Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 34 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     953 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Varlık İçinde Darlık Çeken Mazlum Bir Millet: Uygur Türkleri
M. Nihat Malkoç

  Sayı: 111 -

Zengin bir yer altı coğrafyasının üzerinde oturan Uygurlar bu zenginliği hiçbir zaman hissedememişlerdir. Doğu Türkistan’ın yer altı ve yer üstü zenginlikleri tarih boyunca Çin tarafından sömürülmüş, bölgenin yerlileri olan Uygur Türkleri, tâbir caizse varlık içinde yokluk çekmişlerdir.  Bölgenin bereketli topraklarından refah payı talep eden Uygurlar baskı ve yıldırmalarla sindirilmiş, nefrete ve şiddete maruz bırakılmıştır. Hak iddia edenlerin mâbetleri ve okulları Çinliler tarafından yakılıp yıkılmıştır. Camilerde namaz kılmak, ramazan aylarında oruç tutmak ve Kur’ân-ı Kerîm okumak yasaklanmıştır. Bu zorbalıklar Uygur Türklerini yıldırmamış, aksine inançlarına dört elle sarılmalarını sağlamıştır.

Çin’in baskılarından iyice bunalan Doğu Türkistanlılar seslerini bir türlü ilgili makam ve mercilere duyuramıyorlar. Çığlığa dönüşen titrek ve acılı sesleri sağır duvarlara çarparak geri dönüyor. Vicdanlar taşlaştığı için kimse onları anlamıyor, anlamak istemiyor.

Bugün dünyada 1,6 milyarın üstünde Müslüman yaşamaktadır. Bu aslında Müslümanlar için çok büyük bir güçtür. Fakat bu gücü yerinde, zamanında ve lâyıkıyla kullanamadığımız ayan beyan ortadadır. Bunun en büyük delili Uygur Türklerinin yaşadığı dramdır. İslâm dünyası Doğu Türkistanlı Müslümanların yaşadığı zulüm ve işkencelere hep duyarsız kalmaktadır. Hani nerede kaldı İslâm kardeşliği? Oysa Peygamberimiz Müslümanların tasada ve kıvançta bir olması gerektiği konusunda şöyle buyurmaktadır: ‘Birbirini sevmekte, birbirine acımakta ve birbirini görüp gözetmekte müminler, tek bir vücut gibidir. O vücudun bir organı rahatsız olunca öteki organların tamamı uykusuzluk ve derin bir rahatsızlık hisseder. Hasta olan organın ıstırabını daima paylaşırlar.’

Asya’nın mazlumu Doğu Türkistan, mesafe bakımından Türkiye’den yaklaşık beş bin kilometre uzakta olsa da tarihî köken ve medeniyet bakımından ülkemizle âdetâ et ve tırnak gibidir. Onlarla güçlü tarihî bağlarımız vardır. Bu mahzun coğrafya siyasî açıdan Pekin yönetimine dâhil olsa da kalben Anadolu’ya ve Türkiye’ye bağlıdır. Bu güçlü sevgi ve muhabbet bağını bugüne kadar kimse kesememiş, bundan sonra da kesemeyecektir.

Doğu Türkistan’da sayıları 35 milyon civarında olan Uygur Türkleri; Hun, Göktürk, Uygur ve Karahanlı devletlerini kuran büyük bir kültürün ve medeniyetin torunlarıdır. Çin Halk Cumhuriyeti’nin en batı noktasında bulunan Doğu Türkistan yaklaşık iki yüzyıldan beri kızıl güçlerin işgali altındadır ve özellikle son elli yıldır komünist Çin yönetiminin baskıcı ve zalim yönetimi altında ezilmektedir. Durum bu iken hem aynı dine, hem de aynı ırka mensup olduğumuz acılı, bağrı yanık Doğu Türkistan’a duyarsız kalabilir miyiz?  Yapmamız gerekenler o kadar da zor ve imkânsız şeyler değildir. Öncelikle bu durumu dünya kamuoyuna duyurmalıyız. Doğu Türkistan’da yaşananlar dünya gündeminden düşmemelidir.

Çin, Doğu Türkistan’daki Müslümanları yıldırmak ve sindirmek istiyor. Çünkü onlara tarihten gelen bir kin ve nefretle bakıyorlar. Onların şahsında eski Türk devletlerini görüyorlar. Çin Seddi’ni bile aşan kahraman ceddimizin gölgesinden dahi korkuyorlar.

Çinlilerde tarihten gelen iflah olmaz bir Türk düşmanlığı vardır. Buna bir de Müslümanlığımız eklenince şiddet ve nefret katlanmaktadır. Zira Çin devleti tek tip insan istiyor. Hakkını aramayan, milliyetini ve kültürünü unutan, mankurtlaşmış, koyun misali güdülen insanlar… Böyle olmamak için direnenleri de kaba kuvvetle hizaya getiriyorlar.

Çin’in yaptığı soykırım ve asimilasyon zulmü son bulacak gibi görünmüyor. Aksine dünya sustukça her geçen gün daha da artıyor. Sözde insan hakları savunucuları Asya’da yaşanan bu acılara kulaklarını tıkanmış bulunuyor. Hayatları sonu gelmeyen çifte standartlardan ibaret olan Avrupalılar, köpekleri ölünce duydukları kederin onda birini bu insanların ölümüne duymuyorlar. Durum böyle olunca acılar dinmiyor, katlanarak çoğalıyor.

Ülkesindeki azınlıklara insanca muameleyi reva görme-

yen kızıl Çin, Çinceyi ana dili olarak benimsemeyenlere iş ve aş vermemektedir. Çinliler kendilerini ayrıcalıklı saymaktadır. Uygur kökenli Müslümanlardan, eğitimde kendi dilini Çinceye tercih edenlere ilkel bir eğitim ortamı dayatmaktadır. Çinceyle eğitim görmek isteyenlere ise modern ortamlarda çağdaş eğitim vermektedirler. Vahşetin kol gezdiği Çin’de, başta Uygurlar olmak üzere, anadillerinde eğitim görmek isteyen azınlıkların iş almaları imkânsız denecek kadar zordur.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Suriye Türkmenlerinin dil... - Sayı 123
Gittikçe azalıyoruz... - Sayı 123
Filistin için ne yaptın?... - Sayı 122
Öz musikimizin piri: Must... - Sayı 122
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (124):
Diyarbakır anneleri...

Son Eklenen Yorumlardan
 Merhaba. Mən n Azərbaycandan yazıçı Gülər Natiq İsaq ✍️ Bu şeiri çox b&#... Guler

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Altıntaş Hanımefendinin Ey Güzel şarkısının akorlarını çıkarmak üzere sözlerini aradım ve ne mutlu b... Zafer

 Süleyman Abdulla. Müasir Azərbaycan poeziyasinin ən görkəmli nümayəndəl... Hikmet

 yüreğine kalemine sağlık hayırlı ve bol okurları olsun.🤍✒️...


Devekuşunun kafasını kuma gömmesi misali kafasını toprağa gömen Avrupa bilmez mi ki, nefesi kesilince kafasını (soktuğu yerden) çıkarmak zorunda kalacak ve pişman olacaktır(pişmanlık duyacaktır).
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Kudret-i ilahi
Ürəyimin Əsdiyi
Yaşanan pişmanlık
Her şey apaçık
Suriye Türkmenlerinin dilinden
Oğulcan


Ali Erdal - Her şey apaçık
Kadir Bayrak - Nerelisin
Necip Fazıl Kısakürek - Doğuda buhran
Ekrem Yılmaz - Göç mü hicret mi
Ekrem Yılmaz - Zerre
Fatma Pekşen - Mustafa
Dergi Editörü - Hicret şuuru
Site Editörü - Zor sınavımız mültec...
Necdet Uçak - Yüreğim benim
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı (124) k...
Kardelen Dergisi - Kalem erbabına...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gittikçe azalıyoruz
M. Nihat Malkoç - Suriye Türkmenlerini...
Hızır İrfan Önder - İstemem
Berna Pak - Gelecek(siz) çocuk
Ayhan Aslan - Dilenci
Mehmet Balcı - Sevda
Mehmet Balcı - Tükür
Ahmet Çelebi - Kaçıncı bahar
Av. Mustafa Büyükgüner - Heybemden
Halis Arlıoğlu - Gaflet, dalalet ve h...
Murat Yaramaz - Pusula
Murat Yaramaz - Soğuk
Gözlemci - Olayların düşündürdü...
Mahmut Topbaşlı - Asırlık mertebe
Suleyman Abdulla - Ürəyimin Ə...
Cemal Karsavan - Hasrete zincir mi da...
Emine Öztürk - Bismillah
Osman Akçay - Gibi
Bekir Oğuzbaşaran - Türküleri seviyorum
Yaşar Akyay - Yaşanan pişmanlık
Yaşar Erim - Firavun düzeni devam...
Cahit Can - Bu insanlar
İbrahim Durmaz - Kar
Sevdagül Aykar Yıldız - Oğulcan
Mehmet Emin Armağan - Kudret-i ilahi
Saltuk Buğra Bıçak - Sarı yapraklar dökül...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 15154151
 Bugün : 7084
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 640448
 Bugün : 209
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 182
 123. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 1
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim