Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3758 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

YNTERNET HASTALIKLARI
Kadir Bayrak

  Sayı: 63 - Ocak / Mart 2009

Çoğu zaman içinde çözüm barındırmayan ve sadece yakınmadan ibaret kalan tespitlere itibar etmeye değmez. Az sonra yapmaya çalışacaklarımızın da bu nev’iden olmaması için tespitten ziyade teşhis koymaya gayret edeceğim. Zira hastalığın adının konması, tedavinin ilk, belki de en önemli basamağıdır.

Günün harika icadı internetin hayatın hemen her alanına doğrudan veya dolaylı olarak büyük kolaylıklar getirdiği muhakkak. Ancak diğer yandan internet sebebiyle duçar olduğumuz hastalıkların sayısı ve niteliği de endişe verici. Kişinin mesleği, ilgi alanı, zaafları yüzünden farklılıklar gösterse de hastalıkların bütün bir cemiyeti etkilediğinde şüphe yok.

Saydıklarımızdan ibaret olmasa da en çok bilinen ve dikkat çekenleri yazmaya çalıştık. Yazının sonuna da düşünebildiğimiz tedbirleri sıraladık.

Dil Yarası

Küçük kardeşi cep telefonu ile el ele veren internetin en bariz etkisi "dil"de görülebilir. Uzağa gitmeye gerek yok, bu etkiyi kendimizde ve çocuklarımızda görebiliriz. Sanal (!) ortama, hangisi olduğu meçhul ama Türkçe olmadığı kesin bir dil hâkimdir. Alternatifi mevcut olduğu halde Türk alfabesinde bulunmayan harflerin sık kullanıldığı, iletişimi hızlandırmak adına neredeyse tüm sesli harflerin yok sayıldığı, kelimeler hatta cümlelerle ifade edilebilecek meramın tek bir sembolle geçiştirildiği, sadelikten çok kolaycılığı, hazırcılığı teşvik eden bu dil her geçen gün yayılmaktadır. İşin kötü tarafı genel kabul görmeye başlayan bu dil için normalinin, olması gerekenin bu olduğu kanaati hâkim olmaktadır. Daha fazla örnek vermek mümkünse de bu kadarı bile hastalığın şifa kabul etmez bir aşamaya doğru ilerlediğinin yeterli kanıtıdır.

Ahlâkî çözülme

Televizyonun ilk yıllarında ekranda beliren erkeğin kendisini gördüğü zannıyla örtüsüne daha sıkı bürünen ninenin torunları için göze yasak kalmadı artık. Herkes görmek istediği her şeye ulaşma hürriyetine (!) sahip internette. En ciddi sitelerin bile bir köşesinde cinselliği hatırlatan resme, habere, reklâm kutucuğuna rastlamak mümkün. Dil mevzuunda da belirttiğimiz gibi fizikî, ruhî gelişime ters düşen, inanç ve kültür dünyamıza aykırı bu durum normal bir şey gibi karşımıza çıkıyor.

Tembellik

Kitap, ansiklopedi, kütüphane, kitap kokusu, dergi, mürekkep... İnternetle bu kavramlar da tarihe karıştı. İnternet kafeler, arama motorları, kopyalayıp yapıştırma yükselen değerlerimiz. Bir zamanlar dönem ödevi için yılda iki kez olsun kütüphaneye gider, aradığımız konuyu bulmak için az da olsa kitap karıştırır ve bulduğumuz ödevi çizgisiz kağıda mürekkepli kalemle yazardık. Şimdi çocuklarının performans ödevlerini anne babalar arama motorlarına yazıyor, bulduğu sayfayı kopyalayıp yeni açtığı bir sayfaya yapıştırıyor ve yazıcıdan çıkarıyor.

Her yaşa her kesime hitap eden oyunlar da cabası. Müptelası olunan oyunlar sebebiyle ekran karşısından günlerce kalkmayan, kalkamayan çocuklar, gençler, yetişkin insanlar var. Kullanıcısı tarafından üretilen hayal kahramanlarının bile ekonomik bir değeri var ve komik gelse de bunlar alınıyor satılıyorlar. Yine kısa yoldan para kazanmanın aracı kumar, internetle sektör haline getirildi. Spor karşılaşmalarının ötesinde akla hayale gelmeyecek pek çok konuda bahis oynamak mümkün.

Seviyesizlik

Sayıca daha fazla insana hitap etme isteği en ciddî sitelerde bile seviyeyi düşürüyor. Ziyaretçi ile reklâm sayısı doğru orantılı. Alınan reklâmlar ile ayakta kalan internet siteleri, reklâmların sayısını ve süresini arttırabilmek için ziyaretçi sayısını çoğaltmak zorunda. Bu da onları daha az zahmetle hazırlanıp daha çok talep gören magazin, spor, alışveriş gibi hazmı kolay konulara yöneltiyor. Sürekli bu tip bilgilendirmeden meydana gelen bir bombardımana muhatap internet kullanıcıları özellikle de çocuklar giderek okuyarak değil görerek bilgi sahibi olmaya başlıyor.

İnternet içinde iyiyi ve kötüyü barındıran, şartlarını sağlayan herkesin dâhil olabileceği devasa bir ortam... İyi yanları için aynı şeyi söyleyemesek de kötülüğün tedbir alınmadığı takdirde hemen yaygınlaşacağı bugüne kadar yaşanan tecrübeyle sabit.

Dünyada, ülke genelinde ve yerelde internet hastalıklarını gören, bilen ve tedavisi için kafa yoranların sayısı az değil. Ne var ki bu insanlar, tek bir çatı altında toplanamadıklarından sesleri zayıf ve havada kalmakta. Örgütlenemeyen ve arkasına kanun dolayısıyla devlet gücünü almayan her sesin aynı akıbeti paylaşacağını söylemeye gerek yok. Bu sebeple internet hastalıklarıyla mücadelede daha önce özel televizyon kanallarıyla yaşanan süreçte olduğu gibi kanunî bir alt yapı şart. Mevcut yapıyı işler hale getirmek, eksik yanları düzenlemek devlete düşüyor. Bu anlamda aile şifresi, sınırları iyi tespit edilen kapatma cezaları doğru ve güzel ama yeterliliği tartışılır. Araştırmacılığı teşvik ettiği zannedilen, aslında internetin sağladığı kolaycılıkla örtüşen eğitim sistemine çeki düzen vermek de devletin görevi.

Ancak esas çözüm şahıs planında yapılacaklardan geçiyor. Çocuklarımızı olabilecek en makul yaşta internetle tanıştırıp onların internet karşısında geçirdikleri süreyi sınırlamak, onları sürekli kontrol altında tutmak bıkmadan usanmadan yapmamız gerekenler arasında. İlerde vahim hatalara düşmelerini engellemek için fedakârlık yapmayı göze almalıyız. Beğenmediğimiz dili kullanmamak, içeriğini onaylamadığımız sitelere girmemek bizim elimizde. Bir başıma ben neyi değiştirebilirim düşüncesi, sistemli şekilde yürütülen propagandaya ve parçası olmamız istenen sürü psikolojisine uygun bir davranış olur.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Arif Kurtulmu?lar    17.03.2010
Yorum : Yazının sonundaki tespiti gayet doğru bulduğumu söylemeliyim.Gelişen,küreselleşen dünyada interneti ve sanal hayat diye tabir edilen yenileşmeyi (eksileriyle,artılarıyla) durdurmak mümkün değil.Ama özellikle yeni yetişen çocuklarımıza,hayatın 103 tuşlu bir klavyeden ve bir monitörden ibaret olmadığını anlatmamız,göstermemiz şart.Hayatın olağan koşturmacası içinde,onlar için ürettiğimiz hızlı ve yüzeysel çözümleri bir kenara bırakmalı ve yeni neslin üzerine düşmeliyiz.





 
Çare... - Sayı 127
Mukaddes beldelere-2... - Sayı 126
Çocuk toprak gibidir... - Sayı 125
Anneme...... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Marksizm’in, her şeyin cevabını veremediği, “ilk insanı ve tabiatı kim yarattı” sorusuna “bunu ortaya atmakla tabiatı ve insanı yok farz etmiş oluyorsun. Bundan vazgeçersen, bu soruyu sormaktan da vazgeçersin” demesinden(diye karşılık vermesinden) anlaşılmaktadır. Ancak her şeyin cevabını verebilecek bir kriteryuma sahip olan “benim düzenimi kabul et, kurtulursun!” deme hakkına sahiptir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi
Gıda
Kardelenden Haberler


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16756425
 Bugün : 217
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 730283
 Bugün : 12
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 211
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim