Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4615 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

“To Rin Tei Ko Şin Nyo”: Anlamın Yaşadığı Bedenler veya Dünya'nın Yüzüne atılmış Tatlı Mimikler
Sinan Ayhan

  Sayı: 64 - Nisan / Haziran 2010

Mallarmé'ye göre şiir, iki kelime arası “beyaz aralık”ta kurulur... Anlam, cümleyi öpene, o mimik ona verilene kadar... Doğru bir yerden konuşmak, sanırım bu da o “beyaz aralık”ta tutunan, inkişaf eden başka türlü bir hal, bir hassasiyet...

Temeli doğru bir yerden konuşmak, bunun tesisi için söyleyenin kendinden vazgeçmesi, doğruluk karşısında kendini feda etme ahlâkında olması şart... Aksi takdirde ne makul bir görüş, ne üstün bir ölçü, ne de güzel bir dünya ortaya çıkar... Her şey ilk elde, daha hakikate varmadan heba olur gider... Sartre bir yerde, Husserl ve Heidegger'i kıyaslayarak Heidegger'in betimlemeci olmadığını, meseleyi kaynağından eşeleyip kurduğunu söyler, benzetmeye kaçmadan... Bir şeyi, bir tarif dolayına sapmadan, doğrudan tanımla anlatmak mesele... Betimleyici olmak da yanlış değil... Sadece, ara bir basamak... 

Temeli doğru bir yerden konuşanlar veya meseleyi kaynağından konuşabilenler bizce hayatlarıyla konuşur, yaşadıklarının konuşturduğu öte bir anlamla... Falanca yazar için otururken, yemek yerken, gazete okurken, tramvaya binerken, denizi seyrederken, elinden bir şey düştüğünde onu eğilip alırken yazar; bir tek kâğıt karşısında, elinde kalem varken yazar değil; denmiş... Oysa zaten oraya kadar tanımı tarayarak gelir yazar; kalem ve kâğıt derdine düştüğünde hakikati tüketen tariflerin kıskacındadır... O kıskaca rağmen yazıyor olmak da o yaşamanın içindeyse, yazma eylemi anlamlıdır... Yazıda meseleden taklidi olanı arındırıp yazarken yaşıyor olmak; yaşarken bedeninle, halinle, duruşunla bir kalem olarak bir keyfiyeti yazmak... Heidegger bunu “varoluşun nasıl bir anlam olduğu değil, anlamın nasıl bir varoluş olduğu mesele” diye anlatıyor... “Dasein”; olduğu yerde olan şey veya anlamın yaşadığı beden...

Bir şeyden, bir halden, bir oluştan kendini ne kadar çıkarmak mümkün olursa, o şeyin zamana karşı dünyada kalan etkisi o kadar çok olur... Modern zamanlarda bu cüssede adam var mıdır, bunun keyfiyetini kurcalayıp bir estetik çatmak başka mesele... Ancak belki birkaç doğru yerden konuşma, doğru duruş örneğini kişilerden öte, sadece o zaman kesitine ait olarak göstermeyi deneyebiliriz... Muhammed Ali, tutuklanmayı göze alıp Vietnam için askere alınmayı reddederek bütün amerika'ya karşı “evde, sokakta düşmanım sizsiniz; otobüse binerken düşmanım sizsiniz... Vietnamlılar benim düşmanım olamaz...” diyebilmiştir... Keza Bruce Lee bir duruş sahibidir, bu duruşun ne kadar yer kapladığı başka mesele; ama o, hem amerikan ırkçılığıyla, hem tutucu çinlilerle mücadele etmiş bir kişilik... Dünyadaki etkisi de farklı olmuş... İsmi hâlâ bir çok çocuğun kulağına kazınmış durumda; ondan sonra dövüş bir sanat... Yumruk, tekme bir sanat... Felsefe eğitimi almış, Uzakdoğu bilgeliğiyle tanışmış ve bu iki hali harmanlamış; onun bir sözü var: “Bir dal parçası kırılır, etten kemikten bir şey zarar görür; ama su akar, bulunduğu kabın şeklini alır, ona uyum sağlar ve kırılmaz; o zaman mesele su olabilmekte, biz de su olalım(be water my friend)...” Japon yönetmen Kurosawa ise, sadece sinemayla ilgili kişiler tarafından bilinir; kendi tabiriyle hümanist bir sulu-gözdür; ama ölen ablası ardından söylediği şu söz çok güzeldir, çünkü ancak bir aşk iklimindeyseniz bu kelimeler sizden çıkar: “to rin tei ko şin nyo-içten kadın için şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı”... 

Son zamanların bir felsefe tekerlemesi var; “bu değil bu değil bu değil”; ama ne...  İşte bizim aradığımız tam olarak, Muhamed Ali değil, Bruce Lee değil, Kurosawa değil; ama belki “şeftali ormanında doğruluğun güneş ışığı” adına şiir soluğunda yürüyen, bu...


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Kalem, O Kalemdir... - Sayı 114
Oluşmuş ve Oluşmamış Âzâl... - Sayı 114
Hakikatin Önsezisinden Ye... - Sayı 113
Liyakatin Kökleri ve Köke... - Sayı 112
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Peygamberimizi, bizim O na mesafemizi,içinde bulunduğumuz gafletten çözüme giden yolları anlatan "Gü... Ayşe Eroğlu

 ALLAH SELAMET VERSİN HOCAM BU... Behçet Eroglu

 Elinize gönlünüze sağlık. Bâki selâm ve dua ile...... Naci Eroğlu

 Selâm ile...... N. Eroğlu

 Yazınız durumun tespitini yapmış ve doğru tespittir tarihi gerçeklikler ile de uyumludur. Lakin bizd... Hüseyin yaman


ACIYORUM

Millet, Meclis’i seçiyor...

Meclis, millet namına kanun yapıyor...

Anayasa Mahkemesi de bu kanunları bozabiliyor...

 

Şimdi söyleyin:

Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla mı milletin?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız Anayasa Mahkemesi’nin mi?

Hâkimiyet kayıt ve şartla Anayasa Mahkemesi’nin mi?..

(Kardelen; 13; Mart 1997)

 

ACIYORUM

Bir takım kimselerin, yetkilerini aşarak, kanun dışı teşkilâtlar kurduğu ve kanun dışı faaliyetlerde bulunduğu artık kimsenin yok diyemeyeceği bir gerçek halinde ortaya çıktı.

Bunlar, başlangıçta en azından, kanunların kötülerle ve kötülükle mücadelede yetersiz kaldığını düşünüyor.

Böyle örgütlere karşı çıkanlar da, gizli ve kanun dışı teşkilât kurulacağına falan falan kanunlara ve filân filân mekanizmalara dayanarak şöyle şöyle mücadele mümkündür, demiyorlar...

 

Öyleyse...

Ya bu ülkede kanunlar ve işleyen mekanizma yetersizdir... Ya devleti idare edenler...

Bu işin (ya)sı, (ma)sı yok... Hem kanunlar ve işleyen mekanizma, hem idareciler yetersiz...

(Kardelen; 13; Mart 1997)
66
Beslenmede sünnet ölçüsü
Su gibi aziz ol
Sağlık sisteminin şifresi
Gıda
Kardelenden Haberler


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16757435
 Bugün : 1227
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 730306
 Bugün : 35
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 211
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 6
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim