Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3472 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Beyrut d???nceleri
Medya Sepeti

  Sayı: 53 - Temmuz / Eylül 2006

Bu satırları yazarken, balkondan görebildiğim merhum Abdülhak Hâmid’in son oturduğu Maçka Palas’a bakıyorum ve O’nun; eşi Fâtıma Hanım için yazdığı Makber mısra’larını tekrarlıyorum: Eyvah! Ne yer, ne yâr kaldı! Gönlüm dolu âh-u zâr kaldı!... Bâkî o enîs-i dilden eyvah/ Beyrût’da bir mezâr kaldı!

Şu anda nice Beyrutlu Müslüman veya Hıristiyanın, “enîs-i dil”lerinin ardından ne yoğun acı çektiklerini biliyorum. Beyrut’da nice mezarlar geriye kalacak! İnsanlık rüşdüne erişinceye, Dağ Vaazı ile Veda Hutbesi’nin birliğini idrâk edinceye, Allah’ın âyetlerine yakıyn getirinceye kadar, Canavar’ın (Dâbbet-ul-Arz) insanlığa böylesine dalaması ve parçalamasının önüne geçilemez. Yazık ki hâlâ Yohanna’nın bahsettiği Canavar (iki canavar) ittifakı ile Kur’an-ı Kerim’deki Dâbbe-t-ul-Arz’ın aynı menhus örgüt olduğu idrãk edilemiyor. Bazı Müslümanlar daha hâlâ kaş-gözlü bir balkabağına benzeyen bir yaratığın Arz’ın merkezinden yukarıya bir yol bularak insanlara güzel vaazler vereceğini ve kendilerinin de kaset doldurarak yollarını bulacaklarını sanıyorlar.

Canavar; Beyrut halkını daha önce Hıristiyan ve Müslüman fitnesi ile sokmuş, dalamıştı. Beyrutlular, İkinci Dünya Savaşı musibetinden ders alan Almanlar gibi, sonunda bu fitneden kurtulmuş ve ibret almış idiler. Canavar buna tahammül edemezdi. Bu kez de Şi’î-Sünnî fitne ateşini körüklemek gerekirdi. Bu sebeple “İbrahim çocuğu” adını takınan “Abramovitz çocukları”na, Şi’î-Sünnî nifakını canlandırma görevi verildi. Şimdi bunlar “fitnenin başı İran’dadır, İran hiçbir zaman Müslüman olmadı. Beyrut yerine Tahran’a saldırsa idiniz herkes sizi alkışlardı, yol yakınken geri dönün, Lübnan Hükümeti meşru müdafaa yapan İsrail’in bomba ve yakıt masraflarını ödesin, yüklü bir savaş tazminatı versin, siz de Beyrut’u yıktıktan sonra İran’ı dümdüz edin!” demeye başladılar. Bu “Müslüman” yazarların ve vampircikle- rin iğrençlikleri karşısında, Chavez’e saygı duymamak elde mi? Chavez, Karşı-Sözlük’ü değil Yahşi-Sözlük’ü kullanan bir er kişi. “Birlikte hareket ederek, biribirimize yardımcı olarak Amerikan emperyalizmini yenebilir ve dünyayı kurtarabiliriz” diyor ve Bush’a şöyle hitab ediyor: “Her gün Tanrı'yla konuşuyorum” diyorsun! Hayır! Senin Tanrı ile bir bağlantın yok! Her gün konuştuğun da Tanrı değil, Şeytan!

“Brookings Enstitüsü Türkiye Programı'nın şanlı direktörü” Ömer Taşpınar, elbette Chavez’den farklı düşünüyor: İran destekli Hizbullah İsrail’i kışkırttığı için İsrail Lübnan’a orantısız saldırganlık göstermiş. Bu yüzden de Amerika ve Avrupa’nın arası bozulmak üzere imiş! Şi’î İran’ın bu bozgunculuğundan biz de nasîbimizi alıyormuşuz: İran ABD ve AB ile aramızı bozmak istiyormuş! -Vah vah Kara kara kazanlar/ Kara yazı yazanlar!/ Cennet yüzü görmesin/ Aramızı bozanlar! Şimdi n’eylermiş bu Çaldıran artıkları? “Eminim merakla Lübnan’a asker konusunda nasıl hareket edeceğimizi bekliyorlar. Onları şaşırtmak bizim elimizde! (Radikal, 31 Temmuz 2006). -Bak şimdi! oldu mu ya? Sen söylemesen, Acem’i nasıl şaşırtacağı- mızı nasıl bileceğiz? Esasen büyük dostumuz ve müttefikimiz Sahib-ul-Kaval vel-Çuval Amerika, Kore Savaşı'ndan beri fena alıştı, bizden sürekli kalkan asker ister, gönderiversek mi dersin, açıkça deyiver hele!

Bu facia ve musîbet içinde, Lübnan’ın Hıristiyan devlet başkanı ile Müslüman başbakanının vakur ve asîl tutumlarına da gıpta ettim. Birçoğumuzun tartışılmaz mahbûbesi nazenîn Rice, Yeni Ortadoğu piçinin doğum sancılarına ebelik yapmak için Beyrut’a gelmek istiyor da, Millet elini sıkmak için kuyruğa girecek yerde, “sen kim gelesin Meclis’e bir yer mi bulunmaz?/ Baş üzre yerin var!/ Gül goncasısın kûşe-i destâr senindir/ Gel ey gül-i ra’nâ! denecek yerde, "arkanı dön ve çık!/ istenmiyorsun artık!" deniyor!

Mehmetçik niçin Lübnan’a gitmeliymiş? Yine İsrail fitnesi ile başımıza sarılan PKK fitnesi yüzünden dökülen kanlar canavarın susuzluğunu kandıramadığı için mi? Yoksa Hizbullah ile Mehmetçik’i karşı karşıya getirip özlenen fitneyi, Şiî-Sünnî çatışmasını başlatmak için mi? Yoksa kendi pisliklerini temizletmek, suç delillerini yok etmek için mi? Edepsizliğin de bir haddi vardır ve artık Beyrut’dan sonra tahammül mülkü de tamamen yıkılmıştır. İsmet Berkan’ı dinlemek, Enstitü Müdürü Ömer Bey’i dinlemekten, evlâdır. Diyor ki: -Yani, Sünnî ülkeler Lübnan’da Şi’î Hizbullah’la çatışacak. Herkes saf, bir Amerika akıllı. Pes doğrusu! Ne dersiniz Müdür Bey? Irak’a asker göndermeyelim de Lübnan’a gönderelim mi? Yoksa İsmet Berkan da Şi’î de haberimiz mi yok? Değilse, Beyaz Saray’daki Halifemiz’e dokunacak bu lâfları niye söyleyebiliyoruz?

Sözün kısası: tahammül mülkü öylesine yıkılmış, iş o raddeye gelmiştir ki, bundan sonra ne Bush’a mangalda domuz ikramı, ne Rice’a karşılıklı sırıtma nezaketi caiz değildir. Takınılacak tutumu, ateşin düştüğün yerde bağırları kavrulan Lübnan önderleri göstermiştir. Zalimlerin sonucu, kendi döktükleri kanda boğulmaktır. Beyrut da olsa kanlıyı elbette kan tutar!

(Hüseyin HATEMİ; Yeni Şafak, 02.08.2006)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : TAN ALKAN    06.02.2009
Yorum : Güzel bır yazı olmus bence.ama yazılan makalenın belırlı kısımları bıraz manıdar ve düsündürücü gercekten.





 
Erdoğan: Pısıp geri adım ... - Sayı 78
Artık tasada ve kıvançta ... - Sayı 78
?nl? yazarlardan ?stad yo... - Sayı 67
M. Kemal'in gizlenen vasi... - Sayı 64
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17496888
 Bugün : 676
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 834028
 Bugün : 46
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 359
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim