Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     958 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Çınarın gölgesinde oynanan dram
Hüma Sunguroğlu

  Sayı: 119 -

“Türk içki içmez bundan dolayı da kötülük yapmaz” demişti bir Batılı. Esasında burada Türk’ten kasıt Müslümanlardı. O zamanın Avrupalısı kim “ben Müslümanım” dese; “o zaman sen Türk’sün” derlerdi, gerçi hâlâ öyle.

1400 yıl önce de sevgili Peygamberimiz bu kutlu kavim için övgülerde bulunmuştu, İslâm’ın kılıcı olacağını buyurmuştu. Ve sonra kut verildi bu kavme; kılıçlar bilendi, yaylar gerildi, temrenler değiştirildi, atlar kaşağılandı. Artık cenge hazırlardı, helâlleştiler, “ölürsek şehit, dönersek gazi” dediler. Vira bismillah yola koyuldular. İşte o mukaddes dâvâ bu şekilde başladı, kut birinden birine, dâvâ anlayışları bir miras gibi diğerinden ötekine geçti.

Kılıç şıkırtıları, at kişnemeleri, birbirine karışan soluk sesleri, Anadolu’nun kapıları, Söğüt, Bursa, Edirne, İstanbul, Balkanlar, Doğu, Avrupa, Kızılelma…

Yeşeren Çınar’ın içine kurtlar düşmüş kemirmeye çoktan başlamışlar. Gölgesi tüm dünyayı serinleten, dalının biri Doğu’ya diğeri Batı’ya uzanan, kökü Anadolu’da olan bu kadim Çınar günden güne daha da yaşlanmış ve hastalanmıştı. Ne içindeki kurtları tam mânâsıyla temizleyebiliyor ne de onu hasta görmeye başlayan avcılara eskisi gibi engel olabiliyordu.

Bir gün ellerinde balta, smokin giyinimli, karnı bir hayli geniş “bir sürü hergele” geldi. Yüzlerinde zafer anıtı timsali gülümseyiş ve ardından balta sesleri. Kendilerince Çınar’ı kesmişlerdi. İç çekişmeler bir yandan dış mihraklar bir yandan, savaş, kan, ter, toprak kaybı derken 783.562 km²’ye sığdırılmıştı at üstünden inmeyen, şehadet dışında gözü bir şey görmeyen kutlu Akıncılar. Sonra ne olduysa sınırlarımız dışından içeriye bu kutlu topraklara kokuşmuş, iğrenç bir sıvı girdi. Kasalar halinde indirildi limanlardan, gizlice belki de bir gece yarısı. Yavaş yavaş meyhanelerin sayısı arttı, bazı mahalle bakkallarında boy gösterdi şişeler. Mahalle muhtarları yanına gelen misafirlere birer kadeh ikram etti. Doğru düzgün ayık gezmeyen muhtar ağzını yayarak konuştu mahalleliyle:

“Alın bunlardan bedâvâ, bir ücreti yok. İçin, için de kendinize gelin!” Müslüman halk karşı çıktı, ne diyordu muhtar lakin bu topraklar üzerinde bunlar çoktan yayılmıştı. Evlerin iki metre ötesinden geniz yakan rakı kokuları, mendeburların mide bulandırıcı kahkahaları, ortaya konulmuş bir bahis ve kart sesleri…

Haramdır denilerek ne kadar uzak kalınmış şeytan oyunu varsa artık hepsi sanki helâlmişçesine oynanıyor geceler bitiyor günler doğuyordu. Kafayı bulan hergele sürüsü yolda ne kadar kadın, kız varsa gördüğüne sarkıyor kâh sopasını alan dayağı geçiriyor kâh milletin ırzına geçiyordu. Esasında geniş işkembeli adam istediğini almış Şeytanla altüst ettiği milletin kahvesini yudumluyordu. Tüm habisliklerin temelleri atılmış, ilk domino taşı da devrilmişti. Bundan sonrası kendi kendine gelecekti, kanı bozulmalıydı bu milletin, kim olduğunu hatırlamamalı sürekli boş meşguliyetlerle uğraşmalıydı. Anası babası bilinmeyen bir nesil türemeliydi, ezanlar susmalı, hocalar darağacına gitmeliydi. Hepsi yazılmış, çizilmiş, plânlanmış bir bir devreye giriyordu. Sadece bunlar yetmemeliydi, halk bu devletten ölesiye korkmalıydı, korkusundan neyi var neyi yok vermeliydi.

-Millet dedikleri dilde bir kafiye yeter artık her şeyimizi aldın zaptiye!-

Diye bir mani dolandı dillerde. Halkı günden güne sefilleşiyordu ama bu yeter mi? Yetmez! Bir insanın elinden temel ihtiyaçlarını almışlardı Müslümanlarınkini de; “ezan” bir hürriyet nidasıydı, göklere yükselen. “Namaz,” her gün beş kere miraca yükseliş sonunda Rab’la selâmlama ve yeryüzüne inme. Evet, her insanın temel ihtiyacı yiyecek-içecek, giyecek, hayatını idame ettirebilecek kazanç ama Müslümanların farklıydı. Bir Müslüman yemeden de yapabilirdi ama namazsız, ezansız… Buruktu yürekler. Devlet ne yapıyor? Devlet! Sanırım bazı acı tarihi hakikatler diyebilmekle yetinebiliyorum.

-Hükümet konağı altın döşeli lider dedikleri zat abus çehreli…-

783.562 km²’nin içerisinde oynanan drama. Nereden nereye sözünün acı halde vücut bulmuş hali. Gün gelir bunların hesabı sorulur diye toprağa umut tohumları ekildi. Müslümanlar ezilse de, ezanları ellerinden alınsa da gizlice evinde, barakada namazını kıldı tekrar miraca yükseldi. Aslında anlatılacak, söylenilecek, yazılacak o kadar çok mazi var ki hangi birini yazabilirsin!

Şu herkesçe iyi bilinmeli ki: “Bizler bu Çınar’ın tohumunu toprağa değil, yüreğimize ektik! Şehit kanlarıyla suladık ve Çınar tekrar yeşerdi, filiz verdi, büyümektedir vesselâm…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Mesut teselli... - Sayı 120
Zeytin dalları altından m... - Sayı 119
Çınarın gölgesinde oynana... - Sayı 119
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


ACI-YORUM nedir?
Bugün toplumumuzda, özellikle düşünce alanında aksayan yönler ve anlamsızlıklar var.
ACIYORUM, bu aksaklıkları ve anlamsızlıkları, sadece fikirle en can alıcı yerinden, en vurucu sözlerle, yanlışlıkların mantıksızlıklarını yakalamayı usul bilerek, en doğru yargıları, hiç itiraza yer vermeyecek şekilde ifade etmeyi ve daha sonra düzeltmeyi yapacak olanlar için fikri çözüm yolları açmak düşüncesinin ifadeye dökülmüş şeklidir.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi
Gıda
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16772610
 Bugün : 5257
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731003
 Bugün : 123
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 420
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim