Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3017 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Kardeşliğe düşman yoldaşlığa dost!
Halis Arlıoğlu

  Sayı: 86 - Ekim / Aralık 2015

Bu ülkede milletin mânevî değerlerine ve ülke menfaatlerine karşı düşman olan –yerli ve millî olmayan– o kadar müfsit ve müptezel var ki, cumhurbaşkanının o sözünden alınıp gocunmaya, kaşınmaya ve çemkirmeye başlamışlar. Demek ki, yaralarına dokunmuş. Hâince bir şekilde cümlenin sonunu söylemiyorlar. Orada ne deniyordu: “Bu ülkeye ihânet ve düşmanlıkta bulunmayan, târihî ve mânevî değerlerini inkâr etmeyen”… Bu cümleyi neden gizliyorlar?. Asıl ihânet burada…

Ayrıca (TİP)l, uzun yıllar Kürt komünistlerine teorisyenlik yapan. Z. Ekinci denen birisi de şöyle demiş: “Kürtler şimdiye kadar hiç kimsenin kardeşi olmadıkları gibi, sözde sempati gösterisi olan İslâm kardeşliği ise onları köleleştiren bir tuzak ve taktikten başka bir şey değildir” (2O/09/2O15 Basından) Şu yabancı zihniyet ve cibilliyete bakınız! Yerli ve millî olana karşı düşmanlıkta sınır tanımıyor, ona saldırırken ağızlarından köpükler savruluyor; yabancı ideolojiye ve müfsitliğine hayrânlar… Biliyorlar ki; kardeşlikte İslâm dokusu, yoldaşlıkta ise, Moskof kokusu var.

Bu durumda sayın cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın teşhis ve tespitleri tam isâbettir. 80-90 yıldan beri ülkeye has bir zihniyet olan lâik, ateist ve Kemalist ideoloji ile yetişen bu virüsler; dînî, millî duygu ve bilgi yoksunu vatandaşlarımızı ifsât edip, yozlaştırarak anarşist, haydut ve ülke düşmanı yaparak milletin başına belâ etmişlerdir. Sonuçta bu yozlaşma ve yabancılaşmadan kıpkızıl bir Lenin-Stalin hayrânı, din-îman ve ülke düşmanı anarşi sürüsü ve PKK tesmiye edilen şerirler ve hâinler gürûhu üretilmiştir. Ayrıca inanç düşmanı bir takım siyâset magandaları ve onların yardakçıları da, “Bu şartlarda PKK silâh bırakamaz!” diyerek bu şer odaklarının her zaman hâmiliğinde bulunmuş ve bulunmaktadır. Aslında mevcut iktidar sâdece belli bir âsi güruhla değil, onların geri plândaki destekçileri olan ve sûret-i HAK’tan görünen çok değişik gurup ve mahfille, özellikle ihânet çevrelerinin zehirli dili ve eli olan medya habâseti ile de savaşmaktadır.

Bu durumda gerçek insan ve Müslüman, geçmişin kirli ve karanlık dönemlerini hatırlayarak, iktidârın sağladığı bütün imkânları büyük bir fırsat bilip değerlendirir. Aksi takdirde öyle mikroplardan daha çok çekeriz. En büyük vebâl, fırsatı ganimet bilip, geçmişi telâfi ederek çalışmayan, düşünmeyen, tefekkür yoksunu Müslüman geçinenleredir...

Bütün bunlar şunu gösteriyor ki; perişan İslâm dünyasının gözü ve ümidi ülkemiz üzerindedir. Bunu bilen içteki ve dıştaki şer odakları, gece-gündüz durmaksızın anarşi ve terör üretmekte, din-iman ve millî irâde düşmanı bir kısım soysuzları üzerimize sürmektedirler. Bu durumda gerçek Müslümanların ve “Vatan sevgisi imandandır!” Nebevi gerçeğine inananların aslâ kaybedecek  zamanları  yoktur!. Merhum M. Âkif bunu yıllar evvel çok vecîz bir şekilde ifâde etmiştir:

“Feryâdı bırak, kendine gel!. Çünkü zaman dar..

Uğraş ki, telâfi edilecek, bunca zarar var.”

Ve ekliyor.

“Bunca şehîdin yatarak, gövdesi  yerde!,

Deryâ gibi kan, sîne-i hilkatte tüter de,

Yakmaz mı bu tûfân, bu duman, gitgide arşı!?

Hissiz mi kalır, lücce-i rahmet buna karşı?” (S. 455)

Yaşanan bunca zulüm ve inançsızlık girdâbına karşı, Cenâbu Hakk’ın rahmeti bile harekete gelirken, ona inananların gâyesiz ve gayretsiz kalması akla ziyan bir aymazlıktır. Elbette her câni, cinâyetinin cezâsını çekmelidir. 80 hattâ 120 cinâyet ve sâbıkası olan haydutların ülkenin göbeğinde sere-serpe dolaşıp yeni bir hayâsızlık yapma peşinde iken, sorumlu ve bu işin tâkipçilerinin seyir bakması ve yurt dışına kaçması ise ayrı bir ihânet ve terörizmin adlî ve idârî boyutudur.  Ülkenin boğuştuğu şer cephesi ve haydutlar sürüsü, sayısı belli olmayan bu sâbıkalılardan ve oradaki bataklıktan çıkmaktadır. “TUT-SAL” zihniyet ve sorumsuzluğu ile bu habâset temizlenmez, teşvik edilir ve edilmektedir. Bütün şer cephesi ve ihânet odaklarının beslenip-barındığı, korunduğu yer orasıdır. Benzer virüs ve mikroplar o bataklıktan yetişmektedirler. Aksi halde bunun sonu gelmez. Yaşanan olaylara köklü bir çözüm ve ağır müeyyidelerin getirilmesi bir zarûrettir. Bunu görmeyenler ya kör, ya gâfil veya o şerirlerin vatandaşa ve ülkeye verdiği talan ve tahribatlardan haberleri yok demektir. O yüzden en kısa zamanda bu kafa ve kurallar, metotlar değişmeli, onları sokaktan toplayarak ülke ekonomisine katkı yapacak şekilde çalıştırılıp her âdî suça en az 5-6 yıl ceza verilmesi gibi çâreler aranmalıdır (Ülke düşmanlarının yaktığı ormanlarımızın, bu it sürülerine diktirilmesi gibi…)

Görüldüğü üzere her gün gelen şehitler ve içinde yaşadığımız şartlar bizi buna zorlamaktadır. Burada en önemli görev o bölgede yaşayan din kardeşlerimize düşmektedir. Oy vermek bir vicdan işidir. Teşbihte hatâ olmazsa rey işi, tıpkı oruç gibi, onu sâde sen biliyorsun. Selîm bir akıl, sağlam bir vicdana ve imâna sahip olanlar, geçmişle bugünü mukayese ederek şerre ve ihânet cephesine değil, kendi huzûrunu, ülkenin selâmetini ve mevcut ortamın devâmını düşünüp, onu tercih etmesi gerekir. Akıl ve mantık bunu gerektirir. Üstelik bölge insanı DİN konusunda çok hassas, titiz ve mûtekittir. Geçmişte –tek parti döneminde– DÎNİ için verdiği mücâdele ve şimdiye kadar PKK eşkıyâsına karşı kararlı tutumu bunu göstermektedir. Büyük çoğunluk PKK ihânetine ve nankörlüğüne karşı büyük bir direnç içindedirler. Ama, devlet de oradaki halkı rahatsız eden şerir ve çapulcuların derhal hadlerini bildirip her alanda varlığını göstermelidir.

Ne demek “Buraya KCK’dan başka kimse giremez!” şeklinde pankart asmak? Ve “PKK sizi tükrüğüyle boğar!” herzelerini savurmak? Bu çemkirişler bizzat ihânetin itiraflarıdır. Ayrıca o şâki ve hainlere methiye düzenlerin makamı, mevkii ve siyasî durumu ne olursa olsun onlar da o hâinlerdendir. Bunlar ülkeyle köprüleri atmış ve bu yurdun sâde insanlarına değil dağına, taşına ve uçan kuşuna düşman demektir. Bu düşmanlıklarını da söz ve davranışlarıyla her alanda göstermektedirler. O halde yapılacak şey; vakit geçirmeden bu uğursuz çemkirişleri ânında kısmak, oradaki vatandaşları bu sırtlanların tehdit ve taarruzundan kurtarmak ve korumaktır. Özellikle “Bu iş, belediyelerin görevi ama hiç bir şey yapmıyorlar” şeklindeki sözler, devleti temsil eden bir yetkiliye yakışmayan aczin ifâdesidir. Oradaki insanların devleti arkalarında görmeleri gerekir. Onların güvendiği ve dayandığı tek şey, DÎNÎ inançları, bir de devleti olmalıdır. Bu güveni yıkmaya hiç kimsenin hakkı yoktur. Bunun aksi ise, oradaki şer cephesinin lehine bir gelişmedir.

Bölgenin inançlı insanları bizim kan kardeşlerimizden ileridir ve gerçek DİN kardeşlerimizdir. O yüzden Cenâbu HAK (cc) kerîm olan kitâbında; “İnnemel mü’minûne ıhvetün / muhakkak mü’minler kardeştir” buyurmuştur. Bu gerçeği herkesin bilmesi ve ona göre tavır alması gerekir.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Çocukluk mevsimi... - Sayı 128
Sebep olan işleyen gibidi... - Sayı 128
Düşünce sağanağı... - Sayı 127
Devran ve endişe... - Sayı 127
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Ekonomi ve helâl bilinci
Gençliğe Hitabeden
Dün sadaka taşı, bugün mihenk taşı
Sonsuzluk
Bileşke


Yavuz Sert - Röportaj
Ali Erdal - Dün sadaka taşı, bug...
Ali Erdal - Ne zamandan beri
Kadir Bayrak - Helâl lokma
Necip Fazıl Kısakürek - Gençliğe Hitabeden
Bedran Yoldaş - Beyaz güvercin
Ekrem Yılmaz - Güzel ahlâk ekonomis...
Ekrem Yılmaz - Dile gel
Dergi Editörü - Oluklar çift
Site Editörü - Takvadan bekâya helâ...
Necdet Uçak - Bu çocuklar hepimizi...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Kardelen Dergisi - Acıyorum
Kardelen Dergisi - İktibas
Kardelen Dergisi - Bu kimdir
M. Nihat Malkoç - Ekrandan akrana yahu...
M. Nihat Malkoç - Ana demek, mana deme...
Hızır İrfan Önder - Susmak bazen daha iy...
Zaimoğlu - Usûl akademisi
Zaimoğlu - İslâmda kazanç ve ge...
Zaimoğlu - Dünya ehlinin hali
Ayhan Aslan - Bileşke
Mehmet Balcı - Olalım
Mehmet Balcı - Çağdaşlık
Halis Arlıoğlu - Sebep olan işleyen g...
Halis Arlıoğlu - Çocukluk mevsimi
Ahmet Değirmenci - Olmadı
Erdem Özçelik - Sonsuzluk
Remzi Kokargül - İnsan sevdiği kadard...
Murat Yaramaz - Bereket
Murat Yaramaz - Varı
Murat Yaramaz - Zaman
Gözlemci - Hadiselere bakış
Mahmut Topbaşlı - Helal olmalı
Mahmut Topbaşlı - Sevda hükmeder akıla
Cahit Ay - 21. yüzyıl Müslümanı
Cahit Ay - Yol
Cahit Ay - Hayal meyal
Osman Akçay - Nergisler
Yaşar Akyay - Ekonomi ve helâl bil...
Mustafa Kozlu - Anne baba hakkında
Enes Doğan - Yanlıştan geçmek yan...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17194325
 Bugün : 3165
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 778366
 Bugün : 211
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 173
 128. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 16
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim