Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     6266 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Adını koyamadık
Ali Erdal

  Sayı: 70 - Ekim / Aralık 2011

Karabasan gibi ülkemize çöreklenen ihanet çetesini, çeyrek asrı aşkın bir süre geçtiği halde niçin yok edemedik? Bunca şehide ve gaziye, masrafa ve yatırıma, cezalara ve aflara ve açılımlara rağmen niçin hakkından gelemedik?

Hiç lâfı dolaştırmadan açık seçik söyleyelim: Adını koyamadık da onun için!..

Sebep bu kadar basit mi?.. Evet bu kadar basit!

Çünkü hangi adı verirseniz, ona göre tavır alırsınız, ona göre davranırsınız, yapılması gerekeni ona göre tespit edersiniz ve ne yapacağınızı bilirsiniz; gücünüzü ona göre kullanırsınız…

Eşkiya derseniz başka, hain derseniz başka tavır alırsınız. Asi derseniz başka suçlu derseniz başka davranırsınız.

İhanet çetesinin, daha işin başında ne olduğunu tespit etmeli ve adını koymalıydık. Mensuplarını, çete başını, yandaşlarını ve destekçilerini de buna göre isimlendirmeliydik.

Başlangıçta isim veremediğimiz gibi şimdi de verebilmiş değiliz. Bakın hâlâ, “PKK terör örgütü” deniyor; genel söylem bu… İlgilisi ve ilgisizi, bilgilisi ve bilgisizi ondan böyle bahsediyor. Televizyonlar böyle söylüyor, gazeteler böyle yazıyor. Onun kendine verdiği adı niye kullanıyorsun? Adını söyleyerek niye propagandasını yapıyorsun; bir isim bulamadıysan “terör örgütü” de sadece… Adını kullanmak onu tanımak, varlığı kabul etmektir. Onun fiillerini içine sindirdiğini ilân etmektir. Farkında olmadan meşru görmektir. “Terör örgütü” demek bile yetersizken, hattâ yanlışken bir de kendisinin koyduğu ad kullanılıyor ve bundaki zaaf da fark edilmedi, edilmiyor. Çoluğu, çocuğu, kadını, ihtiyarı, öğretmeni imamı bile öldürdüğü halde, hâlâ yaptıklarına “terör” deniyor… Faillere de “terörist” deniyor. İhanet çetesine, isyan hareketine, cinayet mekanizmasına, hem de kendi verdiği adı da kullanarak “terör örgütü” demek zaafı, ancak, son katliamından sonra anlaşılır gibi oldu… Son katliamdan sonra görüldü ki, bu ifade yeterli değil…

Hatırlar mısınız, başlangıçta “anarşist” denmişti. Bu, ferdi ifade ediyor, örgütü değil. Yani örgüte bir isim verilemedi. İhanet çetesi de aynı ferdî isimlendirmeyle ifadeye çalışıldı: Anarşist… “Üç beş çapulcu”… Şurada burada rastgele karışıklıklar çıkaran maceracılar… Bir süre sonra dağılıp gidecekler… İsimlendirmeye ne lüzum var… Ne büyük gafletmiş, böyle isimlendirmek; bugün olsun anladık mı? Kısa süre sonra topluluk olarak da isimlendirmek ihtiyacı doğunca, onun kendisine verdiği ad kullanıldı: “PKK”!.. Bir süre sonra hainler zulmü o noktaya götürdü ki, fiillerini ifadede “anarşist” yetersiz kaldı. Bu sefer “terörist” demek yaygınlaştı. Nihayet onun da yetersiz olduğu çeyrek asrı aştıktan sonra anlaşılır gibi oldu.

Doğru tespit yapamadığımız için doğru isimlendiremedik. Doğru isimlendiremeyince doğru hareket edemedik. Maksadını anlayamadık, kaynaklarını kurutamadık, desteklerini göremedik ve hainlik hareketi, bizim zaafımızdan dolayı gittikçe güçlendi. Yılanın başını küçükken, adını koyamadığımız için ezemedik. Bunun için söylemlerimiz, nutuklarımız, “kanı yerde kalmayacak” nakaratları hep yetersiz kaldı. Dolayısıyla da inisiyatif bizim elimizde olamadı. Onlar hamle yaptı, biz sadece “mücadele” ettik. Siyasîlerimiz, meydanlarda “terörle mücadelemiz, hız kesmeden devam edecek” diye bangır bangır bağırdı. Bunun, “Terör, devam edecek, yok edemeyeceğiz; ne yapalım, mücadele etmek zorundayız” diye acizlik beyanı olduğu anlaşılamadı. Sanki devam ettirmekle o mükellef…

Doğru isimlendirme, tavır belirleme için o kadar mühim ki… Meselâ kuduz köpek, kuduz olduğu tespit edildikten sonra “itlâf edilir”. Tespiti doğru yapmadınızsa, belâyı buldunuz demektir. Doktor önce hastalığı teşhis eder ve ismini söyler. Tedavi, hastalığın adını koyduktan sonra başlar… Halk, pazarlık ederken bir malın fiyatını belirlemeye “adını koymak” der.

Her topluluk, her hareket, her fikir; kendisine düşmanlık edecek zihniyeti peşin olarak, daha ortaya çıkmadan bilir ve ortaya çıktıkları takdirde onlara kendi verdiği isme göre davranır. Hastalığın ismini doktor verir, mikrop vermez. Roma, Spartakus'un hareketini “isyan” olarak isimlendirdi, liderine de “asi” dedi ve ona göre davrandı. Osmanlı, “Celâlî isyanları” dedi, “Şeyh Bedreddin isyanı” dedi. İsrail, vatanları için mücadele eden Filistinlileri, “terörist” olarak isimlendiriyor ve bu isimlendirmeyle bütün dünyayı kandırıyor. BDP, ihanet çetesi mensuplarına “gerilla” diyor… Siyasîlerimiz “terörle mücadele” gibi pasif bir ifade kullanırken onlar “savaş”tan bahsediyor. “Taraflar silâh bıraksın” diyebiliyolar. Niçin?.. Biz “terör örgütü” diye isimlendirdiğimiz için bu cüreti gösterebiliyorlar.

Her topluluk, her hareket, her fikir önce kendisini belirtir. Ben buyum der; ondan sonra da bana karşı olan da şudur, göreceği muamele de şöyledir der.

Allah Resulü'nden (sav) sonra ortaya çıkan peygamberlik iddiacılarına karşı hiç tereddüt edilmedi. Üzerlerine gidildi ve haklarından gelindi. Çünkü İslâm, hem kendisini, hem karşısındakini doğru isimlendirmişti… Kendisi İslâm… Selâmete götüren iman… Karşı çıkan ya kâfir (hakikati örten), ya müşrik (hakikati yanlış ifade eden), ya münafık (karşı cepheden olduğu halde, bizden görünen, müslüman görünen)… Her birine karşı nasıl davranılacağı da belli… Peygamberi Hak, peygamber olduğunu iddia eden “kezzap”… Yalanın, yalancının ta kendisi… İtlâfı gereken kuduz köpek…

En büyük devletimizin başına Kürt Teali Cemiyetini, Ermeni Taşnak Cemiyetini musallat edenlerin, Türkiye Cumhuriyeti'ni açıkça Ermeni soykırımı yalanı ile köşeye sıkıştırmak isteyenlerin, el altından başımıza ne çoraplar öreceğini bilmemiz gerekirdi. Ona göre adını daha işin başında koymalıydık ve ona göre davranmalıydık.

Adını koyamadık…

Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Yolculuk... - Sayı 125
Büyük depremin öncüleri... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi
Gıda
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16747818
 Bugün : 225
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 729816
 Bugün : 26
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 725
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim