Kardelen'i DergiKapinda.com sitesinden satın alabilirsiniz.        Ali Erdal'ın yeni kitabı TÜRK KİMLİĞİ çıktı        Kardelen Twitter'da...        Kardelen 35 Yaşında!..       
    Yorum Ekle     220 kez okundu.     Henüz yorum bırakılmadı.     Yazara Mesaj

Dağlara çen düşende
Fatma Pekşen

  Sayı: 126 -

Dağlara çen düşende gelmiştik buralara. Gitmesini de bilmeliydik.

Biliyoruz ve gidiyoruz.

Seherin ayazını yiyen ellerimiz çözülene, kırağı tutmuş camlardan dışarı görünene kadar içimizden duamızı ediyor, bineğimizin menziline müşkülsüz varması temennisinde bulunuyoruz.

Güneşin ısıtma ihtimalinin bulunmadığı bu zaman diliminde, gözümüz ancak alışıyor etrafa.

Issız tarlaların gönüllü bekçiliğini yapan birkaç cılız kavak ağacı, birkaç çalıcık görünüyor süs niyetine. Dört yan alabildiğine beyaz. Sütbeyazı. Yahut da karbeyazı. Bebeyünü beyazı da diyebiliriz.

Aralardan, haşarı köstebeklerin maharetiyle ortaya çıkan sarımsı toprak öbekleri seçiliyor. Sekizi onu ardı ardına dizili. Patlak avuç içlerine pamuk bastırmış rençber eli gibi görünüyor kevenler.

Yabanî hayvanlar, hassaten davarlar için konulmuş ayaklı yalaklar. İçinde suyu var da donmuş mu, suyu hepten mi kesik anlaşılmıyor. Hoş, bu yalakların ayaksızı da mı var, bilemiyorum.

Kimi tepelerde kar yok. Akbaba başı gibi süzüyorlar ün vermez dağları. Nemli, yol yol çizgiler inmiş baş aşağı. Çizgiler, altını ıslatmış mektep talebesi mahcubiyetinde.

Tepelerin arazideki nizamına uyularak dikilmiş elektrik direkleri, telgraf direkleri, okunamayan trafik tabelaları…

Altını ıslatmış bir tepe daha.

Buraların papağı meşhurdur bilirim. Mor koyunları da. Mor koyunlu türküleri hâkeza. Hele bir elini kulağa atmayagörsün yüreği çoban çeşmesi niyetine dert sızdıran civan. Doruklardaki karları bile süyüm süyüm eteklere indirir.

Dönemecin hemen bitiminde, alt tarafını kar bürümüş birkaç üryan meşenin süslediği yeni bir tepe, gözüme papaklı bir yerli gibi görünüyor.

Marazlı bir ihtiyar gibi yanının üstüne yatmış telefon direkleri, bir tarafı içine göçmüş çatılar, yıkık bacalar, tekinden bile duman yükselmeyen, kapıları kilitli, perdeleri çekili mahzun köyler.

Küçük barajlar, çamlıklar, tenekesinin pasından adı seçilemeyen mevki isimleri, yıkık dökük taş duvarlar, arı kovanları, ağıl kalıntıları, eğri büğrü mezar şahideleri.

Asıl renginin üstünü kaplayan apak kaftanla örtülü yol kenarları. Kirpinin, tilkinin, sansarın ayak izlerini yok eden sınırsız bir beyazlığa bürülü.

Tepeler yerini düzlüğe bırakıyor birden. Alın çizgisi gibi duran, dizi dizi tarlalar.

Sahi, bu tarla sahipleri nerede soluklanır, nerede çıkınını çözüp öğlenliğinden nasiplenir? Hiç mi ceviz dikmeyi, dut yetiştirmeyi bilmez! Geniş gövdenin nefis lezzetini tatmayı hiç mi akıl etmez! Yahut da pehlivan cesametinde bir söğüdü neden düşünmez!

Kırışık boynu sarı çizgili mendille sarılı, ak mintanlı, başı kasketli, güneş soluğu pantolonlu kırmızı yüzlü rençberim, kış boyu altına aldığı tek ayağının üstünde keyif tütününü içerken, hiç mi hesap etmez altında nefesleneceği bir ağacının olmasını?

“İyi bir ağaca sarılan, gölgesiz kalmaz” demişlerdi hani.

“İyi ağaçtan talihli dal çıkar” demişlerdi.

“Ağaçların kuşlar dili, çiçekler de gözü” idi.

“Kıyametin kopacağını bilseniz de ağaç dikin” hadisi vardı, hani.

Ağaçtı bu. Beşiğimizden tabutumuza kadar yârimiz, yârenimizdi. Tırtılından ağaçkakanına, serçesinden sincabına kadar başka canlılara da yuvalık ederdi.

Kendi kendime sorduğum sorularıma cevap bulamayıp, eviriyor çeviriyor geri içime gömüyorum. Zaten içim gömütle bezeliydi. Biri daha olsa ne yazardı ki.

Cemreler mintan düğmesi gibi birbirinin ardına sıralıdır ezelden beri. İyi bilirim. İlk cemrenin düşeceği günlerde yola revan olmuşuz işte. Sonuncusunun toprağın bağrında sırlanacağından eminim de birinciyle ikincinin sırasını bir türlü aklımda tutamam. Havaya mı önce, suya mı…

Bir de fiyaka yaparlar ki bu mintan düğmeleri… Her düşüşten sonra kıyameti koparırlar. Yer gök birbirine karışır. Asuman iri iri gözyaşı döker. Börkler başlara oturtulur sıkıca, kocakarılar sığınacak kazan altı arar.

Sonuncusunda turabın bağrı şerhalanır, kabarır da kabarır. Tohum ister, sinesinde yetiştireceği yeşil benizli yavruları düşler. Düşleri boşa çıkmaz elbette. Emdiği rahmet damlalarıyla gerindikçe, tohumlar kapçıklarına sığmaz olunca, çiçeği burnunda ana gibi gururlanır. Bir bir dökmeye başlar yaka çiçeği misâli.

Kırlangıç fırtınaları olur, lodos eser, sam yeri harmanları kavurur. Baharda çiçek fırtınası ile kendini silkeleyen fidan, hazan vaktinde yaprak fırtınasıyla iyice çıplaklaşır. Kırağı çöker çayırlara, su birikintilerinde kristaller oluşmaya başlar. Dağlara bir kez daha çen düşer. Şaşmaz bir nizamla mütemadiyen tekrarlanır. Seneye bir daha, sonraki seneye bir daha, bir daha…


Bu yazıya yorum ekleyin

Adınız
E-posta Adresiniz
Yorumunuz
 

CAPTCHA


Resimdeki rakamları bu alana yazınız


Eklenen Yorumlar


Henız yorum bırakılmadı...
 
Dağlara çen düşende... - Sayı 126
Mustafa... - Sayı 123
Pehlivan dayının elmaları... - Sayı 120
Armudun Son Çiçeği... - Sayı 115
Tüm Yazıları

ASKIDA ABONELİK: Siz de "askıda abonelik kampanyası"na destek olmak ister misiniz?

Gelecek sayının konusu (128):
Helâl ekonomi, İslâm'da ekonomi...

Son Eklenen Yorumlardan
 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin pek çok açıdan harika bir değerlendirmesini okumuş oldum.... Seval Yılmaz

 Yazınız ile, Yunusa ait bu kıymetli eserin dil bilgisi bakımından, harika bir değerlendirmesini okum... Seval Yılmaz

 İnananlar, batıl zihniyete yardım etmemeli, zulme ortak olmamalı ... Ahmet Güney

 Maşallah maşallah Duygularınızı paylaşıyoruz, elinize emeğinize sağlık ... Ahmet Güney

 Allah razı olsun hocam elinize emeğinize yüreğinize sağlık ... Ahmet Güney


Milli Eğitim Bakanlığı’nın anketine göre, gençlerin %61’i kitap okuyormuş.
Hayret! Ya gizli gizli okuyorlar, ya büyüklerinden ders almamışlar ve gizli gizli okuyorlar.
Kardelen: Sayı 3, Aralık 1993
Beslenmede sünnet ölçüsü
Suyun serencamı
Su gibi aziz ol
Yan gözle bakmadı kır çiçeklerine bile
Gıda
Molla Kasım şiiri üzerine tefekkür


Ali Erdal - Sağlık sisteminin şi...
Kadir Bayrak - Çare
Necip Fazıl Kısakürek - Gıda
Necip Fazıl Kısakürek - Ağız
Ekrem Yılmaz - Derdimize bak! Ne yi...
Ekrem Yılmaz - Nakış
Dergi Editörü - Su gibi aziz ol
Site Editörü - Yan gözle bakmadı kı...
Acıyorum -
Necdet Uçak - Dünyayı Allah yaratt...
Necdet Uçak - İçim yanıyor
Kardelen Dergisi - Kardelenden Haberler
Kardelen Dergisi - Gelecek sayı konusu
M. Nihat Malkoç - Sünnete uygun yeme i...
M. Nihat Malkoç - Suyun serencamı
Kadir Karaman - Yana yana
Kadir Karaman - Beklenti
Zaimoğlu - Telaş yok
Ayhan Aslan - Dünyalık
Mehmet Balcı - Filistine ağıt
Mehmet Balcı - Gurbet destanı
Halis Arlıoğlu - Müslüman; fâcir, fâs...
Halis Arlıoğlu - Devran ve endişe
Halis Arlıoğlu - Düşünce sağanağı
Ahmet Değirmenci - Öyle bir vurur ki ka...
Ahmet Değirmenci - Yarım kalan vasiyet ...
Remzi Kokargül - Bozkırın mütevazı ağ...
Murat Yaramaz - Akıl
Murat Yaramaz - Sancı
Murat Yaramaz - Emir
Murat Yaramaz - Hayali
Gözlemci - Hadiseler bakış
Mahmut Topbaşlı - Bülbülü şeyda gibi
Cahit Ay - Gözyaşının düşündürd...
Cahit Ay - Asr-a yemin
Cahit Ay - Sayılı gün-Elâ
Cahit Ay - Ümit
Cemal Karsavan - Kaşım değse kirpiğin...
Osman Akçay - Âşıkların kavuşması ...
Yaşar Akyay - Beslenmede sünnet öl...
İbrahim Durmaz - Sokaklar
Uğur Utkan - Hazret-i Ömer Fârûk
Kemal Çerçibaşı - Vatan
Ebru Adıgüzel - Dönüşümün eşiğinde k...
Eymen Emin Mustafa - Okulum
Ömer Âsaf Namlı - Karanlık
Hatice Doğan - Sofranın şanındandır
Aynur Dağıstan - Âşıkların kavuşması ...
 
 
23 Mart 2005 tarihinden beri
 Ziyaretçi Sayısı Toplam : 16905869
 Bugün : 421
 Tekil Ziyaretçi Sayısı Toplam : 745739
 Bugün : 82
 Tekil Ziyaretçi Sayısı (dün) Toplam : 1018
 127. Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 2
 Önceki Sayıya Bırakılan Yorum Sayısı Toplam : 11
Son Güncelleme: 9 Mart 2025
Künye | Abonelik | İletişim