|
Sünnete uygun yeme içme ve beslenme adabı M. Nihat Malkoç Sayı:
127 -
 Bu ahir zaman çağının sakinleri olarak çok zor bir zamanda ve zeminde yaşıyoruz. Neredeyse hiçbir şey, olması gerektiği gibi değil. Tabiattan ve doğal olandan alabildiğine uzaklaştık. Ne yediklerimiz doğal ne de davranışlarımız. Her şey sunî, her şey yapmacık.
Günümüzün en büyük meselelerinden biri de yanlış beslenmedir. Bu zamanda sağlıklı beslenme ne mümkün, hak getire. Doğru beslenme bir yana, öğün savuşturuyoruz. Ne bulursak onu yiyoruz. Yeme içme konusunda ilkelerimiz (ölçütlerimiz) yok gibi. Oysa insanın sağlıklı yaşaması için doğru zamanda, doğru miktarlarda ve doğru besinlerle beslenmesi şarttır. Yemek içmek, lezzet peşinde koşarak nefsimizi semirtmek için yapılan bir eylem değildir.
Müslümanlar olarak her konuda olduğu gibi beslenme hususunda da Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'e uymak durumundayız. Bir başka söyleyişle sünnete uygun beslenmeliyiz. Peki sünnete uygun beslenme nedir? Resulullah Efendimiz nasıl beslenirdi?
Peygamber Efendimiz her şeyden evvel helâl kazanır, helâlle beslenirdi. Şüpheli şeylerden daima sakınırdı. Allah'ın helâl kıldıklarını yer, haramlardan uzak dururdu.
Hz. Muhammed (sav) az yer, az konuşur ve az uyurdu. Bu hususlarda ifrat ve tefritten sakınırdı. Onun şu hadis-i şerifi bunun özeti hükmündedir: "Ümmetim hakkında korktuğum şeylerin en korkuncu (tehlikelisi) şunlardır: Karın büyüklüğü (göbek bağlamak), çok uyku, (maddi ve manevî) tembellik ve yakîn (iman) zayıflığıdır." (Suyuti, Fethu'l-Kebir, 1/58)
Yeme içme konusunda daima orta yolu tutmak gerekir. Zira Peygamber Efendimizin sofrası her zaman sadeydi ve israftan uzaktı. Evinde ne varsa onu yerdi. O, “Yemeğin bereketi, yemekten önce ve sonra elleri yıkamaktadır.” der, yemekten önce ve sonra ellerini yıkardı. Yine oturarak yemek yer ve yaslanmaksızın yemeyi tavsiye ederdi. O daima sağ elle ve de önünden yerdi. Yemeğin sıcak yenilmemesini ve yemeğe üflenmemesini isterdi. Sofradakilerin önünden yemesini isterdi. O, helâl olan her şeyi yer, beğenmezlik etmezdi. Bütün bu ölçütlere baktığımızda en güzel ve en doğru beslenmenin sünnete uygun beslenme olduğunu görürüz. Buna riayet edenler hem sevap kazanır hem de sağlıklı yaşar.
Peygamberimiz iyice acıkmadan yemez, sofradan tam doymadan kalkardı. Yemeği ailece ve toplu olarak yemenin bereketi artıracağını söylerdi. Yine o, yemeği yavaş yer; suyu üç nefeste içerdi. O, yemek için yaşamaz; yaşamak için gerektiği kadar yerdi.
İnsanoğlu ne yazık ki yemeye içmeye pek meyillidir. Her şeyin en iyisini yer, bir türlü doymak bilmez. İsrafa düşmekten sakınmaz. Peygamber Efendimiz bununla ilgili bizleri şöyle uyarmıştır: "Kişinin her iştahını çekeni yemesi israf olarak yeter." (İbn Mace, Et'ime, 51)
Sünnete uygun hareket etmek için yemek adabına mutlaka uymalıyız. Yemeğe başlarken besmele çekmek yemeğin bereketi için gereklidir. Yemek bittikten sonra kabı iyice temizlemek de İslâmî ve insanî bir edeptir. Yemek işi bittikten sonra da o rızkı bize bahşeden Rabbimize şükretmeliyiz. Ondan evveli ve önemlisi de helâl rızıklarla beslenmeliyiz. Allah'ın haram kıldığı gıdaları yememeliyiz. Kazancımız her zaman helâl olmalıdır.
Bizler dünyaya yeme içme, gününü gün etme maksadıyla gönderilmedik. Allah'a iyi bir kul, Peygamberimize iyi bir ümmet olmak için geldik dünyaya. Hayatımızı sünnet üzere yaşarsak oburluktan sakınır, yemeyi bir amaç değil, yaşamak için bir araç olarak görürüz. Peygamberimizin sadık dostları sahabelere baktığımızda onların sünnete uygun yiyip içtiklerini, çok yemekten sakındıklarını görürüz. Dört halifenin ikincisi olan Hz. Ömer "Çok yeme içmeden sakının! Zira o, bünyenizi hastalandırır, korkaklığı artırır ve ibadetlerinizde tembelleştirir." (Aclunî, Keşfü'l-Hafa, 1/279) diyerek Müslümanları uyarmıştır.
Bu çağın şuursuz insanları her konuda olduğu gibi beslenme konusunda da dinden ve onun müşahhas örneği olan Peygamberimizden uzak bir hayat yaşamaktadırlar. Biz Müslümanlar yeme içmelerimizde “Yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez." (A’raf 7/31) âyetinin koyduğu ölçüye riayet etmeliyiz. En önemlisi de yedirenin ve içirenin Allah olduğunu unutmamalıyız. Allah'a şükretmeliyiz.
|