Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 32 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     658 kez okundu.     1 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Bir Şehrin Gözyaşları
Remzi Kokargül

  Sayı: 116 -

Bir Çağlayanlar otağı, bir yeşillikler beldesi büyüleyici iklimi ve sonsuza uyanmış insanıyla Malatya menendi bulunmayan bir cennet köşesiydi... Bir zamanlar bir gökkuşağı gibi bin bir renk cümbüşü altında yaşayan bu şehre denk ikinci bir şehir gösterilemezdi...

Hele, yeşilliklerin korunduğu, bağlarının bahçelerinin ihtimamla muhafaza edildiği bu mübarek şehirde her taraf tıpkı bir “bağ-ı irem” ve her yöre açık bir cennet bahçesi gibi canlı, sımsıcak ve şendi.

Bu tılsımlı Şehir rengârenk güzellikleri ve baş döndürücü ihtişamıyla; içinde yaşayanları öyle büyülerdi ki, âdetâ; onun iklimindeki insanları da, melekleri hatırlatacak mahiyette pırıl pırıl idi. Sokakları¸ camileri¸ okulları¸ çarşısı ve bahçesi ile bir bütünlük kompozisyonu içindeydi.  Yıllardır dillerde dolaşan o meşhur şarkıda da söylendiği gibi; “havasına suyuna, taşına toprağına, bin can feda kıldığımız, her köşesi cennetten bir köşe olan” yer idi…

Fakat. Gün geldi, nazar mı değdi ne.  Bir gece sabaha doğru havada beşaret kokusu bir sis; şehrin bulunduğu mekânlara doğru kayıyor. Sokak ışıkları sarı bir pus gibi titreşiyordu uzakta.

Şehrin batı yakasına ise karanlık ve koyu gölgeler yer yer karabasan gibi çöküyor...

Bir gidiş yönü görünüyor ufukta... Bir dehliz. Bir lâbirent... Bir girdap. Bir vakum.

Yığınlarsa bir illüzyona mâruz kalmış gibi derin uyuyor. Ardından keskin bir ses ve bir çığlık, siren sesinin simsiyah silueti. Bir kara bulut gibi âdetâ kentin bütününü sarmış. Ardı ardına üç ayrı depremle tepetaklak olmuştu her şey.

Deprem; bu kente düşen bir nötron bombası âdetâ; şehri içine alıp yok eden bir kara delik.

Kâinat çapında ayları, yıldızları, güneşleri ağlatan; atomları ihtizaza getirip ürperten; ağaçları kökünden yapraklarına kadar feryat ettiren; kuşlara lânet nağmesi yağdırtan bir tablo…

Manzara tozlu bir resim gibi. Tıpkı bir kâbus gibi.  Dağların, yolların, bağların, bahçelerin üzerinde.

Batı ufkunda bir kükürt dumanı doluyor genzime. Öksürüyorum. Çok uzak mesafeden bakmak bile yetiyor o bölgeye… Pompei felâketi. Sodom ve Gomore, …

Hele çocuklar. Çığlıklar, feryatlar... Can pazarının ortasındayız sanki. Yerle yeksan olan bir şehir.

Ağlayan sadece insanlar değil. Bütün canlılar ağlıyor. Bitkiler¸ ağaçlar bulutlar da ağlıyor.

El açıp yalvarıyorum Yaratan'a; her şeyin bir hayalden ibaret olması için. Ey, merhametliler merhametlisi! Bizler hepimiz, Senin kapının tokmağında boynu bükük kullarınız. Bugüne kadar Senden başka bizi duyan olmadı. Ne bulduk, ne gördükse Sende bulduk, Sende gördük ve Sana inancımız sayesinde, dehşetten, belâdan kurtulduk. Bütün benliğimizle son bir kere daha sana yöneliyor ve af dileniyoruz.

Bir zamanlar hep huzur gürleyen eski günler yerine şimdilerde, ürperten bir sessizlik, çıldırtan bir yalnızlık ve inilti duyuluyor.  İlk günlerde, her şey üstüne üstüne geliyor insanın. Sokaklar, meydanlar, pazaryerleri, dükkânlar, evler, enkaz olmuş yıkılmış.

Şehir bize yabancıdır, şehirden korkar, ürküntüler ve tarifsiz tedirginlikler yaşarız. Tepkiler, sevinçler, gülüşler, her şey ama her şey ilginçtir. Sanki ağaçların yeşili, yaprakların dokusu ilk kez görülür, çiçeklerin kokusu  ilk kez duyulur gibidir.

İradesi kuvvetli olanlar şehri terk edip gitseler de zayıf olanlar mukavemet etmeye çalışıyor.

Kendimi sakladığım şehrin harap olmuş sokaklarında; Ruhumu inleten nağmeler eşliğinde, İstasyon caddesine doğru yürüyorum. Kar yağıyor. Yollar buzlu ve hava çok soğuk içimden bari istasyon garında bir çay içeyim diye iç geçiriyorum. Sonra zihnimde Yahya Kemal Beyatlı’nın  

Kalbimde bir hayâli kalıp kaybolan şehir!

Ayrılmanın bıraktığı hicran derindedir!

Çok sürse ayrılık, aradan geçse çok sene,

Biz sende olmasak bile, sen bizdesin gene.

Şiiri geçerken kısa bir ikindi uykusundan uyanır gibi uyandım. Ta ki istasyona varıncaya kadar sürdü bu hal. 

Şimdi tren garındaki çay bahçesinde oturmuş. Yapayalnızım… Demlik çay ısmarladım, istasyona nâzır, bu çay bahçesinde. Zaman geriye sarıyor. Bir Malatya türküsü çalınıyor kulaklarımda. Gözlerime iniyor yeşilin bin türlüsü¸ aklıma vuruyor hatıraların bini… Zaman bulup getiriyor unuttuğum onca şeyi.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : yasemin olgaçay    16.05.2023
Yorum : Böylesi bir eser hiç yorum almamış hayret ki hayretttttttt nasıl olur anlamıyorum ....Etkili anlatımıyla çok güzeldi .Ben de özür dilerim yeni gördüm daha





 
Bir Şehrin Gözyaşları... - Sayı 116
Kayısı Çiçeklerinin Düğün... - Sayı 89
Işığı yanan evler... - Sayı 88
Güz geldi kuşlar da gidiy... - Sayı 87
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (121):
Türk masal ve destanları...

Son Eklenen Yorumlardan
 sağlık dileklerimizle, hürmetle...... naci eroğlu

 Elinize emeğinize sağlık sevgili Halis hocam.Yazılarınızı takıp ediyorum hislerimize tercüman oluyor... Ahmet

 Elinize emeğinize sağlık sevgili Halis hocam.Yazılarınızı takıp ediyorum hislerimize tercüman oluyor... Ahmet

 bosch professional gop 185-liBeylikler dönemini hatırlayalım, birbirlerine karşı üstünlük mücadelesi... Feyzi

 "Yürü kardeşim,Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin."Sen ve senin gibi şuurlu insanların sayıları bereke... Nilüfer Mihailoğlu


Emanet gazete isteyen, “bakabilir miyim?” diyor; “okuyabilir miyim” değil… Demek okunması gereken gazeteler, bakılır duruma düşmüş; yani albüm olmuş… Hem de (görmeyen gözlere yazıklar olsun) “fuhş albümü”…
Ortada bir basın olmadığına göre, neyin krizinden söz ediyorlar?..
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1993
Kardelenden haberler
Ayağa kalk Sakarya
İslâm’ı yenilemek
RÖPORTAJ - ŞEYMA KISAKÜREK ŞENOCAK
KELİME HARCIYLA SÖZ ABİDELERİ İNŞA ETMEK


Ali Erdal - Ademe mahkûmiyetten ...
Ali Erdal - Hem şahin, hem güver...
Ali Erdal - Hem şahin, hem güver...
Kadir Bayrak - Hesaplaşma zamanı
Necip Fazıl Kısakürek - İslâm’ı yenilemek
Necip Fazıl Kısakürek - Benim halim
Bedran Yoldaş - Nice sahipsiz yüzler...
Ekrem Yılmaz - RÖPORTAJ - ŞEYMA KIS...
Ekrem Yılmaz - Üstad ile
Ekrem Yılmaz - Sessiz geliş
Ekrem Yılmaz - Dağların ardı
Fatma Pekşen - Pehlivan dayının elm...
Ahmet Mahir Pekşen - Şiirimde Necip Fazıl...
Dergi Editörü - Ektik ektik yetişece...
Site Editörü - Zor zamanların cesur...
Necdet Uçak - Torunuma
Necdet Uçak - Gel temiz tut
Necdet Uçak - Necip Fazıl Kısaküre...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
M. Nihat Malkoç - Gazzeli kelebekler
M. Nihat Malkoç - KELİME HARCIYLA SÖZ ...
Zaimoğlu - Birinin yerini doldu...
Zaimoğlu - Üstad Necip Fazıl et...
Zaimoğlu - Seni bilsinler
Ayhan Aslan - Maya
Ayhan Aslan - Erzak
Mehmet Balcı - Deli Ozan
Mehmet Balcı - Artist Efendi
Av. Mustafa Büyükgüner - Necip Fazıl’ı anlatm...
Muhsin Hamdi Alkış - Ne Fa Ka, bedenini a...
Halis Arlıoğlu - Gabar’da petrol mü ç...
Muzaffer Doğan - Büyük Doğu, Necip Fa...
Murat Yaramaz - Kuzgun
Murat Yaramaz - Cephe
Murat Yaramaz - Öyle mi
Mahmut Topbaşlı - Gerçeğin özü
Melih Aydoğ - İdrak
Muammer Zeki Aygur - -dan
İlkay Coşkun - Ayağa kalk Sakarya
Tuba Kanlıkama - Asr-ı Saadet’in hanı...
Özkan Aydoğan - Bir çiçek
Heybet Akdoğan - Lina
Emine Öztürk - Kuşlar
Mustafa Makas - Üstad
Hüma Sunguroğlu - Mesut teselli
Abdullah Doğulu - İcazetsizler ve cemi...
Bekir Oğuzbaşaran - Abdülhakîm Arvâsî (k...
Kâzım Albayrak - Necip Fazıl’ın hadis...
Murat Ertaş - Bir artist karakter,...
Ahmet Sezgin - Kaldırımlar, Çile, S...
Bülent Acun - 40 maddede bendeki Ü...
Zekeriya Yılmaz - Türkçe çağlayan ırma...
İlyas Subaşı - İfade ve hızını düşm...
Orhan Oyanık - Yüreğime sor
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 13848053
 Bugün : 5445
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 615883
 Bugün : 97
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 67
 120. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 7
Son Güncelleme: 29 Mayıs 2024
Künye | Abonelik | İletişim