Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     1089 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Temel Sağlam Mı?
Site Editörü

  Sayı: 115 -

Duvarı nem, insanı gam yıkar demiş atalarımız. Bir tarafta insan, bir tarafta bina… Bina dediğimiz taş, çimento, demir, tuğla gibi malzemelerden meydana gelen bir yapı, insan ise fiziken hücre, doku, kan, damar, kemikten ibaret ama aynı zamanda eşrefi mahlûkat… Bir binanın insanla nasıl ortak noktası olabilir?

Kaygılanmanın, kederlenmenin insana vereceği zararı anlatan yukarıdaki atasözünde anlamı kuvvetlendirmek için nemin bir duvara veya binaya vereceği zarar kullanılmış. Demek ki bu iki yapı arasında yani insan ve bina arasında ortak noktalar var. Bu ortak noktalardan en dikkat çekicisinin Arapça’daki “ömr” kökü olduğunu düşünüyorum. Ömür, mamur, imar, mimar hattâ tamir… Hepsi aynı kökten türemiş kelimeler.

Ömür, yaşama süresi demek. Bir şeyin hayatta olduğu zamana ömür diyoruz. Kur’ân-ı Kerîm’de de bu anlamda kullanılmış. Arapça’da sık kullanılan Ömer, Amr ve yine Kur’ân’da başlı başına bir sure olan İmran kelimeleri bu kökten geliyor.

Bina tarafına gelirsek, binanın yapılmasına imar deniyor, kelime anlamı canlandırma, şenlendirme. Binaya “ömür” veriliyor imar ederek. İnsanlar gibi binaların da ömrü var, neyin yok ki?

Bu ortaklıktan bazı dersler çıkartabiliriz. Yakın tarihimizin en büyük depremi olan Gölcük depremi ülkemizde inşaat kanunları açısından bir milat oldu. Bir evin 99 yılından sonra yapılıp yapılmadığı önemli bir kriter çünkü evin büyük Marmara depreminden sonra çıkan kanunlara uygun yapılıp yapılmadığını gösteriyor. Bu kanunlar depreme dayanıklı, doğru malzemelerle sağlam bir inşaat yapılmasını zorunlu tutuyor ve sağlıyor. İnsanın yetişmesinde de okul zorunluluğu gibi kanunlar var. Okulda görülecek dersler, girilecek sınavlar, sınav sonuçlarına göre başka dersler alma gibi kurallar ile eğitim hayatı ilerliyor. Sınavlara göre farklı kabiliyetli öğrenciler farklı okullara, üniversitelere yerleşiyorlar.

Bir binanın sağlamlığı çok önemlidir, bunun yanında kullanışlı olması, estetik olması, diğer binalara ve bulunduğu mahalle uygun olması gerekir. Bunlardan sadece birinin olması yeterli değildir. Sadece estetik olup sağlamlık olmazsa dışarıdan güzel görünür ama oturması risklidir. Yıllar önce Bakü’ye bir seyahatim olmuştu, Eurovision şarkı yarışması için şehir elden geçirilmişti, binalar çok güzel gelmişti araçla önlerinden geçerken. Sonra aynı yerlerde yürürken farkettim ki bazı binalar aslında eski, sadece dış cephelerine kaplama yapılmış. Bazen dış görünüş aldatıcı olabiliyor.

İnsanda da böyle, bir insanın eğitimi dört dörtlük olabilir ama toplumun manevî dinamiklerine, sanata, toplum ruhuna uzak bir kişinin estetiğinin eksik olduğunu söyleyebiliriz.

İnsan da, bina da uğraş ister, sabır ister. Bir an önce bitsin de içine girelim denilip sadece kaba inşaat hali ile oturulan ve sıvası yapılmadığı için görenleri rahatsız eden kırmızı tuğlalı evleri bilirsiniz. İnsan da öyle, yarım insan hiç yoktan daha kötü olabilir bazen. Yaşadığımız asır tam bir sabırsızlık asrı. Estetik artık çok gerilerde.

Bir insanı veya toplumu tanımada ilk faktör dış görünüştür. Londra’yı ziyaret ettiğimde şehrin mimarî dokusu, parkları beni çok etkilemişti. İngilizleri sadece bu dış görünüşle değerlendirecek olursak çok hatalı bir sonuca ulaşmış oluruz. İnsan için de böyledir, ilk olarak dış görünüş size bir fikir verebilir ama asıl olan içindekidir. Bazen zahiren kötü olan dış görünüş sizi yanıltabilir, ârifin dediği gibi “harabat ehlini hor görme şakir, defineye malik viraneler var”. On dört asır önceki Mekke’yi düşünelim, kahverengi toz, taş ve sıcak görünen o topraklar Âlemlerin Rabbi’nin evine ve Âlemlere merhamet olan peygambere ev sahipliği yapabilir.

Türk tarihinde farklı dönemlerde mimarînin ve toplumun durumu farklı şekillerde tezahür etmiştir. Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet mimarîlerini toplumun genel durumu ile birlikte düşünebiliriz. Selçuklu ve Osmanlı’da mimarî denince ilk olarak akla daha çok insan yararına olan cami, medrese, köprü gibi yapılar geliyor. Cumhuriyette ise yeni kurulan devletin kurumlarının soğuk ve tek tarz binaları… Yeni ama soğuk bir mimarî, yeni bir toplum inşa hedefini de gösteriyor ama estetik ve sağlamlık olmadan toplum sağlıklı şekilde inşa edilebilir mi? Tarihte insanın ve mimarînin durumu ne kadar paralellik gösteriyor, değil mi?

“Temel sağlam mı” sorusu, hem bir yapıya hem bir insana sorulabilecek bir soru. İnsan ve mimarî arasında öyle bir ortaklık var ki, bu soru insana veya binaya sorulsa ve “evet” cevabı alınsa diğeri de sağlamdır diyebiliriz.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Yan gözle bakmadı kır çiç... - Sayı 127
Vekâlet savaşları... - Sayı 126
Çocuklar bizim geleceğimi... - Sayı 125
Hayatın merkezi anneler... - Sayı 124
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


Öğretmen ve öğrenciye “okul sigortası” hakkı verilmiş. Pek yerinde, artık disiplinsizlik yüzünden okutmak da, okumak da “risk unsuru” taşır oldu. 
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi
Gıda
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16746914
 Bugün : 1755
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 729620
 Bugün : 555
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 299
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim