Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     5932 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

"Felix Culpa-Kutlu G?nah" veya "Fair Value-Makul De?er"
Sinan Ayhan

  Sayı: 46 - Ekim / Aralık 2005

Çok değil, bundan on yıl önce muhasebe mesleğinin bir işe yarayıp yaramadığını umursamazdım. Şimdi bazı değerler için bir savaş alanı olduğunu düşünmeye başladım ve o değerlerin ne olduğunu merak ediyorum. Çünkü bana göre hiçbir değer ve değerlendirme başıboş bırakılamaz. Çok değil, üniversi- teye başladığım ilk yıllarda bana deseniz ki dünyada en kof meslek hangisidir; matematik olmayıp da matematik gibi davranan ve oradan kendine payeler çıkarmaya çalışan, bir sayı sayıklama mekanizması olarak bir delilik sanatı addedileceğine kendini ilim kürsüsünde gibi gösteren mevzu nedir; hiç düşünmeden o malûm cevabı verirdim. Aslına bakacak olursanız fikrim kökten değişmiş değil. Değişen tek şey, hayata karışmaya çalışan benliklerimden birinin benliklerim üzerinde kurduğu hakimiyet…

Muhasebe matematiksel işlemler mantığı olmaktan ziyade, para ve para benzeri unsurların hesap plânları altında cem edildiği bir dil hüviyetinde… Görülen ve fizik şartlar altında ifade edilebilen şimdilik bu.

İşin acınacak tarafı, -paslı iğnelerle sinirlerini söktürmekten öte- benim geçirdiğim buhranlar bir tarafa, yer yuvarlağı üzerinde bilmem kaç milyar insanı temsilen kendi konuları üzerinde iktisadi bir değer ve zekâ geliştirmeye çalışan muhasebe kuramcılarının, onların ataları olan feylesofların düştüğü tuzağa düşmüş olmaları… Felsefe, "göğe ok atmak"tan başka nedir ki…

Muhasebede "tarihi maliyet değeri" yerine "makul değer"in ön plâna çıkması, doğru ve gerçekçi bilgiye erişmek açısından son zamanların muhasebe kavram dizini içerisinde bu evrim geçirmekte olan ekonomik dil keyfiyetinin ulaştığı son merhale olarak işaretlenmekte. Lâkin mev- cut diyalektik seyir bakımından ucuca eklemlenen ve ucu görün- meyen bu anlam serisi varılmış olunan noktadan farklı daha başka hangi şartı gerektirirdi ki?..

Çocukken arklardan akan yağmur sularının biriktirdiği çerçöpü temizleyip her bir çöpün bir gemi olduğunu hayal etmek ve ona göre çöpler arasında bir yarışa tutuşmak o zamanın eğlenceli bir oyalanmasıydı. İşte son dönemin çözümsüz çözümü böyle çocuksu bir üsluba sahip… "Henüz ideali bulamadım, ama didine çırpına elbet bulacağım."

Felsefede çözümlenmeyen ve her defasında yer yüzeyine saplanıp kalan neyse, muhasebe kuramında da döne dolaşıla aranan o. Keza muhasebe ve denetim mesleğinde "yakınsaklaştırma"(1) diye ifade edilen kavram, mantık olarak aynı "zenon paradoksu"(2) gibi işlemekte değil mi? Nasıl denetçi için yetkinlik sağlanması veya mevcut ortamda durmadan etik kodların oluşturulmasından bahsedilmesi bir denetçiye vicdan vermiyorsa; mali tabloların gerçekliği hangi değerleme metodu kullanılırsa kullanılsın o ideal gerçekliğe erişmeyecek. Her şey olabildiği kadar birbirine yakınsayacak, her şey "epiktetus"(3)un kemikleri gibi tuzla buz olacak, bu arada sistemler yıkılacak, sistemler kurulacak; o arada belki kuant matrislerden kentler inşa edilecek, yeni hep yenilenecek, yenilenler aslında yenilmediniz, hepimiz kazandık, diye avutulacak; yumak bir iğ ipliği çapındayken bir karadelik çapına evrimlenecek, insanın içindeki karmaşa dışına taşmış olsa da bir düzen diye kabul edilecek, böyle böyle kendi burnumuzun ucunda "sisife"(4) gibi bir kahraman olup çıkacağız.

Size sizin oynadığınız global oyundan daha dehşetini söyleyeyim. Sizi zaten, öyle hayal ettiğiniz ve olayları o tür analiz ettiğiniz için şekillendiren "görünmez bir el". "Görünmez bir el" sizi mağaza vitrinlerinin arasında dolaştırıyor, "görünmez bir el" fatura matrislerini, barkot kuyruklarını hafızanıza eklemliyor, beyannamelerinizi o "görünmez el" dolduruyor, cebinizin astarından kayıp giden ruhunuzu o el bir yerden bir yere sürüklüyor. Demek size göre dünya aleminin bilmem kaç yıllık düşünce mirasını "görünmez el" cafa erdirecek… Erdirsin bakalım. Eğer hayal edebilme kabiliyetiniz olsaydı o taht daha bir başka olurdu.

Sizin içinize bizim içgenlerimize oturduğu kadar oturmasa da, en kestirmeden söyleyelim meseleyi; belki bu gidiş daha girift bir noktayadır, ama eninde sonunda varacağı nokta her zaman olduğu gibi çözümsüzlüktür.

O vakit, ne olacak… Mevcut ipuçları doğrultusunda iyi gözüken manzara ve gidiş, gerçekte bir "felix culpa-kutlu günah"(5)a işarettir. Eski değerler üstüne giydirilmiş yeni değerler bulanacak; bir değerden sonra başka bir değer daha bulunacak; makul değerden sonra başka değerler zinciri keşfedilmiş gibi yapılacak, mantık burada kıstırılamıyorsa başka değişkenler sokup kavramın içine makulün makulü değerler bulduk, diyecekler; değerlerini aşama aşama süsleyip püsleyecekler ve bulunmaz bir hint kumaşı gibi bütün global kanallara nüfuz ettirecekler… O arada şirketlerin, o doğrultuda devletlerin, peşi sıra toplumların çehresini değiştirecekler; tabi bu makul süreç içerisinde bir fil karnı kadar genişleyebilen yer kürenin her hangi bir köşesinde insanlık ve fikir namusu adına fildişinden makul bir kırıntıya rastlamak bile mümkün olmayacak. Hepsinin özü oyalanmaktan öteye geçemeyecek… Bu arada, bütün kanıyla canıyla gerçek bir fikir arayanlar, aradıkları "ortada görünmeyen fikir"le kalacak; -belki 24 saatlik aksiyonlar plânında- en büyük fikri ise nakit değere endekslenmiş ruh kupürleri alacak…

"L'art, c'est le presentiment de la verité."(6) Bizce "laissez-faire" den daha anlamlı bir tını…"Fair-value"(8)dan veya onun türevlerinden de keza öyle...

-----------------------------------------------------------

(1)Muhasebe ve denetim mesleğinde global bir ifade, her türlü ekonomik değeri ortak bir dile kavuşturmak için ortaya atılan kavram, özellikle mali tablo okuyucularına yönelik telaffuz edilmekte…

(2)Matematikte "limit" ifadesine denk düşen paradoks… Bir duvara atılan ok, her seferinde alacağı yolun yarısını kat ederek duvara yaklaşmakta ve iddiaya göre asla o duvara varamamakta.

(3)Stoa'cı feylesof… İşkence görürken ses çıkarmayacak kadar acıya dayanaklı; sadece bacağı bükülürken "kırılacak" ve bacak kemiğinin sesi duyulduğunda ise "demedim mi" diyecek kadar uysal...

(4)Mitolojik kahraman… Çukurdaki bir kayayı bir tepeye çıkarmakla cezalandırılmış olan bu kahraman, tam kayayla tepeye ulaşmışken onu tekrar düşürecektir, düşürdüğü kayayı her defasında yukarı çıkaracak ve bir daha düşürecektir.

(5)NFK'ya göre: "Latince bir tabir…Mesut hata, kutlu suç mânâsına… Eski Romalı, bu tabiri, dışından mesut gibi görünüp de içyüzü felaketli işler hakkında kullanıyor…"-İdeolocya Örgüsü, s.377

(6)Rus şair Alaksandre Blok'un sözü…"Sanat, hakikatin önsezisidir." anlamında.

(7)Meşhur liberal tekerleme: "Bırakınız yapsınlar!..." anlamında.

(8)Muhasebe terimi: "Makul Değer" anlamında


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kalem, O Kalemdir... - Sayı 114
Oluşmuş ve Oluşmamış Âzâl... - Sayı 114
Hakikatin Önsezisinden Ye... - Sayı 113
Liyakatin Kökleri ve Köke... - Sayı 112
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Batılı düşünürler-Tolstoy ve niceleri gibi-mutlak olan bir şeyin olması gerektiğini gayet tabi bir şekilde fark edebiliyorlar. Ama bizim aydınımız (bulundukları yere nasıl geldikleri malum); bırakınız ülkenin dünya üzerindeki sorumluluğunu fark etmeyi, düşünmesi gereken bir beyinlerinin olduğunun bile farkında değiller. Ülkemizde, he sahada yaşanan boşluğu daha başka nasıl açıklayabiliriz?
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi
Gıda
Kardelenden Haberler


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16757426
 Bugün : 1218
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 730306
 Bugün : 35
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 211
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim