Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1066 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Zor zamanların cesur sesi
Site Editörü

  Sayı: 120 -

Her dönemin kendine göre zorlukları, kolaylıkları vardır. Bazen savaşlar, bazen salgın hastalıklar dönemi zorlaştırırken, bazen refah dönemleri olur.

Necip Fazıl’ın dünyaya geldiği ve gençliğini yaşadığı yıllar milletimiz hattâ tüm dünya için zorlu bir dönemdi. Doğum yılı 1904. Son bir iki yüzyıldır çıktığı zirveden hızla inmeye başlayan Devlet-i Âli için ömür nimeti tamamlanmak üzere. Devletin dört bir yandan güç kaybettiği, halkın zorluklar yaşadığı yıllar... Gelen yıllarda koca imparatorluk yıkılacak, yeni bir rejimle yeni bir Türk devleti kurulacaktır. Üstad, Cumhuriyet kurulduğunda on dokuz yaşında. Halk bir yandan savaşların getirdiği zorluk ve fakirliğin etkisinde, bir yandan inkılâpları ile gelmiş yeni rejimin sancıları… Yazı değişmiş, alfabe değişmiş, giyim kuşamını bile değiştireceksin denmiş halka. Gerçekten zor bir dönem.

Kurtuluş mücadelesi milletimizin karakterini bir kere daha dünyaya gösteren çok önemli bir savaştı. Sayıları binlerle ifade edilen şehitlerimiz, kahraman gazilerimiz, topyekûn millet olarak bu mücadelede kan döktü, ter döktü. Nihayet bu mücadele kazanıldı ve yeni bir rejim ile milletimiz yeni devletini kurdu. Yeni dönemde rejim kendi devlet yönetim esaslarını tatbik ve kabul ettirmek için sert tedbirler aldı. Bu tedbirlerin önemli kısmı din kurumu üzerinde olduğu için müslüman halkı çok etkiledi. Ancak savaşlardan, fakirlikten bitap düşmüş halk yeni kanunlarla dinî hayatını etkileyen tedbirlere ses çıkarmadı, çıkaramadı. Düşünün, bu ülkede on sekiz yıl ezan Arapça okunamamış. Günümüzde buna nasıl ses çıkarılmaz demek kolay ama her olayı yaşandığı dönem ile değerlendirmek gerek.

Üstad’ın ortaya çıkışının bu dönemde olduğunu hatırdan çıkarmamak gerekir. Üstad, 18 yıl ezanın okunmamasına güçlü ses çıkartamayan bir toplumda ve böyle bir zamanda fikrî zeminde “ses” çıkaran ve çıkartılabileceğini gösteren bir “adamdır”. İstiklâl mahkemelerinin onlarcasını idama göndermesinin üzerinden henüz birkaç yıl geçmiş bir dönemden bahsediyoruz. Böyle bir dönemin hemen arkasından cesur bir sesin çıkması çok önemlidir. Zaten Üstad bir çok kez hapse girerek bu cesaretinin karşılığını (!) almıştır. Kanaatimce Üstad’ın en önemli özelliği bu cesaretidir.

Cumhuriyet sonrası dönemde Necip Fazıl gibi net ve gür şekilde sesini yükselten başka bir isim var mı emin değilim. Meselâ Mehmet Akif’in şairliğiyle de Üstad’a benzeyen bir yönü vardır ama belki yaşadığı yılların etkisi -Kurtuluş savaşı döneminde büyük gayretleri vardır- belki karakterinin kırılganlığından Üstad gibi karşılık bulamamıştır. İstiklâl marşının şairi olmasaydı ne kadar hatırlayabilirdik Akif’i? Merhum Akif çok daha zor bir dönemde yaşamıştır elbette ve enerjisini yoğunlukla kurtuluş mücadelesine vermiştir. Burada söylediklerimiz bir eleştiri değil, tespit. Üstad ile benzer dönemlerde Nurettin Topçu, sonrasında Cemil Meriç akla gelen isimler. Topçu’nun Hareket dergisinin ilk sayısı 1939’da, Büyük Doğu’nun ise 1943.

Üstad’ın toplumdan karşılık bulmasının en önemli nedenlerinden birinin kuvvetli bir şair olması olduğunu düşünüyorum. Şairliği hitabetini ve toplum üzerindeki etkisini çok artırdı. Derdini, dâvâsını, arayışını, buhranını cümlelere dökmeye çalışan bir dâvâ adamının anlaşılabilir olması hayli zordur. Diğer taraftan bir şair sayfalara sığmayacak cümleleri dört satırda şiire dönüştürebilir:

Ateşten zehrini tattım bu okun,

Bir anda kül etti can elmasımı.

Sanki burnum, değdi burnuna "yok"un,

Kustum öz ağzımdan kafatasımı.

Üstadın şiir dili nesirine ve konuşmasına da yansımıştır. Bu yüzden hitabeti çok güçlüdür. Ülke çapında verdiği konferanslar hâlâ konuşulmaktadır.

Üstad ve muasırı aydınların etkileri arasındaki farklar ilgi çekicidir. Gözlemlediğim kadarı ile merhum Nurettin Topçu eser sahibi talebe açısından daha zengin görünüyor. Dergâh dergisi Hareket dergisinin devamı olarak uzun yıllar yayınlandı (artık o da yok) ve ülkenin edebiyat-fikir dünyasında önemli bir yeri vardı. Üstad’dan sonra ise Büyük Doğu’yu devam ettiren veya başka bir isimle benzer bir hareket yapan en azından tüm ülkede etkili bir dergi olmadı.

Ülke politikasına ve siyasete geldiğimizde ise Üstad’ın çok daha etkili olduğunu görüyoruz. O kadar ki, onun gibi etkili ikinci bir isim yok. Siyasette bu etki ne kadar derindir, ayrı bir konu elbette ancak son elli yılda bu etkiyi ve sonuçlarını açıkca görüyoruz.

Hem fikir hem siyasette bu kadar etkili bir isim üzerine birçok araştırma, tez, sempozyum olması beklenir. Yeterli olmadığını söyleyebiliriz ancak son yıllarda belediyelerin gayretleri ile önemli sempozyumlar yapıldığını gördüm ve memnun oldum. Sayımıza hazırlık vesilesi ile bu sempozyumlardaki konuşmaların bir çoğunu dinledim, söylenenlerin ortak noktası şu idi: Üstad sindirilmiş, bastırılmış nesillere kaybettikleri cesareti vermiştir, her şeyi göze alarak ne olursa olsun dâvâsının arkasında durmuştur.

Üstad net bir insandı, kendine ve dâvâsına çok fazla güveniyordu. Bu güvenci ve kendisinden eminliği bazen dışarıdan bencillik olarak algılanabiliyordu. Bir yazar Üstad hakkında şöyle demişti; “kitabında bir tane bile “olabilir” gibi bir kalıp yok. Her cümlesi “Bu böyledir!” şeklindeydi ve aksi mümkün değildir ruhundaydı.”

Üstad onlarca eseri, konferansları, bin türlü çileye rağmen Büyük Doğu’su ve kitapları ile hayatını dâvâsı üzerine harcadı. Allah ondan razı olsun. Çok sevdiği, her şeyin önüne koyduğu Efendimiz’e komşu eylesin. Bizlere de onu doğru şekilde anlamamızı ve eserlerinden faydalanmayı kolaylaştırsın.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Takvadan bekâya helâl eko... - Sayı 128
Yan gözle bakmadı kır çiç... - Sayı 127
Vekâlet savaşları... - Sayı 126
Çocuklar bizim geleceğimi... - Sayı 125
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Kalem, İlahi Kelam’ın yazılmasına ve yayılmasına, yani insanın iki dünyasının da saadetle olmasına vasıta oluyor.
Kalem, insanın iki dünyasını da mahveden bâtıl fikirlerin yazılmasına ve yayılmasına alet edilebiliyor…
Kalemle kazığın şekil olarak birbirine benzemesini bir inceliğe işaret olarak göremez misiniz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Bu bayrağa basılmaz, basılamaz
Ümitle


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17672099
 Bugün : 274
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 875402
 Bugün : 124
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 798
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim