Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     4295 kez okundu.     2 yorum bırakıldı.     Yazara Mesaj

Ruh K?k?n?n Milliyeti
Mustafa Kınıkoğlu

  Sayı: 53 - Temmuz / Eylül 2006

Bu sayının konusunu ilk öğrendiğim zaman, “Türk ruh kökü” kavramı üzerine biraz düşündüm.. Acaba bu terim neyi ifade ediyor ve anlattığı mânâyı tam olarak taşıyor mu?..

Genel plânda konu Türk ruh kökü iken, ayrıntıda konumuz “Türk ruh kökü toplum mühendislerinin plânlarını bozacak güçtedir” cümlesiydi.

Şimdi, ruh kökünün başındaki Türk kelimesini ele alırsak, plânlarının bozulmasını umduğumuz mühendislerin çoğunun Türk olduğunu görüyoruz… Küresel olarak düşünsek bile, en azından bizim ülkemizdekilerin çoğu Türk’tür. Bu durumda “Türk ruh köküne” mânâ kazandıran şeyin sadece Türklük olmadığı göze çarpıyor. Sadece Türklük olsa idi, şu bahsi geçen mühendisler de yeter şartı sağlamalarından dolayı rahatlıkla “biz de Türk ruh köküne bağlıyız” diyebilirlerdi.

Demek ki, Türklük yeter şart değil. Peki gerek şart mı?

Benim düşünceme göre, “Türk ruh kökü” kavramı ile anlatılmak istenen şey, Anadolu insanımızın, İslâm ile tanışmasından sonra geldiği kıvamdır. Kış sabahlarında, pekmezle tahinin karışmasıyla oluşan kıvam gibi Anadolu, İslâm ile tanıştıktan sonra yıllardır özlemle beklediği hale gelmiştir.

Aslında parantez içinde şunu da ekleyelim ki, Anadolu kavramı da salt coğrafya olarak düşünülemez, aynen ruh kökünün başındaki Türk gibi... O da coğrafyadan çok daha fazla mânâlar içeriyor. O mânâları da oluşturan yine bu coğrafyanın İslâm ile tanışmasıdır bana kalırsa.

Demek ki, “Türk ruh kökü” dediğimiz zaman, orada asıl unsur bu coğrafyanın, bu toprakların İslâm’ı benimsemiş olmasıyla meydana gelen “ruhtur”.

Zaten dünya üzerinde olduğunu düşündüğümüz diğer “ruh köklerini” ele alırsak hepsinin mayasının din olduğunu görüyoruz

Bu iddiamızı, dünya üzerindeki etkin ruh köklerini inceleyerek güçlendirmeye çalışalım.

Şu anda dünya üzerinde etkin güç olarak kimleri sayabiliriz?

Bir tarafta İsrail-Amerika, bir tarafta Avrupa Birliği ilk akla gelenler. İsrail’in bağlı olduğu ruh kökünün mayası direkt olarak gerçeğinden saptırılmış Yahudiliktir. Diğer taraftan, Avrupa Birliği ise, -tüm Avrupa’yı kastetmiyorum, bazı Avrupa ülkeleri İsrail'in bağlı olduğu köke daha yakındır.- Hristiyanlık’tan ve Helenizm’den etkilenmiş bir ruh köküne bağlıdır. Burada Helenizm’in, insan eliyle oluşturulmuş dinsel bir etki olduğunu da belirtmek isterim.

Eski Sovyetler’e ne demeli diyebilirsiniz. Onlar da din ile ilgili bir maya ile yoğruldular. Ama bu seferki maya “dinsizlikti”. Şimdiki Rusya’nın ve Çin’in de bu mayayı -eski Sovyetler kadar olmasa da- taşıdığı söylenebilir.

100 sene öncesine kadar, dünyada çok daha etkin bir ruh kökü daha vardı. Osmanlının taşıdığı, bizim “Türk ruh kökü” ile adlandırdığımız ruh kökü... Şimdi bu ruh kökü yok. Daha doğrusu var ancak, onu taşıyacak vücut yok.

Buraya kadar yazdıklarım ile Türklüğü arka plana attığım düşünülmesin. Asr-ı Saadet döneminden sonra, birkaç tane müslüman devlet kuruldu, yıkıldı. Ancak, bugün kendisi olmasa bile, bütün dünyaya Efendimiz’in ismini yaymaya çalışan, cihad eden askerlerine Efendiler Efendisi’nin ismi olan Mehmed ismini takan Osmanlının adı, halâ ayakta.

Bugün Filipinler’deki bir kıyı köyünde II. Abdülhamit’in yapımına yardım ettiği bir cami var ise, bunu sağlayan bu ruh köküdür. İşte konumuzda bahsi geçen mühendislerin işi salt Türkler’le değil, gönlünde bahsettiğimiz mânâyı taşıyan herkesledir. Siz isterseniz buna Türk ruh kökü deyin, isterseniz Anadolu ruh kökü, isterseniz İslâmî ruh kökü...

İçindeki bu mânâyı taşıdıktan sonra ister Alman olsun, ister Japon, ister Rum... Hepsi bu ruh köküne bir yerinden yapışırlar. Ancak tarih de şahittir ki, Türkler’in fıtratı bu mânâyı temsil etmeye son derece uygundur. Bu da Allah’ın bir lütfudur.

Sonuç olarak Türklük, bahsi geçen ruh kökü mânâsını taşımak için yeter şart değildir, hattâ iddialı bir lâf olacak, istisnalara bakıldığında gerek şart da değildir. Ancak geniş açıdan baktığımızda, Asr-ı Saadet’ten sonra fıtrat olarak bu mânâyı diğer müslüman milletlerden daha farklı anladığı ve taşıdığı da ortadadır.

Doğarken milletimizi seçemiyoruz, sonradan da değiştiremiyoruz. Bu şekilde olan özelliklerimiz için “Elhamdülillah” demekten öteye geçmek, farklı düşünce oluşumları içine girmemize neden olabilir. Efendimiz’in “Arab’ın Acem’e, Acem’in Arab’a üstünlüğü yoktur, üstünlük takva iledir” hadisi doğrultusunda, bu ruh kökünün mayasının bu hadisde bahsi geçen takva olduğunu düşünüyorum.

Zaten toplum mühendislerinin yapmak istediği de, kişilerin ellerinden “milliyetlerini almak” değil -ki çok saçma bir kavram oldu-, olanların imanını azaltmak ve sıfıra indirmek, olmayanların ise bu imana hiç kavuşamamasını sağlamaktır.


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Ekleyen : hasan batmaz    
Yorum : kınıkoğlu, yaz bre yaz... ne yönden eserse essin rüzgâr...




Ekleyen : whiteman    
Yorum : sevgili mustafa düşüncelerin bir birine çok bağlı ve derin düşünceler.Ancak aklının değil duygularının yönlendirmeleriyle yazmışsın.Ve temelde anlattıklarının özü karşındaki kişinin sadece ve sadece senin duygusal felsefeyi (imanı...) kabul etmesi gerektiğine çıkıyor.Bu da kutsal olan evrensel insan özüne aykırı; ayrıca bu evrensel hakka göre kişi istediği düşünceyi seçse bile sonuçta ortak bir noktada buluşabilmeli.işte bu ortak noktanın getirisi de insani mutluluk ve başarıdır.Bu da ancak laik bir felsefeyle karşılanabilir.





 
"O"... - Sayı 99
Necip Fazıl hakkında iki ... - Sayı 92
Bir Derviş Sultan Ulu Hak... - Sayı 91
Dua, kulun acizliğini gös... - Sayı 89
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Sonsuz karanlıklarıma gömülüşümü anlamayıp bilmeden kendi karanlıklarına denk sayanlar tarihin karanlığında boğulmaya mahkûmdurlar.
Kardelen: Sayı 1, Temmuz 1992
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16909641
 Bugün : 4192
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 746387
 Bugün : 730
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1018
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim