Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     3334 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

HAKLAR
Kürsü Nizam

  Sayı: 63 - Ocak / Mart 2009

Aralarında ve her hususta adaleti yerine getirmek şartıyla erkek, evinde veya ayrı ayrı evlerinde dört kadına kadar alabilir. Emir değil müsaade... Bugünkü dünya şartlarının "bir"den fazla zevceli bir izdivaçta adalet icrasına müsait bir tarafı kalmamıştır.

İzdivaçta irade ve kuvvet, kadından ziyade erkeğe verilmiştir. Kadının hakkı da mahfuz...

Zevcesinden ayrılma hak ve kararı erkeğin... Onun da dayanakları var ve gerçek müminde "keyfim böyle istiyor!" diye karısını boşama meyline izin yok...

Erkek, izdivaçta kendisine verilen hakları, ilahi emirler dairesinde vicdanına danışarak kullanmak mevkiinde ve bu mevzuda dışından değil, içinden kelepçeli vaziyette... Hadis "Allahın en ziyade buğzettiği helâlin (müsaadenin) zevcesini haksız yere boşamak" olduğunu bildiriyor. Kur’ân emri ve peygamber tembihi de bu merkezde... Kadını boşamakta bir sürü engel koyan ve erkeği dışından sıkıntıya alan asrî tedbirlere karşı, onu dışından serbest bırakıp içinden bağlayan İslâm’ın müeyyide kuvvetine dikkat edin ki, tatbikat, boşanmada eskiden yüzde beş vaka olursa bugün yüzde yetmişi aştığına şahittir. Tıpkı, köstekli atlardan çoğunun ipini koparıp kaçtığı bir çiftlikte, hiç bağlanmamış, fakat terbiye görmüş atların hududa riayet etmeleri ve kaçmamaları gibi...

İmanla beraber nikâhı da silip süpürücü sebeplerse ilâhî haklar zümresinden...

Kadının dinî müeyyide makamı nezdinde, kocasından ayrılmakta hak iddia edebileceği ve erkeğinden tefrikini isteyeceği şekiller irtidat (İslâm’dan çıkma) bir sürü biçimiyle küfür, zulüm, erkeklik vazife ve mesuliyetinden uzaklaşmak, iktidarsızlık, karısını ahlâk dışı fazihalara sürmek gibi haller... Selim akıl üzerine dayalı beşeri kanunlarda da müeyyidelendirilmiş şeyler...

"Size iki zaifin hakkını emanet ediyorum; biri öksüz, öbürü kadın" buyuran Kâinatın Efendisi, kâinat efendiliğinin tahtı üzerinden konuşuyor.

ÖLÇÜLER

Erkek, kitap ehlinden (Hıristiyan veya Yahudi) bir kadını alabilir; kadınsa böyle bir erkeği, İslâm’a çekmedikçe alamaz. Müslüman erkeği seven kitap ehlinden bir kadının, o sevgi içinde İslâm’ı sevmenin de yolunu bulacağı umulur.

Topyekûn dinsiz yahut putperestlerden kadın nikâh edilemez.

Kişinin yakınlık derecesi içinde, evlenilmesi haram iki çeşit vardır: Biri küllî ve ebedî, öbürü nisbî ve muvakkat haram ifade edici iki sınıf...

Kişiye anası, anası ve babasının anaları, kızı, kızının ve oğlunun kızı, kız kardeşi (isterse ayrı anne veya babadan olsun), kız kardeşinin kızı, sütkardeşi, sütkardeşinin annesi ve kızı, halası, teyzesi, mutlak, aslî ve ebedî kaydıyla haramdır. Bu münasebetler arasında aynı anne ve baba vaziyeti rol oynamaz ve birinden birine iltisak(bağlantı) haram şebekesini tesis etmeye yeter.

Bu küllî, mutlak ve ebedî haramlardan sonra, nisbî, mevziî ve muvakkat haramlar geliyor. Muvakkat tabirinden kast, vadesi doldurulacak bir müddeti değil, kaldırılması mümkün bir kaydı göstermektedir ve ona mukayyet demek daha doğrudur. Sonradan olma sıhriyet yakınlıkları... Bunlardan da, ebedî haramlar var. Başta kaynana ve gelin...

Nikâhı haram şahıslar mevzuunda nice incelikler ve esrar işaretleri vardır. Meselâ insan, zina ettiği kadının bir başkasından olma kızını ve annesini de zevcesi yapamaz. Haram bir münasebetin yakın akrabasını bile helâl dairesine çekemez; zina ettiği kadını nikâhlayabilir de, o kadınla zina takdirinde artık onun bir yakınını zevcesi yapamaz. Zina edilen kadının yakınları, o kadın nikâhlanacak olsa nasıl haram ifade ederse aynen o mevkie geçerler... Baldız, zevcenin ölümünden sonra alınabilir.

Devrimizde cariye ve köle diye bir sınıf kalmadığı için, bunlar bahsimizin içine girmiyor. Ne var ki "ben kendimi sana cariye olarak temlik ettim!" gibi sahte tesellilere de kapılar kapalı bulunuyor.

HULLE

Beşerî mevzulara göre, insan, yüz kere boşanıp aynı fertle yüz kere evliliğini tekrarlayabilir. İslâm’da had üçtür. Erkek iki kere boşadığı kadını üçüncü defa boşayacak olursa, o kadın başkasının malikiyetine girip ayrılmadıkça tekrar onun olamaz.

Bu yasak, "zevcenizi istediğiniz gibi boşayın, sonra başkasına verip peşinden ayırın ve yine alın!" mânâsında galiz bir müsaadeye değil, "Allah’ın size verdiği hak ve iradeyi yerinde kullanın, hürriyet ve tasarruf hakkınızı kötüye sarf etmeyin ve eğer böyle bir hale düşecek olursanız sonuna katlanın!" şeklinde anlaşılmak ve aslında müsaade yerine engel kabul edilmek icap eder.

Bu vaziyette "Hulle" tabir edilen tatbikatın, kadını iradesi önceden satın alınmış bir adama nikâhlatıp sonradan boşandırma şeklinin İslâm ahlâkına uyduğu söylenemez. Eski zamanların (çok eski değil) birtakım kör ve muhtaç kuklaları kiralayıp yaptırdıkları bu fiile göre İslâm hakkında hüküm savrulmaz. "Mut’a Nikâhı"na eş, Hulle nikâhı ne dereceye kadar makbul olabilir ki, bu yol memduh olabilsin?.. Bu inceliği görmeyenler ve İslâm’ın erkeğe biçtiği irade ve nefse hâkimiyet müeyyidesini, "Hile-i Şer’iyye"nin bir çeşidi olan "Hulle" mevzuunda arayanlar şeriat ruhundan mahcupturlar. Hulle, irade terbiyesini hedef tutucu bir ceza ihtarıdır.

İYLA

Bizzat peygamber tatbikatı olan "iyla", ferdin, zevce veya zevcelerine darılıp onlarla bir müddet temas etmemeye yemin etmesi... Cahiliyet devrinde ananeleşmiş ve mübalâğalı müddetlere bağlanmış olan bu vakıa, İslâm’da dört ay olarak hudutlandırılmış, türlü şekil ve şartlara inhisar ettirilmiş ve kefareti on fakiri bir gün doyurmak veya üst üste üç gün oruç tutmak tarzında tespit edilmiştir. Bu şeklin günümüz Müslümanlarınca tatbikine mahal ve lüzum yoktur. Zevcesine darılan darılır, sonra barışır,  müddet tayin ve "İyla"ya niyet etmez, dargınlık sebebinin devam edeceğini ve arada ahenk kalmayacağını görünce de boşanır. "İyla" bir emir değil, müsaadeli bir tembih yoludur.

NAFAKA

Zevcenin bakımı ve bütün meşru ihtiyaçları erkeğin üzerinde... Karşılıklı anlaşmayla ve gönül isteğiyle, zengin kadın kocasına, erkek de zevcesine dilediği yardım ve hediyede bulunabilir. Ama ne erkek ne kadın, hususiyle kadın, eşinden izinsiz onun malını tasarruf edemez. Erkeğe itaate dayanan İslâmî aile sisteminde, harcamalar başıboş değildir. Ayrılıktan sonra da kadın, başka bir gelir yolu bulmak üzere kocasından, belli bir yardımı, hâkimin takdir ve kararına bağlayarak isteyebilir. Mehri ayrıca hakkıdır.

İDDET

Kocasından ayrı düşen kadının tekrar evlenebilmesi için, hamile olup olmadığını göstermek üzere beklemeye mecbur olduğu müddet...

Kadın başkasıyla nikâhının makbul olması için eski kocasından ayrıldığı zamanı takip edici tam üç hayız görmekle mükellef... Üç ay içinde durum belli olabilir; bazen bu müddeti de aşabilir, fakat üç hayız görmeden kocaya varmak hakkını kazanamaz.

İddet nafakası almak da haktır...

Hayızdan kesilmiş kadın da hayız gösterip göstermeyeceğini, gerekirse uzun müddet bekletilmekle ispata davet edilir ve ancak tıbbî ve ilmî kanaat hâsıl olunca izdivaçta serbest kalır. Ölümle ayrılıkta iddet daha uzundur.

Gebelik halinde kocasından ayrılan kadın, doğurmadıkça kocaya varamaz. Çocuk düşürmek de doğurmak gibidir.

Aynı kayıtlar erkeğe de şamil... Onlar da nikâhlarının selâmeti bakımından iddetini doldurmamış kadın alamazlar.

Ve bütün bu kayıt ve şartlar, ancak başvurulduğu takdirde müdahaleye mezun dinî kaza mercilerine verilmiş bir teftiş ve tasdik hakkını değil, tıpkı ibadetlerde olduğu üzere fertlerin karşılıklı vazife ve borçlarını belirtir. Müslüman’ca evlenmek, aile kurmak, ömür sürmek ve boşanmak isteyen böyle yapar.

NESEP

Aile kolu manasına gelen nesep, annede sabit, babada ise değil...

Bütün zaman ve mekânın Resulü, çocuk kimin yatağında doğmuşsa ona ait olduğunu söyledi ve cümlesini şöyle bağladı: "Hesapları Allah görecektir..."

Zina ile nesep sabit olmaz. İzdivaçtan 6 ay geçmediği halde doğurulan bir çocuk da nesebe giremez. İzdivaçtan 6 ay sonrasına, 9 aya ve daha ileri müddetlere varan doğumlar hep nesep içi...

İddetinden itibaren 6 ay içinde doğuran kadının çocuğu ayrıldığı kocaya ait ve nesebe dâhil...

Evlâtlık almakla nesep gerçekleşmez ve kızın efendisince nikâhı caiz olur.

 


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Gıda... - Sayı 94
GIDA... - Sayı 93
MEVLİT... - Sayı 68
D?NYA... - Sayı 67
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Gıda
Sağlık sisteminin şifresi
Kardelenden Haberler
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16780872
 Bugün : 2703
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 731323
 Bugün : 173
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 270
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim