Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5153 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

YKY ?E?ME
Ali Erdal

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2004

Toprak, susuzluktan çatlak dudaklara dönmüş... Kendisine ümit bağlayanlara karşı mahcup, dudaklarını ısırıyor...
Otlar, ince ve sarı boyunlarını bükmüş...


Yapraklar ve çiçekler, hep ötelere bakan güzel gözlerini yere indirmiş...
Çeşme, gözlerine mil çekilmiş bir devletli ıstırabı içinde... Etrafına su gibi aziz bir nimeti sunamamanın azabı ile kalın iki demir boru haline gelen gözleriyle, için için ağlıyor...


Havada yağmur öncesinin bunaltıcı sıcaklığı... Ve güneş, herkesi kamçılayarak gölgeye koşturuyor...
Bütün bunlara rağmen, bir adam, çeşmenin karşısına dikilmiş (Sahibülhayrat) yazısına bakıyor ve ağlıyor...
Adam çeşmenin iki yanındaki taş sekilerden birine oturdu. Dirsekleri dizinde, elleri yüzünde, çeşmeye nisbet yapar gibi, iki gözü iki çeşme!


Güneş, dağların ardına sarkarken bile, ateşten kamçılarını yeryüzünden çekmiyor.
Susuzluktan ve sıcaktan kavrulan tabiatı ancak beklenen rahmet kurtarabilir. Belki de bu rahmetin şuuruna erilmesi bekleniyor.


İşinden dönen bir köylü, terden sırılsıklam, yokuşu tırmanıyor. Bu havada yakındaki ağacın gölgesine sığınmayıp da güneşin alnında çeşmenin taşına oturmuş adama hayretle bakarak yaklaşıyor. Hayvanlarını ağca bağladıktan sonra, etrafla alâkasız yabancıya:


–Hoş geldin yabancı!
Yabancı başını kaldırdı, sesin geldiği yöne dalgın cevap verdi:
–Hoş bulduk!..
Köylü bu seste, insanı serinleten bir yakınlık buldu ve yaklaşıp kim olduğunu sorduktan sonra:
–Sormak ayıp olmasın ama bey, niçin ağlıyorsun? Söyle, belki yarana merhem olurum?..
Yabancı mendilli eliyle çeşmeyi işaret etti.
Köylü gözlerini silen yabancıya şaşkınlıkla:
–Koruyan bizim çeşmemiz... Susuz kalan biziz...   Yanan bizim toprağımız ve bizim ürünümüz... Ağlamak lâzımsa, bırak biz ağlayalım... Sen niye?
Elindeki mendili didikleyen yabancı, bir gurbet türküsü gibi hüzünlü:
–Benim memleketim, şu dağların ardında...
Güneşi yutan dağlara dalgın baktı. Köylü de sanki görüverecekmiş gibi bakışlarını aynı istikamete çevirdi. Yabancı buzlu bir şerbet ikram eder gibi konuşuyor:
–Bu çeşmenin aynısı, bizim memlekette de var... Tıpkısı!.. Tamamen... Hayrat sahipleri ayrı sadece... Yazısı, yapısı; hattâ iki çeşmenin kaderleri bile bir... Geçen yıl, sizin çeşme tamir edilmişti, İzine gittiğimde gördüm, bizimki de tamir edilmiş...
–Sizin çeşmenin de suyunun kesilmiş olabileceği için mi ağlıyorsun?..
–Hayır!..
–Eee?..
–Yabancı göğüs geçirdi:
–Anadolu'nun her noktası, birbiri ile bu derece rabıtalı... Ama biz bunun farkında değiliz. Bunu bilmeyince, bunun ne yüce bir nimet ve ne üstün bir güç olduğunun da farkında değiliz. Böyle giderse, varacak gibi de değiliz. Maddî ve manevî susuzluğumuz bunun için her an artıyor. Niye halimizin ve enerjimizin farkında değiliz?.. İşte bunun için...
Köylü, yeni tanıdığı yabancının yanına, çeşmenin diğer taşına oturdu. Koyulaşan sohbet... Ve ikisinin de iki gözü iki çeşme şimdi...
(Anadolu Deyince'den)


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Ne zamandan beri... - Sayı 128
Dün sadaka taşı, bugün mi... - Sayı 128
Sağlık sisteminin şifresi... - Sayı 127
Nereye kadar?... - Sayı 126
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Sanatımızın, özellikle şiirimizin şu andaki seviyesini güneş ışığının yokluğuna mı, yoksa ondan gelen ışığın yansımasını engelleyip, bizi suni bir güneş tutulmasıyla karşı karşıya bırakanlara mı bağlamalı?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Bileşke


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17190811
 Bugün : 6308
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 778147
 Bugün : 165
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 209
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim