Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5519 kez okundu.     7 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Her şey büyük olmayı mecburi kılıyor
Ali Erdal

  Sayı: 79 - Ocak / Mart 2014

Efendimiz; İnsanlığın Ufku (sav)!.. “Ümmetim, kötüde ittifak etmez” buyuruyorlar. Ümmetinin bir parçası olarak milletimiz, bütün seçimlerde bu basireti göstermiştir.

Parti kavramının hayatımıza girişinden beri, milletin gönül rızası ile rey vereceği bir parti kurulamadı. Milletin istediği zuhurun olmaması için elden gelen her şey yapıldı. Her seçimde ‘al birini, vur ötekine’ demek ve tercihini, önüne getirilenler arasından yapmak zorunda bırakıldı. Partiler kendilerini ve fikirlerini ifade etmek yerine (daha doğrusu olmadığı için fikir ortaya koyamadıklarından), diğerlerini kötülemekle oy toplamaya çalıştılar; ta başından beri... Her biri, kendisinin dışındakiler için felâket tellâlı: Başkasını seçersen halin harap (beni seç)! Göğsünü gere gere ‘beni seç’ diyemiyor... Türk milletinin bir buçuk yüzyılı, parti didişmeleri ve ‘rey sahibi’ olmayan politikacıların günübirlik boş sözleri ve şahsî menfaat çatışmalarıyla heba oldu. Hattâ “Dün dündür, bugün bugündür” vecizesi (!) ile meseleleri çözmeyip yarınlara yığmak şahsiyetsizliği fikir ve bir idare tarzıymış gibi “ekol” (!) oldu.

Çözülmeyen ve yarınlara ertelenen meselelerin her sahayı kangren haline getireceği belliydi. “Anarşi” adı altında basit zabıta vakaları olarak başlayan; terör olarak devam eden; isyan, bölücülük ve hainlik haline gelen zihniyet, bunun (moda tabirle) en “çarpıcı” örneği... İsyan ve hainlik zeminini bilerek veya bilmeyerek hazırlayan politikacılar, yarım asra yakın sürede problemi; bırakın çözmeyi, tespit ve teşhis bile edemediler. Bu yüzden dış güçlerin maşası, Kürtler’in lideri cakasıyla bir adadan talimatlar yağdırabilmekte… Hain demek varken –politikacıların aczine ve fikirsizliğine bakın– masum adanın ismi “İmralı”, ona lâkap oldu… “İmralı sakini” demekle, kendi arzusuyla adada ikamet buyuran kişi sıfatı verdiklerinin farkında değiller. Bu yüzden, şirret talepler yapılabiliyor, ileri gelenleri “ekselânsları” payesi ile Meclis’e girebiliyor. Hadlerinin bildirilmeyeceğinden emin olmanın yüzsüzlüğüyle, şirretliklerini arttırabiliyorlar. Bunların yüzünden hainlik; çocukları bile kullanarak, çocukları bile öldürerek icra edilebildi. Sıkılmadan buna demokratik tepki denilebildi. Bu belâyı başımıza tek parti diktatoryası sardı. Hâlâ adını bile koyamayan, üstelik “terörle yaşamaya alışmalıyız” diyen politikacı(lar) palazlandırdı. Bugün çözüm için uğraşanlara onların ve yandaşlarının hiç bir şey demeye hakları yok.

Hüvelbaki!.. Baki olan O!… Allah (cc)… O’nun dışında her şeyin sonu var… Bütün çöpleri halının atına gizleyen, her sahayı kangren haline getiren, taklitçi, Avrupa’dan düşünmeden her şeyi aparmayı hak ve beceriklilik sanan politikanın ve politikacının da sonu geldi. Türk’ü ruh kökünden koparmak isteyenlerin memleketi ne hale getirdiği artık görülmeyecek ve anlaşılmayacak gibi değil. “Cahil millete”; yemesinden giymesine, düşünmesinden hislenmesine, ağlamasından gülmesine, uyumasından çalışmasına kadar her şeyi kendisinin öğretmesi gerektiğini, bu sebeple kendisinin memlekete ve millete ekmek ve sudan daha fazla lâzım olduğunu sananların foyası döküldü.

İşte Ak Parti, böyle bir zamanda kuruldu… Hiçbir partide aradığını bulamayan millet; can simidi gibi ona sarıldı ve memleketi bu hale getiren ve bunu sürdürmek isteyen statükocuların dışında gördüğü için iktidar yaptı. Aranan bulunduğu için değil… Ümit olduğu için değil… Diğerlerinde ümit kalmadığı defalarca görüldüğü, yeni kurulanda ümit olma ihtimali bulunduğu için… Ve ihtimalin gerçeğe dönmesi ümidiyle, diğerleri koalisyonla bile iktidar olmasın diye, onbir yıldır tek başına iktidar yapıyor. Diğerlerinin üstüne çıkararak başlattığı desteğini her seferinde biraz daha arttırarak onu başarılı bir öğretmen gibi şevklendiriyor, yetiştiriyor, yüreklendiriyor. Liderine büyük oynama cesareti veriyor… Bir yandan da, idare-i maslahatçı, statükocu, darbeci zihniyetlerin gücünü kırıyor. Bunları kaal ile değil, hal ile yapıyor. Seçerek… “Muktedir ol, ben seninleyim!”…

Bu kadar basiretli bir millet, dünyanın haline bakıp, bütün şartların Türk milletini büyük olmaya ve büyük oynamaya ittiğini, bunun için de istikrarlı bir iktidar gerektiğini hissetmeyecek mi?

Öyle bir coğrafyadayız ki… Dünyanın düğüm noktası… Her tarafla, her devletle, her milletle, her kültürle, her kıta ile irtibat halinde olmayı gerektiriyor. Ve her yerle, her yönle, herkesle ittifaklar kurma imkânı veriyor… Napolyon, “Dünyanın başkenti bir tane olacaksa o İstanbul’dur” diyor. Sadece böyle bir şehre sahip olmak bile cihanşümul düşünmeyi ve hareket etmeyi gerektirir. Sadece İstanbul’un yükleyeceği sorumluluk bile, bunu anlamaya yeter. Böyle bir coğrafyada yaşayan millet, hele bir de buna uygun tarihe sahipse, büyük düşünmek, büyük olmak, ona göre kuvvetli olmak, denge ve otorite kurmak zorundadır.

Coğrafya bizi büyük oynamaya mecbur ediyor…

Bir yabancı, ‘Türk milletinden bahsetmeden, hiçbir millet kendi tarihini yazamaz ve böyle ikinci bir millet de yoktur’ diyor… Büyük devletler, büyük kahramanlıklar, büyük şahsiyetlerle dolu bir tarih… Büyük fetihler… Büyük zaferler… Büyük olaylar… Sadece Müslüman olmamız, Fransız İhtilâli’nden daha mühim bir hadise… Dünya için de… İstanbul’un fethi keza… Farkında değiliz, sadece bunun farkına varsak yeter. Lider olmamız, cihan devleti olmamız… Yanılgılar, yenilgiler, hatalar, ihanetler… Hepsi birlikte muhteşem bir tecrübe... Böyle bir tecrübe, bir akvaryuma hapsedilebilir mi? İslâm dünyasının lideri ve hamisi olmuş bir millet, “Arap kıyamı” gerçeğine sünepe bir seyirci olabilir mi? Meselâ Suriye’ye ne halin varsa gör diyebilecek miyiz? Meselâ Yunanistan’ın iflâsına bakıp, ne yapmak gerektiğini düşünmeyecek miyiz? Başbakanımızı, “Ağabeyim gelecek diye dün gece uyuyamadım” diye karşılayan Türklük dünyasını, çocuklarına başbakanımızın ismini veren İslâm âlemini görmezlikten gelebilecek miyiz? Amerika’nın Ukrayna’da, Irak’ta ne işi var, Rusya’nın Suriye’de ne işi var, Fransa’nın Cezayir’de ne işi var, İngiltere’nin Ortadoğu’da ne işi var, İsrail’in dünyayı karıştırmaya, Türkiye’ye karışmaya ne hakkı var, demeyenler; Türkiye’nin şurda burda ne işi var demeye utanmalıdır. İran Suriye diktatörünü ayakta tutmaya, düşmanı görünen İsrail, sinsice bunun için çalışıyor. Biz Ortadoğu’ya, Balkanlara, Kafkaslara kör mü olacağız? “Yepyeni bir dünya kuruluyor”… Avrupa Birliği yürümüyor, Amerika tökezliyor... Dünyanın yeni gücü Asya!.. Afrika bile uyanıyor!.. Bu dünyada yerimiz neresi olacak diye düşünmeyecek miyiz?

Ulaşımın, iletişimin, haberleşmenin; bilgi toplamanın ve yaymanın, belge toplamanın ve ifşa etmenin bu kadar hızlı, yaygın, yönlendirici ve kural tanımadan yapılabilmesi ile küçülen, âdeta bir köy haline gelen dünyada, sadece biz değil hiç kimse, hiçbir şeye karşı ilgisiz kalamaz. Pireneler’in tepesindeki inzivaya çekilmiş papaz misali yalnız minik Andora bile…

Coğrafya gibi tarih de bizi büyük oynamaya mecbur ediyor…

Şartlar bizi büyük oynamaya mecbur ediyor…

Olaylar ve zaman mecbur ediyor…

Her şey büyük olmayı mecburî kılıyor.

Ve millet bunu istiyor! Ya büyük olup yaşamak, ya içine kapanarak yaşayacağını zannedip yok olmak!.. Millet; “Ya hep, ya hiç”in farkında... Bunun için her fedakârlığa hazır. Tanzimat’tan beri ihtilâlcilerin, toplum mühendislerinin, şok haberlerle, olaylarla, tertiplerle milleti yanıltmaya çalışan dış güçlerin ve yandaşlarının, yalanların ve talanların oyunlarını her seçimde bozdu. Bütün menfi propagandalara, telkinlere, yanıltmalara, şaşırtmalara rağmen millet, sevilmesi istenenlerden nefret etti, sevilmemesi istenenleri sevdi. Millet balık hafızalıdır diyenler yanıldıklarını bir kere daha, mahallî seçim şartlarına rağmen görecekler… Abdulhamit, Menderes, Özal tecrübeleri ve büyük olmak mecburiyeti milleti bir koalisyona itme gayretlerini boşa çıkaracak… Ve Türkiye’yi “küresel güç” olmaktan mahrum etmek isteyenlerin oyunlarını bozacak inşallah…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : Murtaza    01.06.2014
Yorum : İnşallah Ali bey, hürmetlerimizle...




Ekleyen : Ali ERDAL    15.04.2014
Yorum : Özgür, çok teşekkür ederim. Seçimleri iple çektim. Sonuçlar Allah'a şükür oldu. Selâm ve muhabbet.




Ekleyen : Ali ERDAL    15.04.2014
Yorum : Murtaza Bey, Değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Belki böyle bir yazı için duygulu olmaktan çok "akıl ve ölçü"nün daha uygun olacağını sanıyorum. Tesbitinizde haklısınız. Nazik üslûnuz için teşekkür ederim. Sizin gibi değerlerin, dergimizin basılı halini de görüp, fikirlerinden faydalandırması bizim için kazanç olacaktır. Selâm ve muhabbet...




Ekleyen : Ali ERDAL    15.04.2014
Yorum : Barış Bey, temenniniz dua yerine geçer inşallah. "Yarın elbet bizim, elbet bizimdir; Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir. Allah bizimle... Selâm ve muhabbet...




Ekleyen : Murtaza Saygılı    10.02.2014
Yorum : Evet Üstadı okurdum, bir vesile ile kardelene de ulaştım. Bu yzıda Üstadın bahsettiği beklenen nesilden ümit kırıntıları buldum. Barış beye de hak vermemek elde değil, müjdeler olsun, diyebiliriz diye düşünüyor ve inanıyorum. Ümit, garibin ekmeği derler, biz dünyanın garibiyiz. saygılar efendim. güzel yazmışsınız ama hiç duygu yok. Hep akıl ve ölçü gördüm yazıda.. selamlar... murtaza




Ekleyen : barış    05.02.2014
Yorum : bravo.. Ya ol ! ya öl ! emrine muhatap demek Türkiye.. Bu hitabı yapan Türke; bu millet kalacaksa, olacak nesil de gelecek, demişti.. Müjdeler olsun, diyebiliriz.. diye düşünüyorum. Diyebilir miyiz ? selam...




Ekleyen : özgür    04.02.2014
Yorum : Meseleye yukarıdan ve tüm resmi görerek bakmak bu olsa gerek. Elinize sağlık hocam.





 
Deniz kabarıyor... - Sayı 119
Dünya kralı... - Sayı 118
Olayların akışı her şeyi ... - Sayı 118
Toplulukları idare etme h... - Sayı 118
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (120):
Doğumunun 120. yılında Üstat Necip Fazıl Kısakürek...

Son Eklenen Yorumlardan
 bosch professional gop 185-liBeylikler dönemini hatırlayalım, birbirlerine karşı üstünlük mücadelesi... Feyzi

 "Yürü kardeşim,Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin."Sen ve senin gibi şuurlu insanların sayıları bereke... Nilüfer Mihailoğlu

 Yüreğinize kaleminize sağlık kıymetli hocam. Allah hayırlı sağlıklı uzun ömürler versin.... Faruk AKTI

 kantarın topu olacak efendim ... Esra

  Gönlü klabi temiz abim kalemine sağlık başarılarının devamını diliyorum sevgiler saygılar ... Serkan yakar


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Soykırım, Antisemitizm ve Filistin Üçgen
Deniz kabarıyor
Gazze günlüğü
Sosyal medyanın gücü
Üstün fikir
Deniz kabarıyor
Kudüs... Ey Kudüs
Zeytin dalları altından meydan okuyuş
Fatih Sultan Mehmet (4)


Yavuz Sert - Bir tufanın ardından...
Yavuz Sert - Gazze biz ne öğretti...
Ali Erdal - Deniz kabarıyor
Kadir Bayrak - Vah benim halime!
Necip Fazıl Kısakürek - İç ve dış düşman – Y...
Bedran Yoldaş - Elinde taş küçük çoc...
Bedran Yoldaş - Zevâli yakındır zulm...
Ekrem Yılmaz - Kazandım vallahi!
Ekrem Yılmaz - Bitti kelimelerim
Ekrem Yılmaz - Mektup
Dergi Editörü - Üstün fikir
Site Editörü - Sosyal medyanın gücü
Necdet Uçak - Dünya malı
Necdet Uçak - Geldi geçti ömrüm be...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Soykırım, Antisemiti...
M. Nihat Malkoç - Gazze günlüğü
Hızır İrfan Önder - Kasem olsun!
Zaimoğlu - Batı muradına erebil...
Mehmet Balcı - Köyüme gömün
Mehmet Balcı - Sevdam
Muhsin Hamdi Alkış - İsrail-SAMİRİ-oğulla...
İbrahim Şaşma - Kudüs Mektubu
Halis Arlıoğlu - Merhum Mehmet Akif i...
Murat Yaramaz - Hiç
İlkay Coşkun - Filistin
Zafer Nefer - Tas tarak
Özkan Aydoğan - Çocuk
İlknur Eskioğlu - Şehitlik oyunu
Yusuf Çelikler - Bu gidiş nereye?
Ayşe Yaz - Yağmur (Gazzenin çoc...
Bedir Acar - ‘İsrail bizi yenemez...
Hüma Sunguroğlu - Çınarın gölgesinde o...
Hüma Sunguroğlu - Zeytin dalları altın...
Abdullah Doğulu - Filistinde anne-çocu...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13160524
 Bugün : 2014
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 604726
 Bugün : 165
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 226
 119. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 4
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 21 Şubat 2024
Künye | Abonelik | İletişim