Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 36 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     966 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Yampirik
Ayşe Yaz

  Sayı: 113 -

" Yaşar Ağabey ben bu monitörü atıyorum.’’

Bendeniz Yaşar. Kel Reşit’in mürekkep yalamış oğlu. Anamın iş güç arasında unutup ablam Nazmiye’ye büyüttürdüğü sarı kafa Yaşar. Ailemizin genetik hastalığı düztabanlık ayaklarımızı da içe basarız. Benimde ayaklarım birazcık içe dönük, yamuk basar, basarken de azıcık sallanırım. Çocukluktan beri Yampiriklerin Yaşar’ım.

Buralar bağlık bahçelik. Mart sonu başlayan iş-güç ilk kar düşene kadar hababam de babam devam. Kasaba dediğin ufacık yer, dağların ardında adıyla müsemma Göl Ovası. Ovada ekin, pancar, sarı ayçiçeği kafası. Az tırmanınca kiraz, vişne, ceviz, üzüm salkımı üstüne dağ havası.

Toprağı hiç çekmedi içim. Yaşıtlarımın traktör merakı da yoktu bende. Eee geriye bir tek kâğıt kalem kaldı. Mabudun verdiği akıldan yana pek nasipli sayılmasam da ite kaka bitirdim liseyi. İş dersen; masa başı, uzaktan akraba Mahmut Dayı’nın yardımıyla bulduk şükür.

İdaresi altında çalıştığım müdürlerim babacan adamlardı, beni de hep severler. Eeee sülalem komik biz yampirik sülalesi kasabada tek denizdir hani. Ağzım iyi laf yapar. Anamdan miras hikâyeciliğim, dedem Kel Tayyar’ı aratmayan nüktedanlığım işi kitabına uyduran becerikliliğim! Arkadaş arasında oldukça meşhurum. Arada sırada bana döner; ’’Lan Yaşar patlat bir fıkra da neşemizi bulalım‘’ derler. Bende fıkradan bol ne var. Hangi kategoriden isterseniz oradan olsun derim. Ağzımı gözümü eğe eğe fıkra kahramanının ruhuna bürünüp anlatıveririm. Odayı saran meyus havayı dağıtır herkesi mest ederim.

Dairede odama ilk defa uğrayanların dikkatini masamdaki bilgisayar çeker. İri yarı arkaya doğru uzayan monitör… Şimdilerde herkese ballandıra ballandıra anlattığım hikâyem benim.

O zamanlar kasabada müdürümüz Celil Bey ; ‘’ Oğlum Yaşar ile gitmek gerek, bize donatım malzemesi gelmiş.’’ Deyince, yanıma azcık saftan Tarık’ı alıp yola koyuldum. Dünya değişiyor. Bizim küçük yerlerde kabuklarından sıyrılıp dünyaya açılıyor. Dijital köye dâhil oluyoruz vesselam.

Dairede çalakalem yazılıp uzatılanları daktiloya çekmekten canımız çıkmakta. Bende hayli zamandır daktilodan kurtuluşu sağlayacak bir bilgisayarın hayalini kurmaktayım. Her şeyi bir çırpıda yazdığımız, yanlış olunca tek tuşla silip düzelttiğimiz bilgisayara geçiyoruz daha ne isterim! İçimde kelebekler uçuyor. Sanırsın hanımın aylardır istediği süpürgeyi almaya gidiyorum.

Kurumun il müdürlüğü binası toplantı salonuna vasıl olduk. Bizcileyin taşra teşkilatı bir iki fireyle yerine almış. Başladık beklemeye. İnsanoğlunun en uzun eylemi olan beklemek, zamanın en büyük intikamı olsa gerek.

Sonra il müdürünün adı anons ediliyor. Cengiz Canveren. Müdür başlıyor konuşmaya. Uzun mu uzun ama içi boş konuşma beyinlerimizi çoktan uyuşturdu bile.

“Hepinizin taleplerini karşılamak için elimizden geleni yapıyoruz. Şükür ihtiyaç olan malzemeleri temin ettik. Birazdan arkadaşlar sizlere takdim edecekler’’ diyor.

Bizim kurumun adı okununca gidiyorum. Uzatılan kâğıdı imza edip öte başa varıp dikiliyorum. Görevlilerden biri üzerinde monitör resmi olan büyükçe bir kutuyu uzatarak kucağıma bırakıveriyor. Hemencecik içim ısınıyor monitöre. Arka sıradaki bilgisayar kasalarına dikiyorum gözümü. Görevli:

“Hadi hemşerim sıradaki ‘’deyince afallıyorum. Kasasız monitör ne işe yarar?

“Kasa” diyorum.

“Kasa yok. Sizin kurumun karşısında sadece monitör yazıyor’’ diyor.

Elde monitör kös kös arkamı dönüp çıkıyorum salondan. Vaziyetten hoşlanmadım. Tepe yöneticilere ulaşıp kasa istesem diyorum. Ama ümidim yok. . Aklıma bir cinlik geliyor. Dağıtım esnasında yan ilçenin okunan adına kimsenin gelmediğini fark ettim. Beraber geldiğim arkadaşa adını bildiğim memurun ismini vererek kasasını teslim almasını kendisine vereceğimizi söylüyorum. Zavallı yardım etmekten memnun iyi bir şey yapıyormuş gibi gidip imza atıp kasayı alıyor.

“Ya işte o gün bu monitörü ilimizin efsane müdürü Cengiz Canveren, Kasayı da becerikliliği ile müsemma! Yampirik YAŞAR .!! Hediye etti kuruma.’’

Sonradan uzun vakit konuşuldu. Canveren müdürüm malzeme eksik gelince, kimseyi kırmamak için kimine monitör, kimine klavye, kimine de kasa verdirmiş o gün.’’

Haa sual mi edersiniz kasaya ne oldu diye? İş görür hala. Arada bir bilgisayarcı Cafer el atar sağını solunu toparlar. Maşallahı var. Peşini aradılar mı diye merak mı edersiniz? Kime gerek koskoca imzalı kağıt ellerinde!!!!

Bendeniz Yaşar. Yampirik Yaşar. Bugünden sonra emekli Yaşar!!!


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Sivil itaatsizlik... - Sayı 124
Yağmur (Gazzenin çocuklar... - Sayı 119
Postacının Karısı... - Sayı 117
Kafasında Duman Tüten Ada... - Sayı 116
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (130):
Yapay zeka ve dijitalizm

Son Eklenen Yorumlardan
 Senirkent facìasi ile ne alaka... EB

 Hep bel altı vurmuş... Mustafa Güneş

 şair hep aktifden örnek veriyor. Bu işi biliyor sanırım ... Adnan Ay

 çok duygulandım teşekkürler ... Esra Çay

 Bence çok güzel ama biraz dili agir... Yusuf Korkmaz


Kim demiş okumuyoruz diye?
*Sevmediklerimizin, televizyon ekranlarında ve gazete sayfalarında canına okuyoruz!
*Trafik kazalarında ölenler ve PKK canilerinin katlettikleri için rahmet okuyoruz!
*Törenlerde nutuk okuyoruz!
*Kim ne derse desin, bildiğimizi okuyoruz.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Güneş yeniden doğuyor
Adâlet lâzım
Kimseye sözüm var
Ümitle
Kimlikten ideale Türk yüzyılı


Yavuz Sert - Kimlikten ideale Tür...
Ali Erdal - Bu bayrağa basılmaz,...
Kadir Bayrak - Türk kimliği
Necip Fazıl Kısakürek - Tamamlığın şartları
Ekrem Yılmaz - Zaman bendedir şuuru
Ekrem Yılmaz - Türk binyılı
Ekrem Yılmaz - Bekir geldi
Ekrem Yılmaz - Ümitle
Dergi Editörü - Bekliyoruz
Necdet Uçak - Bizim Yunus
Necdet Uçak - Ne beklediğim var ne...
Mustafa Büyükgüner - Türk marşı
Mustafa Büyükgüner - Şaşkınlar
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
Kardelen Dergisi - Kardelenin 15 Temmuz...
Kardelen Dergisi - Kardelenden haberler
Zaimoğlu - İnsan kalma savaşımı...
Mehmet Balcı - Güler misin ağlar mı...
Hasan Tülüceoğlu - Kırık yaz
Ahmet Çelebi - Sükût
İğneci - Gerçek büyükleri tan...
Halis Arlıoğlu - Geç kalan bir yazı
Halis Arlıoğlu - Aklıma takılanlar
Murat Yaramaz - Yakınma
Gözlemci - Hadislere bakış
Mahmut Topbaşlı - Türkiye yüzyılı
Mahmut Topbaşlı - Çözülen hayatımdır
Cahit Ay - Ateşe perde
Cahit Ay - Sû-i zan
Cahit Ay - Yattı ve yattı
Mevlüt Yavuz - Gökyüzüne kement vur...
Cemal Karsavan - Sığmam artık şiirler...
Yaşar Akyay - Güneş yeniden doğuyo...
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm yok
İbrahim Durmaz - Kimseye sözüm var
Saltuk Buğra Bıçak - Adâlet lâzım
Emre Kaymaz - İlim ve irfanla Türk...
Hasan Veli - Baba
Ayşe Çağlayan - Ben de yolcuyum
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 17496049
 Bugün : 2579
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 833962
 Bugün : 339
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 219
 129. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 0
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim