
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Kudret-i ilahi
Ürəyimin Əsdiyi
Yaşanan pişmanlık
Her şey apaçık
Suriye Türkmenlerinin dilinden
Oğulcan


Ali Erdal - Her şey apaçık
Kadir Bayrak - Nerelisin
Necip Fazıl Kısakürek - Doğuda buhran
Ekrem Yılmaz - Göç mü hicret mi
Ekrem Yılmaz - Zerre
Fatma Pekşen - Mustafa
Dergi Editörü - Hicret şuuru
Site Editörü - Zor sınavımız mültec...
Necdet Uçak - Yüreğim benim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (124) k...
Kardelen Dergisi - Kalem erbabına...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gittikçe azalıyoruz
M. Nihat Malkoç - Suriye Türkmenlerini...
Hızır İrfan Önder - İstemem
Berna Pak - Gelecek(siz) çocuk
Ayhan Aslan - Dilenci
Mehmet Balcı - Sevda
Mehmet Balcı - Tükür
Ahmet Çelebi - Kaçıncı bahar
Av. Mustafa Büyükgüner - Heybemden
Halis Arlıoğlu - Gaflet, dalalet ve h...
Murat Yaramaz - Pusula
Murat Yaramaz - Soğuk
Gözlemci - Olayların düşündürdü...
Mahmut Topbaşlı - Asırlık mertebe
Suleyman Abdulla - Ürəyimin Ə...
Cemal Karsavan - Hasrete zincir mi da...
Emine Öztürk - Bismillah
Osman Akçay - Gibi
Bekir Oğuzbaşaran - Türküleri seviyorum
Yaşar Akyay - Yaşanan pişmanlık
Yaşar Erim - Firavun düzeni devam...
Cahit Can - Bu insanlar
İbrahim Durmaz - Kar
Sevdagül Aykar Yıldız - Oğulcan
Mehmet Emin Armağan - Kudret-i ilahi
Saltuk Buğra Bıçak - Sarı yapraklar dökül...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15147426
 Bugün : 360
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 640281
 Bugün : 42
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 182
 123. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim