Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1324 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Hesaba Çekilmeden
Ali Erdal

  Sayı: 112 -

Ehemmiyetsiz gibi görünen öyle ölçüler var ki, değeri ancak riayet edilmediğinde zuhur eden felâketlerden sonra anlaşılabilir. Son yüzyılda bunun örnekleri pek çok...

Bir eserde görmüştüm… Seçme bir askerî birliğe komutan tayin edilecek… Adaylara imtihanda soruluyor: “Savaşta nefer ve komutan en çok neye dikkat etmeli? Görevlerin aksaması halinde kimler nasıl zarar görür?”

Şu cevabı veren, seçme birliğe komutan olmak şerefi kazanıyor:

“Nefer yakın çevresini iyi görmeli, komutan ise bütünü… Nefer etrafını iyi görmezse kendisini öldürtür; komutan da geneli görmezse, askerlerini öldürtür. Lâzım olan, bütünü iyi gören komutan emrinde, detayları iyi gören askerler…” İkisini şöyle birleştirebiliriz: İşini en iyi yapanlar, sorumluluğunu tam bilenler ve ona göre hareket edenler… Liyakatli kişiler.

Bu, sadece seçme birliklerin değil, her sahadaki sıradan kişi ve kurumların bile vasfı... Hattâ hayatta her şeyin… İşte o zaman sağlam nizam kurulmuş olur. Ağaçta tek gövdeye bağlı dallar ve dallardan sarkan meyvalar… Güneş etrafında gezeğenler ve aksamayan sistem misali yaşanabilir dünya… Arı beyi etrafında işçi ve asker arılar ve bu nizamın ürünü bal… Milletin seçtiği sivil otorite… Bu otorite yönetiminde alanını ve haddini bilen kurumlar… Böyle olursa, analar evlâtlarını güven içinde askere gönderebilir, gençler arkadaşlarını “en büyük asker, bizim asker” diye kükreyerek uğurlayabilir. Beşikteki çocuk babasını mışıl mışıl uyuyarak bekleyebilir…

“Peygamber Efendimiz, sahâbîleriyle konuşurken bir bedevî sorar:

–Kıyâmet ne zaman kopacak?

Efendimiz sözlerini kesmeden devam buyururlar. Konuşmalarını bitirince:

–Kıyâmet hakkında soru soran nerede?

–Buradayım, ya Rasûlâllah!

–Emanet zâyî edildiği zaman kıyâmeti bekle!

–Emanet nasıl zâyî olacak?

–Emanet ehil olmayana verildiği zaman kıyâmeti bekle!” (Buhârî)

Başımıza ne geldiyse, bu idrakten mahrum olmamız yüzünden geldi ve gelmekte… Bu yüzden hakkını ve haddini bilmeyen kurumlar birbirini yedi (ve yemekte)… Gücünü milletten aldığı halde, paşaların karşısında hazan yaprağı gibi titreyen siyasîler, yumruğunu beyin zanneden komutanlar, terazisini silâh gibi kullanmak isteyen hukukçular yüzünden… Höt denilince, süt dökmüş kedi gibi el pençe divan duran fikirsiz ve korkak siyasîlerle; bir sağdan bir soldan adam asmayı adalet zannedecek, üstelik bunu övünerek anlatacak kadar idrak ve irfan yoksunu komutanlar yüzünden… Düşmanın “ipeğine” tamah eden hainler ve Batıcı, sözüm ona aydınlar yüzünden… Milletin seçtiği bir başbakana, “sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” diyecek kadar hakkı, adaleti hiçe sayan, üstelik şahsiyetsizliğini ilân edecek kadar utanmaz hukukçular yüzünden… Onların yüzünden devlet adamları ve gencecik fidanlar asıldı… Milletin, taşı sıksa suyunu çıkaracak evlâtları, birbirine kırdırıldı… Millet kamplara bölündü… Kardeş kardeşe işkence yaptı…

Zulme bakın… Darbe ortamı meydana gelsin diye, omuz omuza vermesi gereken gençler karşı karşıya getirildi… Üstelik bu yaptıklarına “iti ite kırdırmak” diyerek, kendilerini strateji dehası gördüler ve gösterdiler… Görevini; sorumluluğuna göre değil, yurt dışına bağlı çetelerden aldığı emirlere göre yapanlar yüzünden devletin dişlileri birbirini kırıyor. Bunların içinde –er veya komutan–hain olanlar da var, sorumluluğunu bilmeyen gafiller de… Ortak noktaları, bulundukları yerlere lâyık olmamak... Liyakatsizlikte –hem kişi, hem ölçü bakımından– hangi seviyedeyiz, muhalefetin bir cumhurbaşkanı adayı bulamayışından, buna rağmen “erken seçim” yaygarası koparabilmesinden anlayın.

Dünyanın her yerinde kıyametler kopuyor. Ülkemizde kıyametler kopuyor… Evimizde kıyametler kopuyor… Kendimizde kıyametler kopuyor… Liyakatsizlik, gafletin, başarısızlığın hattâ hainliğe zemini, tarlası…

“Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mümin, 19). Ve ona göre hesaba çeker… Ne mutlu “hesaba çekilmeden kendini hesaba çekenlere”… İşte liyakat ölçüsü budur…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Yolculuk... - Sayı 125
Büyük depremin öncüleri... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (127):
Sünnete uygun beslenme...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde
Müslüman; fâcir, fâsık ve bozgunculara y
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16686062
 Bugün : 836
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 724302
 Bugün : 17
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 388
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim