|
Gökyüzüne kement vursun gözlerin Mevlüt Yavuz Sayı:
129 - Temmuz / Eylül 2026
 Gökyüzüne, kement vursun gözlerin
Yedi rengi dola, taç yap başıma
Seher vakti gibi, sakin ve serin
Huzur tılsımını, sür bakışıma
İsmin dökülürken, dudaklarımdan
Sabah güneşini, tut gözyaşıma
Gül suyudur inen, yanaklarımdan
Aldırma sen benim, ağlayışıma
Bilmem kime, ne anlatır lügatlar
Hangi harfte, anlam bulur gülüşün
Sözlükler dağılır, sözcükler patlar
Anlamını sor, göz göze gelişin
Varlığımı, varlığınla fark ettim
İkliminde çatladı, çeperlerim
Bir’dim, toprağında bir’i kırk ettim
Ortaya saçıldı tüm hünerlerim
Gölgende boy verir, filiz sürerim
Nefesinde kokar, bütün çiçekler
Esrarengiz bir âleme girerim
Hissedilir, söylenilmez gerçekler
Huzurunda beden, ruh yorulmazdı
Yük olmazdı sırta, taşıdıklarım
Kurşun döktürmeye, gerek kalmazdı
Ölümle ölmezdi, yaşadıklarım
Sohbetin kış günü, badem dalında
Bir kuşun, bir kuşa, seslenişiydi
Ocağın başında, anne dilinde
Masallar pişiren, gül ateşiydi
Bakışların, her tonunda yeşilin
Kanyonlarda çığlık idi, derinden
Kapatsan gözünü, sussa da dilin
Köprüler kurardım, kirpiklerinden
Gökyüzüne kement vursun, gözlerin
Sulu sepken in, saçıma başıma
En müstesna, köşesi senin yerin
Refâkat et daim, kalp atışıma
|