Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3117 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

BEKLEME SALONU
Ziya Paşa Akyürek

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2009

Saltanat kavgasında yorulmayan tek varlık insandır. Vurgun yemiş bakışların bir şeyler arıyor olması acı değildir de yanlış yolun intizarıdır merhametli yürekleri acıtan...

Kaldır başını seyret kâinat nasıl tasvir, mısralarında kaybolalım hep beraber. İçimizde depreşenlerle, al yüreğini Ona git diyenleri barıştırdık mı olay tamamdır. Ve bu zoraki duruşun zarafetini deruhte edelim...

Bekleme salonuna alınan insan kendince bir koltuğa oturur. Yanına oturanlarla birlikte isminin çağırılmasını bekler. Ne zaman çağırılacağını bilmediğinden öyle çok koyu sohbetlere dalmaz. Gözü hep kapıdadır ve aklı başka işlerle yoğunlaşmayacak kadar dikkatlidir. Zira birazcık fazla dalsa sohbete çağırıldığında bırakmak zorunda olduğundan hem kendine hem başkasına ayıp etmiş olacaktır. Bir de derdini anlatacağı kapıdan içeri motivasyonunu tamamlamış olarak girmesi gerektiğindendir sağa sola ihtiyacının dışında aldırış etmemesi.

Bu salona girenlerin kendi kendine konuştukları da olur ve olmak zorundadır. Az sonra sorulacaklara daha rahat cevap verme adına iç konuşmalar olur. Kimisi bu konuşmaları tamam-lamadan çağrılır. Onların gidişindeki endişe iç konuşmaların tamamlanmadığını çok güzel anlatır.

İsmi okunanın heyecanı elindeki tüm uğraşını bırakması bekleme salonunun sahibi hakkında bilgiler de verir. Orda herkes eline geçen en ufak kâğıtların üzerinde yazana dikkat eder. Kendi adına rahatlama sayılacak her şeyi pürdikkat inceler ve hiçbir şeyi boş geçmez. Adeta bu salon düşünceyi artırır. Salon adabının farkında olanların konuşmaları birbirlerine seslenmeleri dahi farklıdır. Nezafet ve nezaket buradan doğdu sanırsınız. Salonun kuralları sağda solda ayan beyan yazılsa da asıl adabı öğreten giren ve çıkanların halleridir. Ayakta kalanlar bu durumdan hoşnutsuzluk içinde olmazlar ve zaten birazdan gideceğim lütfen rahatsız olmayın derler. Çünkü onlar aynen görmüşlerdir ki az önce birisini çağırdılar ve birisi de yeni geldi. Demek kendisi de çağrılacağından iki dakikalık zaman için ha oturmuşum ha oturmamışım diyecek kadar etrafından haberdar. Salona epey kalacak nazarıyla yaklaşanlar salona gelir gelmez kendileri hesabına bakıp acaba nereye otursam diye fırsat kollarlar da ansızın çağırılınca keşke salon adabına riayet etseydim, derler. Az önce kalkıp bana yer vermesini istediklerimi boşuna rahatsız etmişim, der ve bunun hicabını giderken iliklerine kadar yaşarlar. Kimisi de orada çok samimi dostluklar kurup bu dostluğu az sonra çağırılacağı kapı adına iyi değerlendirirler. Ve dostlukları onları salonda yanlış işlerle meşguliyetten kurtardığı gibi onlara moral ve isteklendirme adına da çok şey kazandırır.

Bekleme salonunu komiklikle okuyan çocuklar da yok değildir. Ya baba bekleme salonu yazıyor bekleme diyor ne diye bekliyoruz der ve etrafına trajik bir nükte anlatır. Kimisi çocuk safiyetiyle olaya mıhlanır ve onlar kapıya çağrılmadan varır ve gönlünce girer. Mesafelerden sıyrılır kendi derin düşüncelerinde salonu unutur hatta salonun meşakkatini bir rahatlığa çevirir. Bu hesaba ufak bir olayla adım atan nice bekleyenler olmuştur ki onlardan etrafları rahatsız olmadıkları gibi yanlarında durana ve hatta dilden dile o bekleşmeler anlatılacağından kendinden sonrakilere de fayda sağlamıştır.

Bu salonda en çok rahat edenleri salon görevlilerine sorduğumuz zaman bize şunları anlatacaklardır: Bu salonda şimdiye kadar çok insan bekledi ama en çok tesir edenler her halden bir ders çıkaranlar oldu. Onlar kendilerinden daha hastalara bakıp şükrederken kendilerinden daha az hastalara bakıp vardır bunda bir hayır mülahazasıyla teessürleri dağıtmayı bilmişlerdir. Bu salon derdi içte olanı, hali göçte olanı çok güzel anlatır. Acele edenler ve yalan yanlış meşgalesi olanlar etraflarını rahatsız ettiler. Zira onlar kendilerini de rahatsız ettiklerinden rahatsız bir ruh haliyle yanlarına yaklaşan herkesi zehir zemberek halleriyle ittiler.

Buradaki memnuniyet içeride de mesrur bir hayatın mukaddimesi, enfes bir söyleşmenin dibacesi, kalanlara örnek olmanın da önsözüdür.

Bir takvim yaprağını koparan bekleşmedeki çocuk kendisinden daha endişeli bekleyen babasına uzatıyor kâğıdı. Kâğıtta yazanları ibretle okuyan adamın gözlerinden iki damla düşüyor pişmanlık adına belki damlalarda yazanlar kâğıttakine eşlik ediyor. Kâğıtta:

Hadid/20: “Biliniz ki dünya hayatı bir oyun, bir eğlence, bir süs ve kendi aranızda övünme, mal ve evlat çoğaltma yarışından ibarettir. Bu, tıpkı bir yağmura benzer ki; bitirdiği ot, ekincilerin hoşuna gider, sonra kurur, onu sapsarı görürsün, sonra çerçöp olur. Ahirette ise çetin bir azab; Allah'tan mağfiret ve rıza vardır. Dünya hayatı, aldatıcı bir zevkten başka bir şey değildir.”

Kâinatın Efendisi (sav) buyuruyorlar: "Kimin emeli dünya olursa Allah onun işini aleyhine darmadağın eder, fakirliği iki gözünün arasında kılar, dünyadan eline geçen miktar da kaderinde yazılandan fazla olmaz. Kimin de kasdi ahiret olursa, Allah, onun (dağınık) işini lehinde toplar, zenginliğini kalbine koyar, dünya nimetleri ona koşarak (kendiliğinden) gelir"

Derinden yol alanlara ders olur diyor burada okunanlar. Kapıcı söze son verirken daha konuşacak mecalim kalmadı. İyi bekleşmeler efendim...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Darfur'da ne var ne yok..... - Sayı 75
Darbe'ye... - Sayı 74
Bir Adam Arıyorum... - Sayı 68
Öğrencime mektup... - Sayı 68
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16780867
 Bugün : 2699
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731322
 Bugün : 172
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim