Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4127 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

T?RK KYMLY?Y
Kadir Bayrak

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2004

İnsanın, mensubu olduğu millet hakkında değerlendirme yapması zor oluyor. Bizce bunun iki sebebi var; birincisi içerisinde yaşayıp, genlerini taşıdığımız milletin kendine has özelliği: Överken de, yererken de ölçüyü kaçırıyoruz. "Ortaasya'dan yola çıkan milletimiz..."diye başlayan hamaset yüklü nutuklarla, "elâlem aya giderken, biz hâlâ..." şeklindeki serzenişler bu iki tavrımıza örnek. İkincisi ve asıl önemli olanı da Everest Tepesi ile Lût Gölü kadar birbirine uzak, inişli çıkışlı tarih çizgimiz. "Ortaasya'dan..." diyerek sözlerine başlayanın bir haklılık payı var; zira o, bu milletin büyük kısmı tarih kitaplarına yansımayan, dost düşman herkesin büyüklüğünde, haşmetinde ittifak ettiği geçmişine atıfta bulunuyor. Diğeri de haksız değil, çünkü o da böyle bir tarihe sahip milletin bugününe bakıp Nasrettin Hoca misali soruyor: "Bu etse, kedi nerede; kedi ise, et nerede." Niyetimiz esasta doğru, uygulamada hatalı her iki görüşe de saplanmadan, olabildiğince hakka yakın bir muhasebe yapabilmek...


Öncelikle şöyle bir tesbitle işe balamanın doğru olacağına inanıyorum: Bu topraklarda, bu coğrafyada, zamanın tam da bu deminde dünyaya gelmeyi, var olmayı biz tercih etmedik, kader bu şekilde tecelli etti. Zannederim işin nirengi noktası anahtar kelimesi bu cümlede saklı; kader... Her şeyin, her şeye yol ve yön veren gücün, kaderin de sahibi Mutlak Kudret'in iradesi. Kutuplardaki Eskimo'dan Afrika'nın uçsuz bucaksız çöllerindeki yerliye kadar, fikir namusu taşıyan herkes bu ölçü karşısında baş eğmek mecburiyetinde...


İnsanın tohumu Âdem peygamber bütün insanlığın babası olduğu ve her kavmin kök başı kendisine dayandığına göre, O'nun bir millete mensubiyetini iddia etmek doğru ve mantıklı olmaz. Hal böyle olunca milletlerin birbirleri üzerinde nesebe dayalı üstünlük izafe etmelerinin, seçilmiş millet iddialarının kısacası ırkçılığın gülünçlüğü ortaya çıkıyor. Ne var ki, Mutlak Kudret'in bütün insanlığı tek bir çatı altında birleştirmek yerine, onları ayrı hususiyetler taşıyan kavimlere ayırmasında da bir hikmet bulunduğu muhakkak.


Tarih kitapları milletimizin, insanlığın ikinci babası Nuh peygamberin oğlu Yafes'ten geldiğini iddia ederler. Bu andan, Orta Asya steplerinde meydan yerine çıkıncaya kadar geçen zaman dilimi tarihin karanlık sayfalarında yazılıdır. Orta Asya bozkırlarındaki maceramızı ise tek kelime ile özetleyebiliri; arayış. Gözlerindeki enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen, kızgın bir mayi gibi oradan oraya akan dinamik, canlı, hareketli, at üzerinde doğup, at üzerinde ölen insanın arayışı.
8.yüzyıl aranan kanın, İslâm'ın bulunup, bir yenisine; vatan hasretine yol veren tarihtir. Bizce Anadolu'nun yurt edinilmesine kadar süren Türk'ün tarih seyri, kendisi farkında olsun olmasın, bir amaca matuftur: Genelde Anadolu, esasta ise İstanbul'un fethi. İşte bu andan sonra Türk'ün kaderine, kimliğine bu topraklar mı yön verir, yoksa Türk mü bu topraklara, orasını Allah bilir...


"Anadolu... Bozkırdan bir dere kenarında gümüş sulara dalıp gözlerindeki tılsımlı ateşi seyrede ede, içli ve mütevekkil bir söğüt ağacına istihale ettiği mübarek diyar...


Anadolu... Türk'ün, gerçek ruh muhtevasını bulur bulmaz seyyarlıktan sabitliğe geçtiği ve ruh vatanıyla iç içe yeryüzü vatanını kurduğu büyük mânâ çerçevesi...


Anadolu kıtalar arası tarihi hesaplaşmaların geçit meydanı, medeniyetlerin sergi evi, mahrem ve muazzam Asya'nın, Avrupa'ya bakan cumbası...


Anadolu... Putların ve salibin binbir cümbüşü arkasından kendisini topyekûn hilâle teslim  eden ve onun davasını bütün dünyaya teslim eden ve onun davasını bütün dünyaya şâmil bir aksiyon halinde güden aslî ve asîl unsur kadrosu..."(Necip Fazıl Kısakürek, İdeolocya Örgüsü)


Ve İstanbul;
"İstanbul!.. Dünya üzerinde her çeşitten insanın ilgisini en çok çeken şehir... Ehemmiyetine bakın; onu insanlığın Ufku, ümmetine hedef gösteriyor. İdeal denebilecek bir hedef... Fethini müjdeliyor ve fethedecekleri övüyor. Bu sayede "en büyük Bayraktarı" kazanıyor İstanbul. İnsanlık tarihinin eşi bulunmaz Bayraktar'ını... İnsanlık Ufku'nun temsil ettiği Allah dâvasının bayraktarını... Yüceliğin zirvesine bakın!.. Müjdeli emir, İstanbul'a coğrafya avantajının üstünde fikri, imanî ve içtimaî bir fonksiyon kazandırıyor. Hele bizim için... Düşmanlarımız bile, onun hakkında fanatik emeller beslemekle, -farkında değiller ama- o emrin güdümünde hareket ettiler ve etmekteler." (Ali Erdal, Yeni Bir Diyalektik)
Bilinen en eski üç kıtanın ortasında ve yine bilinen en eski üç kıtanın ortasında ve yine bilinen en eski medeniyetlerin merkezinde, en işlek kara, deniz ve hava ticaret yollarının üzerinde, soğuk deniz ve iklimlerle sıcaklarının arasında "yedi iklim"in hüküm sürdüğü Anadolu ve onun incisi İstanbul. Bu coğrafyaya hâkim
İşin nirengi noktası, anahtar kelimesi demiştik ya yukarıda, Allah'a ham olsun ki kader bu şekilde tecelli etti ve bu topraklar bize nasip oldu. İngiliz tarihçi Arnold Toynbee'nin, dünyanın kuruluşundan bugüne kadar geçen zamanı göz önüne alıp, firavunun ehramına taş taşıyanlarla bizleri çağdaş saydığı tezini dikkate alırsak, bugün milletimizin içinden geçtiği berzahın, O'nun tarih seyri içinde deryada bir su damlası gibi kaldığını kabul edebiliriz. Yeter ki, bu coğrafyanın, bu toprakların hakkını verelim.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Türk kimliği... - Sayı 129
Helâl lokma... - Sayı 128
Çare... - Sayı 127
Mukaddes beldelere-2... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


40
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Sû-i zan


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17565145
 Bugün : 441
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 845881
 Bugün : 154
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 216
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim