Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     953 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Güzel Ahlâk ve Liyakat
Muhsin Hamdi Alkış

  Sayı: 112 -

Eski yunandan bu yana batı medeniyetinin düşünce akımlarının, felsefe ekollerinin, kökünden koparıp dünyevîleştirip insanlığa önerdiği bir ahlâk felsefesi ve etik görüşü vardır. İstisnasları olmakla beraber, ekseriyeti etik - moral ayrımı yapar. Hattâ iş ahlâkı, vazife ahlâkı, akademi ahlâkı, dâvâ ahlâkı, kadın erkek münasebetlerinde ahlâk, ticaret ahlâkı gibi pek çok şubeye de bölerler. Ahlâkı kaynağından kökünden ve vaz edicisinden kopardığınızda ve şubelere böldüğünüzde aslında mücerret olarak ahlâkı da yok etmiş olursunuz. “Bir” tecezzi (cüzleşme, bölünme) kabul etmez. Allah’ın da, ahlâkının da şeriki olmaz.

Dostoyevsky’nin “Tanrı yoksa her şey mubah” demesinin esbabı mucibesi de bu hikmette gizlidir. Ahlâkı vaz eden Allah değil de insansa o ahlâk rölatif(nispi)dir; yani şartlara ve kişiye göre değişir ve mutlaklık arz etmez. Tıpkı “Tanrılar” diyen birinin aslında hiçbirinin Tanrı olmadığını zımnen kabul etmesi gibi; çünkü Tanrı eşsiz emsalsiz ve kadiri mutlak ezeli ebedî vd… demek olduğuna ve eşsizin eşi olamayacağına göre, diğerlerinin varlığı muhal olur. Kur’ân-ı Kerîm’de bu hakikat şu şekilde ifade ediliyor:

 

•Allah evlât edinmemiştir; O'nunla beraber hiçbir ilâh da yoktur. Aksi takdirde her ilâh kendi yarattığını sevk ve idare eder ve bir gün mutlaka onlardan biri diğerine galip gelirdi. Allah, onların yakıştırdıkları şeylerden münezzehtir. (Müminun 91)

Fahr-i Kâinat Efendimiz ahlâk bahsi ile ilgili buyuruyorlar ki:

•“Ben, ancak güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (bk. Muvatta, Husnü'l Halk, 8; Müsned, 2/381)

•"Allah'ın ahlâkı ile ahlâklanın." (Suhreverdi, Avarif, s. 130)

Buradan hareketle, “ticarî ahlâk sahibi ama kadın erkek mevzuunda zaafı olan, iş ahlâkı olan ama zalim, akademik ahlâkı fevkalade ama namussuz biri” batı medeniyetinin felsefe ekollerinde meşru kabul edilebilir ancak bizim medeniyetimiz nazarında “ahlâksız”dır. Bu da bizi kadim: “Ahlâkın kökeni” sorusuna götürür. İlahî olmayan beşerî olan ahlâk tasavvuru içinde nefs, ego, hırs bulunur ve Yaradan’a isyan potansiyeli taşır. İşte beşerî olan ahlâk tasavvurlarının insanlığı getirdiği yer hüsran olmuştur.

Misal;

•Binlerce Müslümanı Serebrenitza’da silâhlarını toplayıp toplama kamplarında katleden Sırp komutan da, ona yol veren Hollanda barış gücü komutanlığı da kendini vazife ahlâkıyla savunur,

•Milyonlarca insanı toplama kamplarında zehirli gazla böcek gibi öldüren Nazi ve bu gazı üreten kimyager de kendi iş ahlâkıyla övünür.

•Daha 5 yıl önce yaşadığımız darbe teşebbüsünün müsebbibi sapık örgüt, sınav sorularını çalıp, adaleti manipüle edip, tepemize bomba yağdırırken kendilerini dâvâ ahlâkıyla müdafaa eder..

Tüm bunların aslında ahlâksız ve münafık olduklarına hükmediniz; çünkü ahlâk bölünmez, bölünürse ahlâk olmaz.

“Liyakat ve emaneti ehline vermek” de Kur’ân’ın emri (emaneti ehline verin Nisa 58) ve güzel ahlâkın getirdiği bir mecburiyettir. Emaneti ehline vermeyenler hakkındaki Hadisi şeriflerdeki ihtarat, düşünenler için ne vahim:

•Emanete riayet etmeyenin imanı yoktur. Onun namazı da, zekâtı da kabul olmaz. (Bezzar)

•Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin. "Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?" denince, (Vazife ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin) buyurdu. (Buhari)

Hz. Ömer (ra), “Bir kimsenin kıldığı namaza, tuttuğu oruca bakmayınız; konuştuğunda doğru söylüyor mu? Kendisine bir şey emânet edildiğinde, emânete riâyet ediyor mu? Dünya ile meşgul olurken helâl-haram hassâsiyetini gözetiyor mu? İşte bunlara bakınız.” buyuruyor.

Şu halde, şahsî mevzularda bile emanetin ehline verilmesi ve emanete riayet iman mevzusu iken kamu hizmetinde bunun vebalini tasavvur edebilir miyiz? Nitekim Hz Peygamber:

•Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: “Yâ Resûlallah! Beni vali tayin etmez misin demiştim. Eliyle omuzuma vurarak şöyle buyurdu: “Ebû Zer! Sen zayıf bir adamsın. İstediğin görev ise bir emanettir. Bu emaneti ehil olarak alan ve üzerine düşeni yapanlar müstesna, aslında bu görev kıyamet gününde bir rezillik ve pişmanlıktır.” (Müslim, İmâret 16)

•“Siz memuriyet alma konusunda pek istekli davranacaksınız. Hâlbuki o yanıp tutuştuğunuz görev, kıyamet gününde bir pişmanlık sebebi olacaktır.” (Buhârî, Ahkâm 7. Ayrıca bk. Nesâî, Bey’at 39, Kudât 5)

Ezcümle; vebali bu kadar büyük iken, emanetin ehlinden sakınılıp ehli olmayana verilmesi ve bunun dâvâ ahlâkı adına yapılması, hem dâvâyı hem de ahlâkı bitirir. Allah muhafaza, ilâhî ihtarın muhatabı haline getirir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Fars palavrası... - Sayı 122
Ne Fa Ka, bedenini arayan... - Sayı 120
İsrail-SAMİRİ-oğulları... - Sayı 119
Deprem Felâketi: Âyetlere... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (126):
Vekâlet Savaşları...

Son Eklenen Yorumlardan
 Elinize sağlık.Okuyup anlayanı, ibret alanı çok olsun, inşallah.Çok selâm ve hürmetlerimle...Sağlık ... Naci Eroğlu

 Elinize sağlık. Okuyup anlayanı çok olsun inşallah.Allah, milletimizi bu ve benzeri belalardan ebed... Naci Eroğlu

 Gülizar annenin mekanı cennet olsun inşaallah. Ufukta kavuşmak ta var. Metanet ve sabır dilerim. Ka... AYHAN ASLAN

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun

 Amin.... Ömer Faruk Erkoyun


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Temmuzda yaşamak zemheriyi
Çocuk, sevginin ürünü...
Filistindeki çocuklar
Çocuk olmak
Zaman diriyken kıymetli
CHP’nin bu millete yaptığı zulümler Cell


Ali Erdal - Büyük depremin öncül...
Ali Erdal - Yolculuk
Kadir Bayrak - Çocuk toprak gibidir
Necip Fazıl Kısakürek - Necip Fazıl’dan çocu...
Ekrem Yılmaz - İçimizdeki çocuk ölm...
Ekrem Yılmaz - Çocuk
Ekrem Yılmaz - Sınırlar ötesinde
Dergi Editörü - Annesi gül koklasa a...
Site Editörü - Çocuklar bizim gelec...
Necdet Uçak - Ahlâk bozuldu
Necdet Uçak - Ali ile Barbaros
Kardelen Dergisi - Kardelen’den haberle...
Kardelen Dergisi - Hâlâ ve her şeye rağ...
M. Nihat Malkoç - Filistindeki çocukla...
M. Nihat Malkoç - Çocuk olmak
Hızır İrfan Önder - Gurbetin ocağı harlı...
Zaimoğlu - Vasıtasız erdirici
Halit Özdüzen - Yozlaşan toplumlar
Mehmet Balcı - Yardımseverlik
Mehmet Balcı - Sitem
Ahmet Çelebi - Anladım
Kubilay Ertekin - Senirkent Faciası ha...
Halis Arlıoğlu - CHP’nin bu millete y...
Ahmet Değirmenci - Yangından artakalan
Ahmet Değirmenci - Özür
Ahmet Değirmenci - Otuz yıl
Murat Yaramaz - Özür
Murat Yaramaz - Kirli
Gözlemci - Hadiselere bakış
Cahit Ay - Muhasebe
Cahit Ay - Anlaşma teklifi
Cemal Karsavan - Ve çamaşır ipinde sa...
Heybet Akdoğan - Sekülerizm ve İslâm
Osman Akçay - Çocuklar oynasın
Bekir Oğuzbaşaran - Nev gazel
Yaşar Akyay - Çocuk, sevginin ürün...
İbrahim Durmaz - Çocuk ve kuş
İbrahim Durmaz - Çocuğum
Saltuk Buğra Bıçak - Temmuzda yaşamak zem...
Mustafa Kozlu - Gül kokusu
Esra Çakan - Zaman diriyken kıyme...
Uğur Utkan - Satuk Buğra Han efsa...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15882658
 Bugün : 801
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 668990
 Bugün : 10
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 124
 125. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim