|
Bozkırın mütevazı ağacı: İğde Remzi Kokargül Sayı:
127 -
 İğde çiçek açmış dallar götürmez
Dağlar diken olmuş kervan oturmaz
Benim bağrım yufka sitem götürmez
Ahmet Gazi Ayhan
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesine gidenler bilir… Hastaneye giden yolun bir tarafında iğde ağaçları, binaların önünde öylece sıralanmışlar. Pencereden bakıp saydım; on üç, on dört tane… Dizi dizi iğde ağaçları. Gerçi hastane bahçeleri ne kadar çiçek ve ağaçlarla süslense de hastanelerin her hâli hüzünlüdür. Bu yüzden hastanelere gelenler; kimi hastalığından, kimi ziyaret maksadıyla, kimi de burada mesleği icabı bulunmak zorundadır. Ancak yine de hastanelerde hareketlilik her zaman bütün hızıyla devam eder.
Mesleğim gereği iğde konusunda bir hayli çalıştım. İğde ile ilgili araştırmalar yaptım, bilimsel makaleler yazdım. “Sultanî İğde” ismiyle bir iğde çeşidini millî çeşit listesine kazandırmak nasip oldu. Bu yüzden iğdelere ayrıca bir ilgim var ve hastaneye her yolum düştüğünde, mevsimine göre iğdeleri izlerim.
Kışın kar yağdığı zamanlar, bembeyaz bir kürk gibi karın sardığı iğde ağaçlarının seyrine doyum olmaz. Mayıs ve Haziran aylarında ise iğdeler çiçek açar. Yol boyunca her yeri iğde kokusu sarar. Öyle sanıyorum ki hiçbir meyvenin çiçeği böylesine mucizevî kokmamıştır. İğdenin yaprakları yeşil zümrüdü andırır; üzerinde şafak güneşi varmışçasına pırıl pırıl parlar. İğde yapraklarındaki yeşil renk ise gözleri ve bedeni dinlendiren, insanı sakinleştirici bir tesire sahiptir.
Misafirleri çoktur iğdelerin… Kuşlar, arılar, böcekler, yağmur, kar; hepsi iğdenin misafirleridir. Ağaçların dallarında yaz kış serçelerin şakımaları sürer. Gölgelerinden gelip geçen yolcular ve çocuklar dallardan sarkan meyvelerinden yerken kuşlar da ağacın dibine düşen meyveleri yerler. Böylece bu ağaçlardan birçok canlı faydalanır. Kentlerde yaşayan insanlar ne yazık ki ağaçları pek tanımıyor. Ardıç, gürgen, kayın, sakız ağacını geçin; meyvelerini yedikleri elmayı, vişneyi, cevizi, kiraz ağacını bile tanımıyor, ayırt edemiyorlar. Ağaçları ancak parklarda, piknik alanlarına gittiklerinde görebiliyorlar. Bu yüzden çocuklarımızı doğaya götürmek; bir ormana, bir kiraz bahçesine, bir çiftliğe götürmek önemlidir.
İğde, ülkemizin her bölgesinde yetişse de daha çok bir bozkır ağacıdır. İç Anadolu Bölgesi’nin uçsuz bucaksız sarı manzarası içinde, bir dere boyu yahut tarla kıyısı veya uzayıp giden yol boyunca kimi zaman gölgesini, kimi zaman meyvesini sunar insanlara. Baharda sarı renkte salkımlar hâlinde açan çiçekleri doğaldır, çok güzel kokarlar. Şair Sadık Dağdeviren, iğde şiirinde iğdenin güzel kokusundan dem vurmaktadır:
Cemrelerin ardından, uyanırken tabiat
Rengârenk çiçeklenir, her tarafta nebatat
Mevsimin güzelini, sunuyorken kâinat
Mehtaplı bir gecede, balkonuma çıkınca
Ne güzel kokar her yer, iğde çiçek açınca…
İğde ağacı; geniş kök yapısı ve toprağı onarmasından dolayı erozyon ile mücadelede de kullanılır. Bu sebepten iğde bozkırlıdır; bozkır ile var olan bir ağaçtır. Bozkırda seyahat edenler bilir; bozkırda her daim bir serap havası vardır. Uçsuz bucaksız sarı bozkır manzarası içinde iğde ağaçları uzaktan bir serap gibi görünürler. Bu görünüm bazen bir ışık oyunu, bazen de bir rüya gibi gelir.
Sonbahar ile birlikte havalar soğur. Soğuk algınlığına bağlı olarak nezle ve grip gibi hastalıklarla mücadele edebilmek için vücudun direncinin artırılması, sağlıklı beslenmenin en önemli temelidir. Bu sebeple sağlıklı yiyeceklerin yenilmesi çok önemlidir.
Sonsuz şefkat sahibi Rabbimiz bizler için her mevsime uygun meyve ve sebzeleri insanların yararlanması için yaratmıştır. Ne kadar Rabbimize şükretsek azdır.
|